BÖYLE GELMİŞ, BÖYLE GİDECEK

 

Mesut ULUKÖK
17 Temmuz 2009, Cuma

 

Yazmayalı epey uzun zaman oldu. Önemli bir sebebi yok bunun, tamamen tembellik kaynaklı bir durum. En son yazdığımızda play-off’lar dahi başlamamıştı. Şimdiyse, play-off’ları geride bıraktık, off-season’da önemli yol katettik, gelen giden isimlerin de çoğu belli oldu. Tabii hala bazı belirsizlikler mevcut, doğal olarak. Yerlilerden şu an muallakta olan isimler Hüseyin Beşok ve Murat Kaya. Murat için Beşiktaş, Hüseyin için de Türk Telekom dedikoduları yüksek desibelde yankı yaratmıştı, lakin son zamanlarda pek ses yok o taraflardan. Hala da ne olup bittiği belli değil dışarıdan takip edebildiğim kadarıyla. Bu arada, merak etmeyin, yabancılarda değişen bir şey yok. Hepsi gitti yine, yenileri gelecek, hatta geliyor, onlar da gider, bir başkaları gelir, yuvarlanıp gideriz öyle…

Yukarıda, her sezonda yabancılar yenilenmeye devam edilir dedik, ama şubeyi yönetenlerin maşallahı var, yabancıların değişmesi sezon sonuna bile kalmadı. Sezona başlayan 5 yabancıdan Strickland, ilk devrenin ortalarında CASA TED Kolejliler’e postalandı. Zizic de ilk devrenin sonunda, kendi isteğiyle ACB Ligi’ne geçiş yaptı. Daha fenası da var, Milan Gurovic. Sezonu takımdan ayrılmadan tamamladı tamamlamasına ama NBA’de sırf kontratı sebebiyle takasla takıma katılmış ve takımın onu alış amacının tamamen önümüzdeki seneler için salary cap’te esneklik sağlamak istediği oyuncular gibiydi. Lütfen gelip arada 2-3 şut attı, kış aylarından sonra da gözlerden iyice ıraklaştı.

Strickland’in yerine transfer edilen Atkins’ten fazla beklentim yoktu, o da sadece idare eder seviyesinde takıldı, lakin Hosley ve Tolliver’in aynı anda gelişinden sonra bir başka siteye yazdığım yazıda, özellikle Hosley’yi öne çıkararak, “Galatasaray, şampiyonluğun en büyük adaylarından biri haline geldi” yorumumu tekrar tekrar okuyarak, acınacak halime gülüyorum. Fiyaskonun da ötesinde bir tahmin-beklenti oldu, ama yapacak bir şey yok, bizi bu duruma düşüren Hosley utansın, tabii yattığı yerden aldığı paraları sayarken vakit bulabilirse. Hosley için, “yatarak paraları götürdü” demek bile pek doğru değil aslında, bütün maçlarda oynadı oynamasına, bol bol sorumluluk da aldı ama, sorumluluk nasıl alınır, onu pek bilmiyor gibiydi. Bir ara maçları izlerken kulübün kapısına dayanıp, maç kasetlerini istemeyi düşündüm; o kasetlerin arasından Hosley’nin attığı bütün şutları tek tek çıkarıp, Uğur Dündar misali, olayın vehametini koyabilirdim ortaya, buna eminim. Play-off’larda Beşiktaş ve Efes Pilsen serilerinde ara ara saçmalamasa bile, takımın en iyilerinden olduğunu söylemiştim, önyargı denen şeye kapılmadan. Bu da geçen seneki Galatasaray takımının vehametini ortaya koyuyor olsa gerek.

