ESKİ DOSTLARLA BUGÜNKÜ HALLERİM

bilecikfen83@hotmail.com
22 Mayıs 2009, Cuma

Hafta sonu Bilecik’te streetball organizasyonu var. Dört yıl aradan sonra üçüncüsü düzenlenecek aktivitenin. Önceki iki tanesi gayet başarılıydı. Daha sonra ise maddi şartlar el vermediği için yapılamamıştı turnuva. Şimdi ise yeniden harekete geçilmiş ve final sınavlarım öncesinde verilen final tatili için evime geldiğimde gördüm ki şehrin her yerine duyurular asılmış.

Gördüğümde ilk düşündüğüm şey bundan önce katıldığım streetball turnuvasıydı. Lise çağlarında dört arkadaş bir araya gelip, takım kurmuştuk. Elendik, derece falan yapamadık ama keyifli vakit geçirmiştim. Attığım bir iki güzel basketi hatırlamak dışında o zaman takım kurduğum arkadaşlarımı düşündüm biraz da. İki tanesi ilkokuldan beri sınıf arkadaşımdı. Lisede okullarımız ayrılsa da arkadaşlıklarımız devam etmişti. Okuldan olduğu gibi mahalleden de arkadaşlarımdı. Birçok kez birlikte soytarılık yapar, birlikte ders çalışırdık. Diğeri de yine mahalleden arkadaşımdı. Hiç ses çıkarmadan bütün maçlara yedek başlamıştı. Güzel zaman geçirmek için yapılabilecek en iyi şeylerden birini yapmıştım o zaman, hem de turnuva ciddiyetinde…

Sonra daha önce aynı takımı paylaştığım bütün eski arkadaşlarım geldi aklıma. Bilecikspor altyapısında, mahalle maçlarında, okul takımlarında… Herkesi tek tek düşündüm sayılır. Çoğumuz farklı şehirlere dağılmıştık üniversite öğretimlerimiz için. Hâlbuki ne güzel bir ortamımız vardı. Keşke hepimiz doğup büyüdüğümüz yerde üniversite okuyabilseydik. İzmir, Ankara, Isparta, Afyon ve bu alanda temsilcisi olduğum İstanbul…

Evimizin 50 metre ötesine park yapılmıştı. Parkın en gözde yerine de basketbol sahası yaptılar. Bir ara geceleri aydınlatması bile çalışıyordu. Ne çok sevinmiştik hepimiz. Farklı bir kültüre adım atmıştık. Eşofman yerine şortlarla oturmayı öğrenmiştik. Aynen okuluma ilk kez pota dikildiği zamandaki gibi heyecanlıydı her maçın başı. O günün ertesi günü okula bir tek ben basketbol topu getirmiştim. İşin garip yanı da çevremde hiç basketbol oynayabileceğim saha, pota olmamasını geçtim, çember bile yokken anneme basket topu aldırmamdı. Gıcır gıcır yatmıştı çekyatla duvar arasında uzun süre. Sonraları basketbol oynamaya başlayınca eskidi, kabaklaştı ve aynı anda ben hakikaten bu spora yetenekli adamlar varmış aramızda diye düşündüm. Orda anlamıştım hayatı aslında ne kadar dar yaşadığımı. Belki çok iyi bir golf oyuncusu, çok iyi bir piyano sanatçısıyla takılıyordum çok küçükken ama farkında değildim.

Bütün küçüklük arkadaşlarımla yaşadığım o dar hayattan çıkıp, alabildiğine geniş olan metropol hayatına geçince de kaybettim, hepsini birer birer. Arada bir haberlerini alıp özlediğimi fark ettikten sonra tekrar unuttum hepsini uzun bir süre. Hepsinin artık benim tanımadığım, hiç görmediğim arkadaşları vardı. Hatta birçoğunun benim isimlerini bile bilmediğim sevgilileri bile vardı. Benim bildiğim sevgililerinden ayrılalı çok olmuş kimisinin de, yepyeni eller tutmuşlar gerçekte. Benim hayallerimde ise bıraktığım sevgililerinin ellerini tutuyorlar hala.

Gördükçe onların farklılaştıklarını üzüldüm çok. Beni unuttuklarını, özlemediklerini düşündüm. “Acaba beni merak ediyor mudur yahu?” diye merak ettim ben de hepsi için. Oysa biliyorum birçoğu 40 sene sonra bile ismimi duyunca hatırlayacak beni.

Sonra turnuva için bir takım çıkartıyım dedim kendi kendime, iddiam yok ama hem mazi yaparım, hem ter atarım düşüncesindeydim. Düşündüm şöyle bir, 3 kişilik kontenjanı kimle doldururum diye. Ama bir kişiyi bile ayarlayamadım. Ayarlayamadım çünkü telefon edemedim hepsine. O samimiyeti bulamadım aramızda o eski takım arkadaşlarımla. Zaten hem artık basket oynamıyordu çoğu, hem de lisenin bitimiyle başlayan dağılma sürecimiz aynen devam ediyordu. Sonra kardeşime söyledim. Bir de İstanbul’dan üniversitedeki en yakın arkadaşımı aradım. Hafta sonu gel oynarız falan diyerekten... Bu kadar samimi bir şehirde, bu kadar iyi dostlar kazandığım bir çevrede dışarıdan topçu çağırmaya mecbur kalmış olmaktan utandım ama alternatifim yok sayılırdı.

Ne kadar çok şey yaşamıştık hepsiyle. Yediğimi, içtiğimi zerre düşünmeden paylaştığım insanları şu an özlüyor olmaktan bile korkan bir zihniyetin savaşı var içimde. Aramaya çekindiğim, konuşmaya utandığım insanlara olan uzaklığımla, eskilere dönme isteğimin savaşı…

Bugünümden memnun olmamam için pek bir sebep yok aslında. Hatta eskisinden çok daha fazla basketbol oynayabileceğim insan tanıyorum geçmişe nazaran. Çok güzel bir kız arkadaşım var. İçinde bulunaktan keyif aldığım bir çevrem var. Ama içimde hala geçmişe özlemim var. Eski arkadaşlarımla basketbol oynamaya, futbol oynamaya özlemim var. Tümsekten tümseğe top peşinde koşturup, duvarlara çizdiğimiz yuvarlak potalara basket atasım var. Eski dostlarımla ama bugünkü halimle…