Basketbol
Batuğ Ş. EVCİMEN
 

Jerry Sloan buradaydı

Merhaba. Şükür kavuşturana.

Batı finali ilk maçını izledikten sonra şunları düşündüm...

Utah en son 2003'te playofftaydı. Stockton-Malone Şirketi'nin tasfiye yılıydı, Kirilenko'nun ikinci sezonuydu. Playoff derken, ilk tur. Yoksa takımın buralara en son gelişi -ve hatta geçişi- 1998'deydi. Dokuz sene. Hadi on diyelim, top yuvarlaktır.

On yıl, dile kolay, çoğunuzun hayatının yarısı, üçte biri. Dahası, bambaşka bir dönem NBA'de, bir çoğumuzun hayatında da olduğu gibi. Playofflarda kimi başka takımlar, rekorları kıran başka yıldızlar, oynanan başka bir basketbol, kimi başka kurallarla hattâ...

O zamanlar hangi şarkıları dinliyordunuz? Ne yeyip ne içiyor, zamanı nasıl geçiriyordunuz? Arkadaşlarınız nasıl tiplerdi? Sokakta basketbol oynuyor muydunuz? Ya NBA'de en sevdiğiniz oyuncu kimdi?

Dokuz yıl önce NBA'de, Jazz playoff ilk turda Rockets'ı yenmişti. İkinci turda Spurs'le fazla oyalanmadılar, tek maç verip geçtiler. Duncan çaylaktı. Batı finalinde Shaq'lı, Kobe'li, Eddie Jones'lu, Van Exel'lı, Horry'li Lakers'ı en çabuk yoldan tatile gönderdi Jazz. En çok, Larry O'Brien Ödülü'yle aralarında dikilen MJ ve Bulls'u ciddiye alıyorlardı. (Sahi, bu O'Brien kimdi yahu?!.)

Lakers'ın sonradan Phil Jackson ile NBA'in yeni dönemine ilk damgayı vuracak olan çekirdek kadrosunu, dokuz sene önceki Batı finalinde, Del Harris yönetiyordu... Jazz'iyse, takımı üst üste ikinci kez NBA finaline çıkaracak olan Jerry Sloan.

O, ondokuz senedir Jazz'in koçu. Dokuz sene önce siz hangi takımı tutuyordunuz? Sizi kim yönetiyordu?

Oyun kurucu

İki yaz önce Jazz, Deron Williams'ı seçip Chris Paul'ü Hornets'e bıraktı. Sezon ilerledikçe ikisinin vaziyetine bakıp bakıp "Amma üçkağıda geldi bu Utah da yahu!" diye düşündüğümü hatırlıyorum. Halbuki ne hıyarlık! Birisi Sloan'ın öğrencisi olarak Jazz'de, potansiyeline ve draft edilme sırasına rağmen 30 dakikanın altında süre alıyor... Ötekiyse gevşek kentin gevşek takımının gevşek koçunun gökte arayıp kucağında bulduğu genç yıldız... Paso ilk beşte ve maç başına 40 dakikaya yakın oyunda. Eline geçeni potaya atsa birşey diyen yok. Sezonu C. Paul 177'de 50 üçlük isabeti (%28) ile tamamlarken, Deron Williams 219'da 91 sokmuş (%41). Jazz'de bırakın o ayarda olmayı, dişe dokunur herhangi bir oyun kurucu yok, fakat bu Deron'un ilk beşi garantilemesine yetmiyor. Çünkü o Sloan'un ilk beşi, girmek kolay değil. Girmek, kim olduğundan ziyâde, ne yaptığına bağlı.

Geçen sezon bu okulda iyi çocuk olduktan sonra, Deron bu sezonu ilk beşte geçirdi. İstatistikleri mâlum, alın bakın, istediğiniz gardınkilerle kıyaslayın... Oyun kurucusu olduğu takımın vaziyeti de ortada. Ve işte hayatının ilk NBA playofflarında huzurlarınızda Deron: Maç başına 18 sayı, 9 asist, 5 ribaunt. (Chris Paul nerde? İnek içti!)