Yeni sezonu değerlendirmek amacıyla yazmaya başladım bu yazıyı. Normalde bir takımın yeni sezonunu değerlendirmek için yazılan bir yazıda evvela takımın geçen sene yaptıkları ortaya koyulur, ondan sonra ana yemeğe geçilir, ancak Galatasaray için bu pek de geçerli değil. Zira geçen seneki Galatasaray ile bu seneki Galatasaray arasında hiçbir benzerlik yok, daha önceleri olduğu gibi. Gurovic, Atkins, Hosley falan pişman… Hiçbiri önem arz etmiyor yeni sezonun Galatasaray’ında. O yüzden yeni sezonun ele alınacağı bir yazı için oldukça gereksiz bir giriş oldu başta yazdıklarım, ki bunun yazmadan önce de farkındaydım. Yine de o kadar ara verdikten sonra geçen sezonun ucundan da olsa üstünden geçmek fena olmadı sanıyorum. Ama daha da fazla bu geyiği uzatmanın anlamı yok, yeni sezona geçelim.

Strickland, Zizic, Gurovic, Milojevic, Atkins, Graves, Tolliver, Hosley… Bunlar geçen sezonun yabancıları ve hiçbiri yeni sezonda olmayacak. Graves haricinde hiçbiri de umrumda değil açıkçası. Biraz da Milojevic… Geçen sezon kullanılan bütçeyi tam olarak hatırlayamıyorum, sadece çok fazla olduğunu biliyorum. Bu sezonun bütçesi ise 3 milyon dolar olarak belirlendi. Yabancılar konusunda net bir bilgi verilmese de tahminimce 4 sayısı geçilmeyecektir, zira federasyon 5. yabancı hakkını kullanan takımlardan belli bir miktarda para talep ediyor, buradan topladığı paraları da en fazla 3 yabancı oynatan takımlara eşit biçimde paylaştırıyor. Bütçesinde büyük bir küçülmeye gidecek olan Galatasaray’ın 5. yabancı hakkını kullanması pek olası değil gibi. Bayan takımından erkek takımına terfi eden Okan Çevik d, bu yönde açıklamalar yaptı zaten. 1 ve 2 oynayabilen ama daha çok 1 numarada kullanılacak bir oyuncu ve 3, 4, 5 numaralara birer yabancı… Plan bu şekilde gözüküyor. O bahsedilen 1 numaralı pozisyonda kullanılacak oyuncu belli oldu; Darius Washington. İzlemedim ama okuduğum referansların çoğu olumlu sayılır. İşin içine bütçenin de az olduğunu katarsak iyi bir transfer diyebiliriz. Daha çok kendine oynamayı seven bir oyuncu olduğundan şikayetçi bazıları. Dediğim gibi, izlemediğim için bilmiyorum, ama eğer öyleyse de bunun pek sorun yaratacağını zannetmiyorum. Belki büyük hedefleri olan bir takımın point guard’ı olsaydı bu özelliği sorun teşkil ederdi ama zaten az para harcamış ve hedefi de “gidebildiğimiz yere kadar” türünde olan bir takım için son derece idealdir bence. Sayı ortalaması fena değil, asist ortalaması yetersiz görünüyor. Yalnız, şut yüzdeleri de dikkatimi çekti; %44’le iki sayı, %30’la üç sayı kullanmış. Takımın skor yükünü çekmeye çalışıyordu muhtemelen geldiği Ural Great’te, ondan böyle istatistikler ortaya çıkmış olabilir, ama ne olursa olsun, düşük yüzdeler bunlar. İki sayıları %50’ye, üç sayıları da %35-40 arasına çıkarsa kafi. Unutmadan ekleyeyim, kendisi Makedon vatandaşı olduğundan dolayı Avrupalı oyuncu statüsünde oynayacak. Bileni var, bilmeyeni var, anlatalım o yüzden, bu sezon TBF’nin uygulamasına göre her takım kadrosunda minimum 2 Avrupalı oyuncu barındırmak zorunda. Bu açıdan da şık hamle oldu.

