ARŞİV

11 Şubat 2009

EUROLEAGUE'DE SONA YAKLAŞIRKEN

 

Mehmet GÜRSOY
26 Mart 2009, Perşembe

 

Merhabalar, bildiğiniz gibi bu aralar Euroleague’de Berlin’de oynanacak Final 4 öncesi son basamak olan Top 8 maçları başlayacak ve ben de naçizane görüşlerimi siz sevgili batug.com okuyucularıyla paylaşmak istedim. Umarım, benim bu sitedeki diğer yazılardan aldığım zevki, siz de bu yazıda alırsınız.

Top 16’da Ne Oldu?

Aslında bu yazımı yazmadan önce bir göz gezdirmiştim, acaba neler yazmışım Top 16 öncesinde, tahminlerim nelermiş diye. Doğrusunu söylemek gerekirse beni en çok şaşırtan Final 4’ların, Top 8’lerin müdavimlerinden olan Maccabi’nin Real Madrid’in arkasında kalarak turu geçememesiydi. Bir başka önemli olay ise Partizan’ın bana göre bir sürprizi gerçekleştirerek Unicaja Malaga’nın önünde Top 8’e kalmasıydı, ne diyelim haydi hayırlısı…

Not: Top 8 incelemesine geçmeden önce belirtmekte fayda var. Bundan sonra Euroleague’de Top 8 eşleşmeleri 3 maç üzerinden oynanacak.

Maç Programı:
1.24 Mart Salı (seribaşı)
2.26 Mart Perşembe (seribaşı)
3.31 Mart Salı
4.2 Nisan Perşembe*
5.8 Nisan Çarşamba* (seribaşı)
*:Gerekli Olursa

Panathinaikos-Montepaschi Siena:

Bu iki takım Euroleague ilk turunda da karşılaşan ekiplerdendi. İki takımın da birbirlerine sağlayabilecek önemli bir üstünlüğü gözükmüyor ve bu durum sanırım biz basketbolseverlere 5 keyifli maç seyrettirecek. Bu iki takımın sezon içinde yaptıkları iki maça bakarsak, yakın skorlarla bitmiş ve çekişmenin en üst seviyede yaşandığı mücadeleler. Bu serinin bana göre en önemli özelliklerinden biri saha avantajı faktörü. İki takım da sahalarında kolay kolay (Pao 1, Siena ise kendi evinde hiç yenilmedi) maç kaybetmiyorlar. Bu eşleşmeye bir de teknik yönden bakmak gerekirse, 2 önemli nokta dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi bir önceki sene gösterdiği inanılmaz performansla, Avrupa’nın elit oyun kurucuları arasına giren McIntyre’ın bu sene de bıraktığı yerden devam etmesi. Onun bu seride Saras ve Diamantidis’le gireceği mücadelenin sonucu bu serinin önemli noktalarından birisi olacaktır. Tabi Diamantidis’in son haberlere göre ilk 2 maçı kaçıracağını düşünürsek, Saras’ın bu aralar kötü performansından da dolayı sürekli artan sinir katsayısı, seride Pao adına çok önemli. Hazır kısalardan başlamışken Siena’nın geçen seneye göre farkına dikkat etmeyen yoktur sanırım. Kaukenas’ın geri dönmesi takımı inanılmaz olumlu etkiledi. Ama bir diğer önemli nokta da Siena’nun pota altındaki üretim sorunu. Eh tamam, Stonerook ve Eze savunmada çok iyidir, atlar-zıplarlar ama adamların üretkenliği yok denecek kadar az. Pivot dediğin arada atacak birkaç sayı rahatlatacak takımını. Bu arada Siena’nın en önemli eksiği şüphesiz ki K. Lavranovic. Takımın en önemli pota altı skoreri olan Lavrinovic’in sakatlığı çarkın bir dişlisini götürecektir ancak bu takımı doğrudan etkiler mi bilinmez. Ama Lavrinovic’in yokluğunda batırma ihtimalini düşünmek bile istemiyorum Siena için.

Seride Kilit 3 Nokta:

1- Siena’nın pota altı üretkenliği
2- Jasikevicius’un sinirlerine hakim olup, kendini oyununa vermesi
3- Saha avantajı

Eh biraderim, bu kadar yazdın nedir tahiminin?

3-2 Pao

Olympiacos-Real Madrid

Senelerden beri Panathinaikos’un altında ezilmiştir benim gözümde Olympiacos, hem futbolda, hem de basketbolda. (Editör’ün Notu: Mehmet, Yunanistan’da son 10 yıla basketbolda Pana damgası vurulmuş olabilir ama futbolda tam tersi bir durum vardır.) Bu sene bunlara son vermek amacıyla Euroleague tarihinde görülmemiş bir yatırım yapılmıştı. Childress senin, Papaloukas benim, çok iştahlı girmişlerdi piyasaya sene başında. Neyse eşleşmeye geçersek daha ilk baştan söyleyeyim benim favorim Olympiacos’tur. Biraz satış bir taraftarı olsa da, Top 8’den itibaren desteği de arkalarına alacaklardır. Kadrolara biraz bakarsak özellikle guard pozisyonunda büyük üstünlüğü var Kırmızılar’ın. En basit örnekle bu sene kendisinden beklenenin de üstüne çıkan yeni yetme Llull’la, Papaloukas’ı karşılaştırmak bile gereksiz bana göre. Kısalardan giderken Lynn Greer - Childress, yeni transfer Pargo ve koç Yannakis’le ilişkilerine de birkaç söz söylemeden olmaz. Yannakis’in Aragones’i örnek aldığını söyleyen açıklamalarından sonra, bunu takımında da uygulamaya başladığını görüyoruz. 3 tane üstün seviyede atlet oyuncu olmasına rağmen kendi bildiği gibi oynatan Yannakis “Ben oyunculara değil, oyuncular benim sistemime” diyerekten kendini iyice belli etti. Real Madrid ise öncelikle bana, kadro bakımından güven vermeyen bir takım. Pota altına yapılan Van Den Spiegel takviyesi de, Spiegel’in 10 dakikada 4 faul ortalamasıyla oynamasından dolayı ellerinde patlamış gözüküyor. Bu arada Vujcic’i de unutmamak lazım, sene başında en önemli takviyelerden biriydi. Her ne kadar çok iyi oynamasa da alıyor – veriyor.

