Basketbol
Batuğ Ş. EVCİMEN
 

Tavşanım benim!

Merhaba. İşte size Doğu finalinin ilk maçı hakkında aklımdan geçenler...

İlk iki çeyrekte Pistons rakibi ısrarla ciddiye almadı, LeBron James hariç. Bu stratejide kabak Tayshaun'un başına patlamıştı. O James'i tırmalarken kalanlar rölantide ense yapıyorlardı, özellikle hücumda. Savunma zaten refleks olmuş bunlarda, gözü kapalı yapabiliyorlar. Belki de bu yüzden uyuyarak geçirdiler maçın yarısını.

Oysa karşıda ciddiye alınacak bir Cavs vardı, LeBron James hariç. Herkesin 30-40 sayı beklediği James üç sayı çizgisinin dışına çıkıp kısmî markaj altında top istiyor, gelmezse yine Tayshaun'un kollarındaki hayalete dönüşüveriyordu. Bu esnada Hughes'un Pistons savunmasını karıştıran gayretli ve hareketli oyunu, Ilgauskas'ın süzme şut tercihleri, Varejao'nun Rodman'lıkları (İng: Rodmanoics) sâyesinde ilk yarıda Pistons'dan daha fazla sayı atmayı başardılar. Tabii bunda, aynı gayreti savunmada göstermelerinin ve Pistons oyuncularının akşamdan kalmaymışlar gibi hücum etmelerinin de payı oldu. Chauncey'nin dördüncü çeyreğe kadar yatağından kalkmadığını ve maça tamamlanmamış klonunu gönderdiğini göz önüne alırsak, Pistons'da en büyük hangover'ı yaşayan Chris Webber'dı. Kaan Kural'ın dediği gibi, ilk yarıda top elindeyken yaptığı her hareket steps gibi geliyordu izleyene, bir kısmı öyleydi de zaten. Webber'ı bu hallerde göreceğim aklıma gelmezdi. Böylesini üç-dört sene önceki batug.com yaz turnuvasında ben yaşamıştım, Bilgi Üniversitesi Salonu'nda (Ataz-Çangarlı ikilisi iyi bilir)... Orası ise Auburn Tepeleri'ndeki Palas, NBA 2007 Doğu Finalleri oynanıyor. Birisi ona haftayımda tuzlu soda-limon içirmiş olmalı ki, C-Webb ikinci yarı ilerlerken ayıldı ve pota yakınlarından üç-beş şut soktu. Aha, ikinci yarıya gelmişiz bile, yeni paragraf açayım.

Babamı çok özlüyorum, babanızın kıymetini hayattayken bilin

Üçüncü çeyreğin başlarını Murat Murathanoğlu en iyi biçimde özetledi "Detroit vidaları sıktı" diye, başka tanımlamalara gerek yoktur. İlk iki dakikada 7-0'lık seri, sanki kanal değiştirmişim, başka maça geçmişim gibi hissettirdi.. diye abartayım mı? Abartayım tabii, nasılsa meydan boş, James de ortada yok zaten üçüncü çeyrekte. KK boşuna "LeBron James Posey gibi bugün" demedi zaten, çok da güldüm, oradaki "James" hangi oyuncuya ait onu çıkaramadım ama farketmiyor da zaten, James parantezinde konuşmuş da olabilir hem. MM "LeBron'un kariyerindeki en kötü playoff maçı" derken, ben de "James takımdan ayrı duruyor, Cavs yan yatıyor" diye not almışım, "Koç olsam şunun yerine Marshall'ı sokardım" diye de eklemişim. Bu esnada şehzâde biraz kıpırdandı da, çeyrek 56-55 bitti. Hah, dedim, maç kıvama geldi, son çeyrek keyifli olur...

Son çeyreğe Pistons sağlam girecek de, Hunter bomboş kalıyor, potaya dahi bakmıyor, dolayısıyla dört pistonu beş kavalye tutuyor... Pardon, James ile Prince'i düşelim hesaptan, dörde üç diyelim. Tayshaun'un varlığı hissedilmiyor, oynadığını James'in oynayamamasından biliyoruz lâkin. Dördüncünün yarısı başa baş geçti, tâ ki Chauncey bitime altıbuçuk dakika kala maça teşrif edene dek. Mr. Gig Shot üç-beş dakika oynayıp klonunun üç sayısının üzerine 10 daha ekledi, önemli anlarda basket-faul ve üçlük filan olarak, iki saattir pişen yemeği yalamadan yuttu çekti gitti herif. (Ozan Aydın biladerim buradaydı biraz önce, "Seattle maksimum verse Chauncey gider mi acaba?" diye sohbet açtı, "Chauncey'ye Dumars da maksimum vermeli, eğer takımı dağıtmayı düşünmüyorsa" dedim ben de. Ozan'ın kafa bozuktu bu Lotarya işine, yani Boston'un beşi çekmesine. Ardından "Sonics bu vaziyetteyken para harcamaz gibime geliyor da, Draft'te ikinci sırayı kaptıktan sonra Lewis'i takas edebilirler" dedim, biraz önce de Chauncey'nin opsiyonunu kontrol etmek için Hoopshype'a girdiğimde "Lewis to Portland" başlığını gördüm Rumors bölümünde. Ciddiye almayın, "rumor", "dedikodu" demek nasılsa! "Ben şaşırıp parantezi uzatır ve bu konuyu yazmaya başlarmışım birden, sonra da iyice dağıtırmışım "Oden gelince Randolph açığa çıktı, Nets Jefferson'ı pazarlıyormuş iyi bir uzuna karşılık, Zach olmazsa JO, KG, Marion veya Brand'i soracaklarmış" diye! Bunu da kıçımdan sallamadım, Hoopsworld'ün Daily Rumors bölümünden. Yaa, dedikodu böyle pis bir halt işte, bir bulaştınız mı, sıçtınız. Bu arada, Hoopsworld'de o bölümün adı eskiden Rumor Mill idi, o daha güzeldi be, durumun doğasına pek bir uygundu.)