Resmiyet kazanan iki yabancı transferden bir diğeri de, Radoslav Rancik. O da aynı Washington gibi Avrupalı oyuncu statüsünde oynayacak. Böylelikle, yapılacak olan diğer 2 yabancı transferini Amerikalılar’dan yana kullanma şansı doğdu Galatasaray için. Tabii bu ne kadar iyi bir gelişme, orası da fazlasıyla sorgulanabilir. Geçen sene Benetton’da bir maçını izledim, Washington gibi yine bütçeyle orantılı olarak değerlendirirsek fena sayılmayacak bir transfer. 4-5 oynayabiliyor ama 4 numarada kullanılacak çok yüksek olasılıkla. Dış şutu olan, ama her dış şutunu geliştirince tasını tarağını toplayarak, üç sayı çizgisinin gerisine çadır kuran uzunlardan değil. Az ama öz kullanıyor, %35 olan yüzdesi de bir 4 numaranın dış şut tehdidi yaratabilmesi adına fazlasıyla yeterli. Dediğim gibi, dışarıya çadır kuran, NBA’de “beyaz uzun” deyince akla gelen türde bir eleman değil. Maç başına kullandığı iki sayılık atış sayısı 5 iken, üç sayı için bu rakam yalnızca 1. Aldığı 20 dakikada da 10 sayı, 4 ribaunt gibi temiz bir istatistik çıkarmış.

Yerli piyasasında daha hareketli görünüyor takım. Cüneyt Erden, Erdem Türetken, Altay Özurgancı ile yollar ayrıldı kesin olarak. Hüseyin Beşok ve Murat Kaya’nın da gitmesi gündemde, yazının girişinde bahsettiğim gibi. Herhangi bir insider bilgim yok bu konuda ama, sadece içgüdülerime dayanarak Murat’ın kalıp, Hüseyin’in takımdan ayrılacağını düşünüyorum. Özellikle, Hüseyin’in taliplileri fazla. Fransa’dan birkaç takımın yanı sıra, Telekom’un ilgisi söz konusu, ki eğer para konuşursa Galatasaray pek söz sahibi olamaz olası bir düelloda. Gelenler Can Akın ve Evren Büker. Ersin Görkem de kapıdan döndü, Kepez’in yolunu tuttu ayrıca, belirtelim. Bu arada kapıdan döndü deyince aklıma geliverdi birden, yukarıda söylemeyi unuttum, araya sıkıştırayım: Bir diğer kapıdan dönen isim de, geçen sezonu TBL’de Aliağa Petkim formasıyla geçiren Chuck Davis’ti. O da gelseydi faydalı olabilirdi gibime geliyor ama Ersin konusunda hayırlısının olduğu düşüncesindeyim. Can Akın transfer edilirken, henüz piyasada Washington yoktu belki ama yine de back-up niyetine transfer edildiği belliydi. Washington 35-40 dakikalar alacak bir adam olmaz zannediyorum, 2 numaraya kaydığı dönemler de olabilir, dolayısıyla Can’a 15-20 dakika gibi sürelerin kalması muhtemel. Kendisi de zaten gelmeden önce Okan Çevik’le konuşmuş. Belli bir süre garantisi aldığını net olarak söylemese de, alttan mesajı verdi. Geçen sezona kadar çok göze batan bir performansı yoktu ama ekonomik kriz sebebiyle büyük sıkıntılar yaşayan ve bu sıkıntılara rağmen “bunlar nasıl yine de play-off potasında kalmayı başarıyorlar?” sorularına - daha doğrusu övgülerine demek lazım - maruz kalan Antalya’nın en önemli adamlarından biriydi. Hem oyun olarak hem istatistik olarak çok büyük artış yaşadı geçen sezon Can. Özellikle çok iyi bir üçlük yüzdesi yakaladı diye hatırlıyorum, hatta şimdi oranı verebilmek adına resmi siteden de bakmayı denedim, ama bir sorun var sanırım, açamıyorum sayfayı bir türlü. Bir diğer yerli oyuncu transferi olan Evren daha da şık bir hamle benim gözümde. Bursa’da yaşamam sebebiyle çıplak gözle izleme fırsatı da buldum kendisini çokça. Türk basketboluna damgasını vuracak bir oyuncu olamayacak belki hiçbir zaman ama yıllar geçtikçe çok değerli bir oyuncu olacağını düşünüyorum. 1.94 boyu, 1 ve 2 numarada oynayan bir oyuncu olması nedeniyle fazlasıyla avantaj yaratıyor kendisine. 1985 doğumlu, dolayısıyla “genç yetenek” diye nitelemek mümkün değil, ama hala kendisini geliştirebileceği yıllar mevcut önünde. Her şeyden biraz yapabilen, çok yönlü bir oyuncu, ki geçen sezon 13 sayı ortalamasının yanında tutturduğu 4 ribaunt, 4 asist ortalamaları bunun bir kanıtı. Biraz önce değerlendirdiğimiz yabancı transferlerden, oyun kurucu mevkiine transfer edilen Washington’ın geçen sezonki asist ortalaması 3, 4 numaraya transfer edilen Rancik’in ribaunt ortalaması ise 4, her şeyi gözler önüne seriyor.