Oyun kurucudan oyun yapıcıya dönelim: Sloan, John Stockton'ın koçu... NBA tarihinin en çok asist yapmış olan oyuncusu, çaylaklıktan emekliliğe tüm başarıları ve rekorlarıyla, Sloan'ın eski öğrencisi. Deron Williams gibi. Ve şu önemli gerçeği hatırlayıverelim yeri gelmişken: Bir basketbol takımı, oyun kurucusu kadar konuşur. (Bkz. 2. tura kalmış takımlar... Warriors'ın bile, Baron ile, Rockets'dan daha fazla söyleyecek sözü oldu. Topun kimin elinde olduğu giderek daha fazla önem kazanır playofflarda.) Bağlayayım; Utah'ın oyun kurucusu çok iyi, daha da iyi olacak, aksiliğe uğramazsa. Fakat biraz yalnız görünüyor bana, takımında.

Deron, San Antonio'daki ilk karşılaşmada bence en iyi playoff maçını oynadı. Daha iyilerini oynaması zaman meselesi... Bunun için daha çok sayı atması gerekmiyor. Belki daha fazla asist yaparsa olabilir zira lafı getirmek istediğim noktada, Deron'un seviye atlaması için Jazz'in bu seride onunla kazanması gerekiyor. Jazz büyük ihtimalle bunu da başaracak bence. Tabii bunu San Antonio'da yapmak daha da önemli, 17 maçtır kazanamadıkları yerde. (Serinin gidişatı açısından bunu hemen ikinci maçta yapmak en önemlisi fakat o kadar kolay değil, imkânsız da değil.)

"Biz buraya nasıl geldik yahu?!."

Bu seriyi Spurs alır diye tahmin ediyorum, iki takımın gardlarına baktığımda. Sloan bu sezon buralara gelmeyi hiç beklemiyordu ki, takımın gard rotasyonu şu halde (hatta yok!). Nasıl olur ayları liderlikte geçiren takımın playoff hesabı olmaz (yahut bu kadar eksik olur)? Neyse, Manu ile Parker'ı durdurmak için Fisher ile Giricek yetmez, yakınından bile geçmez. Bowen, Finley, Barry girip çıkarken, Sloan çaylak Brown ile Brewer'ı sahaya sürmeyi planlamış değil. Sürmedi de zaten.

Demek ki Sloan burada olmayı hesaplamamış, en azından, bir hesap yapmışsa dahi, iyi yapamamış, ki normal, zaten kim neyi hesaplayabildi ki bu sezon? Pistons dışında kim plana sâdık kalabildi? Spurs taraftarları ümidi kesmemiş miydi sezon ortalarında? Warriors'ın playoffa kalacağını kim öngörebildi ki, üstüne bir de Mavericks'i eleyeceklerini hem düşünsün, hem söylesin? (Bunu yapan tanıdığınız varsa derhal bu yazıyı okumayı bırakın, gidin elini öpün ve NBA'i bundan sonra ondan başkasından dinlemeyin.)

Okur, öğrenir

Öte yanda Mehmet Okur da Duncan'dan güzel bir ders aldı ilk maçta. Yani daha ne olsun ki? Eleman bir forvet/pivot ve ona basketbol öğreten de Tim Duncan! Bundan âlâ rakip mi çıkacak? Ondan öğrenecekleri, Nowitzki'den öğreneceklerinden fazla... Ve Mehmet artık 'orada' zaten. Çabuk öğrenmeli, hemen uygulamalı, şutlar girmeyince de bozulup oyundan düşmemeli... Ha bir de, tempo yükseldiğinde şuuru dağıtıp açık alanda rakip gardların karşısında olur olmaz sallanmasa daha iyi olacak tabii. Onlar gard, topla binbir türlü numaraları var, Memo hızlı hücum kesmek için rakip sahada dikilip ayaklarını açıyor Eyfel gibi... Olup biteni bırakalım bir tarafa, o işten yok yere ekstra ve ucuz bir faul almaması bile o seferliktir.