Hah unutmadan Real Madrid için en önemli handikap bana göre saha avantajıdır. Real Madrid zaten sahasında etkili olan bir takımdı, büyük ihtimalle o da çok fazla işlerine yaramayacak.

Seride Kilit 3 Nokta:
1- Saha avantajı
2- Guard pozisyonundaki tecrübe farklılıkları
3- Kadro derinliği

Tahmin: 3-1 Olympiacos

Cska Moskova – Partizan

Her ne kadar kendisinden çok haz etmesem de Nejat Sayman’ın bir sözüyle başlamak isterim Cska - Partizan incelemesine “Diğer takımlar uçakla seyahat ediyorsa, Cska jetle seyahat ediyor”. Sanırım bu söz az da olsa bir fikir vermiştir, Cska’nın kadro kalitesi ve diğer takımlarla arasında bulunan farkı. Cska’yla başladık, onlarla devam edelim gerçekten çok çok iyi bir takıma ve bu sene muhtemelen NBA yolunu tutacak Avrupa’nın en “winner” koçuna sahipler. Efendim, diyebilirsiniz bende de öyle kadro olsa, ben de yaparım Cska’yı şampiyon. Bu aralar çok verilmeye başlanan bir örnekle örnekleyeyim size bu durumu; Hatırlar mısınız efendim, 2000’li yılların en başlarını, hani Real Madrid’in Figo’yu, Zidane’ı, sonrasında Beckham’ı aldığı, “Real çok sağlam takım.” dediğimiz günleri. İşte o zamanlar Real Madrid’in en büyük sorunuydu yıldızları aynı takımda gerektiği gibi oynatamamak (farkındayım gereksiz yere çok dağıldı konu). İşte sayın koç Ettore Messina bunu beceriyor. Aslında her biri yıldız oyuncuları birer takım topçusu haline getiriyor. Bundandır Messina’nın büyüklüğü. Çok Cska’ya daldık biraz da Partizan’dan yazalım. Euroleague organizasyonunda en saygı duyduğum takımdır Partizan. Gerek her sene dünya ve Avrupa basketboluna kazandırdığı genç yetenekleriyle, koçu Vujosevic’iyle, yeri geldiği zaman 20.000 kişilik tribünü dolduran taraftarıyla yeri ayrıdır çoğu basketbolsever için. Eşleşmenin biraz da teknik değerlendirmesini yapalım. Partizan’ın az olan şansını kullanabilmek için kesinlikle pota altını sert bir şekilde kapatması ve en azından oradan minimum seviyede sayı yemesi lazım. Tabi Rasic, Tepic gibi dış oyuncuların da Avrupa’nın en iyi pas yapan takımına karşı çok dikkatli olmaları şart.

Seride Kilit 3 Nokta:

1- Partizan’ın dinamizmi
2- Partizan’ın tecrübesizliği
3- Cska’nın dış isabet oranı

Tahmin: Her şeye rağmen kendi sahasında 1 maç alır Partizan.

3-1 Cska

Barcelona – Tau Ceramica

Evet geldik İspanyol derbisine. Arşivleri karıştırdık acaba bundan önce ne zamandı play-off’larda bir İspanyol derbisi. Aslında çok da geriye gitmeye gerek yokmuş bundan 2 sene önce yine Barcelona, Unicaja Malaga’yla karşılaşıyor ve 2-1’lik sonuçla eleniyor o sene. Neyse biz önümüze bakalım. Barça doğrusunu söylemek gerekirse benim de şampiyonluk adayım. Bu sene gerçekten hiç olmadığı kadar sağlam adımlarla gidiyorlar. Gerek savunmada, gerek hücumda düzeni oturtmuş durumdalar. Tau ise Top 16’da aldığı iki Olympiacos mağlubiyetiyle kendisine güvenenleri biraz üzmüşe benziyor. Maçın teknik incelemesine yapmamız gerekirse maçın en önemli karşılaşması şüphesiz ki Navarro ve Rakocevic arasında. Navarro’nun neredeyse her pozisyondan faul çıkarabilmesi ve bu faulleri çok yüksek yüzdeyle kullanması takımı için çok büyük avantaj. Bir diğer eşleşmede Ersan ve Teletovic arasında olacaktır. Ersan eğer savunmada Teletovic’i yorabilirse, Teletovic’in etkinliğini azaltacaktır. Yalnız Barcelona savunması için bir önemli nokta da artık büyük ihtimalle Avrupa’da son senesini geçiren Splitter’in savunulması. David Andersen ve Fran Vazquez ikilisi eğer faul problemine girmeden Splitter’ı savunabilirlerse Barça tura bir adım daha yaklaşır.

Seride Kilit 3 Nokta:
1- Navarro - Rakocevic
2- Saha avantajı (Barça henüz sahasında maç kaybetmedi)
3- Uzunlar arası mücadele

(Editör’ün Notu: Bu seriye tahmin yok mu Mehmet?)

Eyvallah.