Yine yukarıdaki paragrafta es geçtiğim gelişmelerden biri: Polat Kocaoğlu’yla sözleşme uzatılmış. 4 numarada Rancik’i yedeklemesi için düşünüldü sanırım, fena olmamış, piyasada aramaktansa, böylesi daha iyi gibi. Ha, bir de, yukarıda takımdan ayrılanlar kısmında çiziktirdiğimiz Altay Fenerbahçe’ye transfer oldu. İlginç bir hamle Tanjevic’ten. 3 sezon boyunca 12. adam olarak bench’i ısıttı Galatasaray’da, toplamda 20 maça çıktı, ki onlar da üçer beşer dakika. Alt yaş kategori milli takımlarında maç tecrübesi yaşamış bir isim Altay, belki işlenebilecek bir yetenek olduğunu düşünmüş olabilir Tanjevic, ama yine de bilemiyorum Altan…

Toparlayalım. Okan Çevik, en son yaptığı açıklamada, Cemal Nalga, Hüseyin Beşok, Polat Kocaoğlu gibi isimleri daha fazla kullanmayı düşündüğünü söylemiş. Ama aynı zamanda 5 numaraya da bir yabancı alacağız diyor. 5 numaraya gelecek bir yabancı ve kalacak Hüseyin Beşok’un yanında, Cemal nasıl daha fazla süreler alır geçen senekinden, bilemiyorum. Zaten bana Hüseyin’in gidecek olmasını tahmin ettiren de bu. Yine de Hüseyin ve Murat’ın kalacak olması üzerine bir kadro yazalım:

Washington - Can Akın
Evren - Murat - Tufan,
Yabancı - Transfer
Rancik - Polat,
Hüseyin - Yabancı -Cemal.

Her ne kadar bütçeye kıyasla iyi hamleler yapıldığını düşünsem de, mütevazi bir kadro kurulduğu gerçeğini de kabul etmek gerekiyor. Üstelik takımın başında da Okan Çevik bulunuyor, ki tutmadığım ve başarısız bulduğum bir koçtur kendisi. 1 ve 2 numara rotasyonunda Murat gitse de kalsa da büyük bir sorun yaşanacak gibi durmuyor. Yine Hüseyin’in kalması durumunda, 5 numaraya alınacak yabancının kim olacağına göre, uzun rotasyonunu da önüne büyük hedefler koymayan Galatasaray için yeterli bulabiliriz. Kocaman bir ama… Kısa forvet pozisyonunda Galatasaray’ın şu an oynatabileceği bir oyuncusu yok ne yazık ki. Tufan belki 3 numara olarak değerlendirelebilir ama ben gelecek yabancının yanında bir de sağlam bir Türk oyuncu takviyesi yapılmasının şart olduğunu düşünüyorum. Ama böyle bir hamlenin yapılmasını da beklemiyorum diğer yandan. Takımdan da çok fazla bir şey beklemiyorum. Bir dahaki sezonda, bu sezon kadroya katılan 4 yabancıdan ikisi devam ederse büyük başarı olur, biri de kafi… Başarı, şampiyonluk, final falan gördüğümüz yok, umudumuz da yok açıkçası. Dolayısıyla, başarı kriterimiz budur artık. En azından benim için öyle…