Mehmet Okur'un bu serideki diğer maçları ilkinden iyi olur, hem durumu kanıksamasından, hem de ilkinin öyle olmasından sebeple.

Ne olur, nasıl olur

İlk beşlere kağıt üzerinde bakınca, 4-3 bitecek bir seri gibi görünüyor. Deron tek gard olmasa ben de bunu söyleyeceğim, diyemiyorum... Çünkü Boozer'ı durdurabiliyorlar, Okur'u durdurabiliyorlar ve D. Williams'ı da durdurabilirler. Spurs bu mücadelelere çok girdi, çok kaybetti ve kazandı, çok tecrübe sahibi oldu. Bu kadar yüksekteki bir mücadelede iki tarafın da tertemiz oynamasını bekleyemezsiniz ve eldeki eşleşmede kimin bu yollara başvuracağı bence açık. Daha çok adamı, daha çok enerjisi, daha çok faul hakkı olan avantajlı. Bu avantaj final yolunu açıyorsa, Spurs onu kullanır. Bana göre, açıyor ve kullanacaklar. Daha önce de yaptıkları gibi. Jazz buna başvurmaz mı? Tabii başvuracaklar da, becerebildikleri kadar işte.

Pota altındaki dengesizlik, üzerinde çalışılarak giderilebilir. Uzunlar başa baş ve ilk maç artık oynandı bitti, ikinci maç aynısı olmayacak. Hücum ribaundlarında 21-8, toplam ribaundlarda 48-33 gibi bir üstünlük kurup bir yandan boyalı alan sayılarında 56-42 geri düşerek maç kaybetmek, tecrübesizlikten de olsa, zırt pırt meydan verilecek bir durum değil. Önümüzdeki maçlarda Jazz çaylaklarını görürüz sahada, Spurs gardlarını durdurmaktan sorumlu halde. Millsap dışındakileri oynatmaktan yana değil tabii Sloan, gelin görün ki çare yok, bağrına taş basacak da oynatacak artık.. diye tahmin ediyorum. Az adamla maç almaya çıkacaksan, beşin hem sağlam, hem tamam olmalı ki, Piston'culuk oynayabilesin. Hoş, Sloan'un 2 numarası Rip olup Fisher'ı Hunter gibi kullanabilse dahi, Spurs'ü yenmeye bu da yetmeyebilirdi.

Bitiyor, dayanın!

Bu yazıyı yazdım, dönüp dönüp birkaç kez okudum, hiç beğenmedim. Gereksiz detaylara girmişim, kimi yerde saçmalamışım falan. Bazı yerlerini attım, bazı yerlere ekleme yaptım, değişiklikler vs... Yine beğenmedim. Umarım siz beğenirsiniz.

Spurs bir maç daha kazanırsa, bu Popovich'in 86. playoff galibiyeti olacak ve onu koçlar arasında beşinci sıraya yükseltecek, bu kategoride Sloan ile eşit duruma getirecek. Bu eşitliği serideki eşitlik engelleyebilir. Ben ikincisini tercih ederim. Kalan iki seri de yedinci maça ve dört uzatmaya gitsin isterim. Batı'da belki olur ya, Doğu'dan ümit yok gibi, Cavs daha önce pes eder sanki. Doğu demişken, Pistons-Cavs ilk maçın yazısı yarın öğleden sonra yayında olur herhalde. Defterde duruyor gerçi ya, bununla birleştirmek istemedim, o kafamda daha derli toplu sanki, ayrı yazacağım bu yüzden. Vaktiniz olursa akşama doğru bir kontrol edersiniz.

Hadi eyvallah.

22 Mayıs 2007