Chauncey diyordum, o kritik iki üçlüğünden ilkini, 5:48 kala skor 68-68 iken Rip'in savurduğu girmeyen üçlüğün ribaundunu kapan Maxiell'dan aldığı asistle soktu. Maxiell az süre alıyor ama o süreyi de oynuyor yani. Bir o, bir de cazcı Millsap, çok mücadeleci gençler, severim böyle Barkley tarzı forvetleri, aman Allah karakterlerini benzetmesin!

Toparlayalım yavaştan...

Rip'in ilk yarıdaki 15 sayısı, Sheed'in yedi bloğu ve son çeyrekte soktuğu kritik şutlar kayda değer. Chauncey köprü trafiğinden kurtulup salona yetişene kadar Pistons'ı oyunda tuttular ve Cavs'in savunma direncini kırdılar. (Bu "savunma direncini kırdılar" lafı da ne demek oluyor? Şu demek oluyor: İyi savunma yapıyorsun, karşılığını da alır gibi oluyorsun, sonra bir zıpçıktı gelip basketi atıyor, mal gibi kalakalıyorsun, şevkine sıçılmış oluyor, üstelik tam hücuma kalkacakken. Budur o terâneden kasıt.)

Nets serisinin son maçının mancınığı Marshall pek ortada yoktu, Cavs savunma yapmaya kararlıydı çünkü. Maçın gidişine bakıldığında iyi tercih gibi görünüyor. Son pozisyona bakıldığındaysa, paranoyaklar şöyle düşünebilir: "Donyell maça ısındı mı üçlük sokan adamdır." Hoşunuza gitmediyse itibar etmeyin, siz de böyle düşünün: "Bunlar ruh hastası, Donyell de öyle bir oyuncu değil." Sonuç değişmiyor nasılsa, Donyell kaçırdı, Pistons kazandı.

Şunu da içimden tükürüvereyim: Yani adamlar son pozisyonda tekrar uyudular, buna rağmen maçı aldılar, artık ne denir ki... "Detroit'in ölüsü yetti" olabilir, "Oynamadılar ama oynatmadılar" olabilir, "Roberto Carlos geliyor" olabilir.. pardon yahu, aklım gazetelerin spor sayfalarına kaçtı da. Bek to dı geym... Aha, maç bitmişti, değil mi?!. O zaman bir-iki not daha ve kaçenko...

Bir-iki not

Yukarıda bahsettim ama üzerinde tekrar durayım, Tayshaun 11'de 1 şut isabetine rağmen bence çok önemli iş yaptı LeBron'un üstünde. 8 sayı, 9 asist, 6 ribaunt da hiç fena performans değil, bu istatistiğe LeBron'un 15'te 5 isabetle 10 sayıda kalması da eklenince. Maçın sonlarında MM yine güzel özetledi, "James'i tutarken Prince'in ne kadar yıprandığını görüyoruz" diye. Hakikaten de taşa vurulmuş ahtapota benziyordu. LeBron'u da ahtapot gibi tuttu ama ha!

Varejao ile Sheed arasında itişme, trash-talk ve görünmeyen dirsekleri takiben ilginç saldırganlıklar bekliyorum, bu iş iki maç daha pişip seri bitmeden patlak verir gibime geliyor.

Şunu da unutmayayım: Cavs Koçu Mike Brown bir pozisyonda Pavlovic'e ne biçim kızıp bağırdı... Çocuk kala kaldı, üzülsün mü, korksun mu, utansın mı... Yahu böyle koçluk olur mu, o kadar insanın arasında ne diye gencecik adamı rencide ediyorsun, Bobby Knight mısın Yılmaz Vural mısın? Beğenemediysen çıkar oyundan, başkasını sok, basketbol bu, adam değiştirme sayıyla-parayla değil. Sanki Sasha'yı dedem gönderdi sana, "Adamımdır, mutlaka oynat bunu" diye. Ayıptır ayıp, tecrübesizliğine veriyorum Brown Efendi, aklını başına al, sen de baş koçlukta çaylak sayılırsın. Bu arada, o 'bir pozisyon', Billups'ın yukarıda bahsettiğim üçlüğü sokması idi.

Batı Finali ikinci maçının notları elimde de, saat olmuş yirmiellibeş, daha Orkun'un yazısı var sırada. Siz yine cuma günü bir kontrol edin, yarın güncelleme olmayabilir. (Bu "yok" demek sanki. Bakalım artık. Siz de bakın.)

Kaçenko

Cumaya görüşürüz.

Hadi eyvallah.

23 Mayıs 2007