ARŞİV

05 Kasım 2008

NEREDE KALMIŞTIK?

 

yavuz@batug.org
27 Mart 2009, Cuma

Maalesef sezon bittikten sonra yazı yazamayınca çok şey birikti. Ediz’in Pit Stop bölümü için çabalaması sayesinde üstümdeki pası atıp, ilk yarıştan önce bir şeyler yazayım dedim. İlk olarak bu boşlukta ortaya çıkan önemli olaylar hakkında bir şeyler yazıp yeni sezona geçeceğim.

Geçen Yıl Ne Oldu?

Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynadı ama bunun yazımızla bir ilgisi yok. Özetle güzel bir sezon oldu diyebilirim. Michael Schumacher bıraktıktan sonra F1’in seyirci kaybetmesi beklenirken neredeyse foto-finişle belirlenen son 2 şampiyonluk sayesinde bu geçiş dönemi çok olumlu bir şekilde atlatıldı. Meydan yeni pilotlara kalınca seyirciler kendilerine yeni kahramanlar bulabildiler. Geçen yıl bilindiği gibi pilotlarda Hamilton ve takımlarda Ferrari şampiyon oldu ama yarış kazanan 5 takım, 7 farklı pilot olunca son yıllarda çok fazla geçiş olmamasına rağmen –ki bazı yarışlar neredeyse ön sıralarda hiç geçiş yaşanmadan tamamlandı- seyircilerin her biri izleyecek farklı heyecanlar (Hamilton, Vettel, Massa, Kubica, Alonso, Sutil, Nicole Scherzinger…) bulabildiler.. Geçen yıldan aklımda kalan tek kötü şey herhalde Super Aguri’nin F1’den ayrılması oldu. Kazananları bir kez daha tebrik edip fazla uzatmadan hemen bu sezona geçiyorum. Bu kısım yeterince uzun olacak çünkü.

2009 Kural Değişiklikleri

Doğrusunu söylemek gerekirse belki de son 20 yıldaki en radikal değişiklikler bu sezon yapıldığı için kimse ne olacağını tam olarak kestiremiyor. Kısaca bu değişikliklerden bahsedeyim:

Slick Lastikler: 10 yıl aradan sonra tüm pilotların çok sevdiği oluksuz lastikler geri döndü. Oluklu lastiklere göre en önemli fark, bu lastiklerin yüzey alanının daha fazla olması sayesinde piste daha çok tutunarak araçların viraj performansını arttırması. Ortalama %20 daha fazla tutunma sayesinde teorik olarak tur zamanları çok düşecek ama yeni aerodinamik kurallar sayesinde pratikte böyle bir hızlanma olmayacak. Örnek vermek gerekirse; sezon öncesindeki ilk kış testlerinde üzerinde slick lastikler dışında hiçbir değişiklik olmayan 2008 yılındaki Red Bull RB4’üyle testlere katılan Vettel, diğer araçlardan ortamala 3 sn daha hızlı tur zamanları çıkarmıştı.

KERS (Kinetic Energy Recovery Systems): F1’in normal yol otomobillerinden ve yarış serilerinden önemli farklarından biri olağanüstü güçlü frenleme kabiliyetleridir (yüksek hızlarda bu fark çok daha belirgin olsa da günlük hayata daha yakın bir örnek vereyim, 100-0 km/h frenlemesi normal yol otomobillerinde 40 m civarıyken F1 araçlarında bu uzunluk 15 m civarıdır). Türkçe’ye Kinetik Enerji Geri Dönüşüm Sistemi olarak çevirebileceğimiz bu sistem, frenleme sırasında 1000 dereceye varan sıcaklıklarla ortaya çıkan ısı enerjisini elektrik enerjisine çeviriyor ve kullanılmak üzere bir aküde depo ediyor. KERS sayesinde 400 kilojoule depolanabilir enerji elde ediliyor. Bu enerji, bir turda 6.67 sn süresi boyunca 82 HP ve tur başına yaklaşık 0,3 sn kazandırıyor. Pistten piste bu sistemin kullanılıp kullanılmayacağı farklılık gösterecek. KERS’ten kazanılan gücün 2013 yılında 272 HP ve 1600 kJ’e çıkarılması hedefleniyor. Geçişlerde arkadaki pilota yardımcı olması beklenen bu sistemin ise güvenilirlik dışında büyük bir dezavantajı bulunuyor; ağırlık.

Bu sistemin 25-60 kg arasında fazladan bir ağırlık yaratması bekleniyor. Bu ağırlık kazandırdığı zamana göre göz ardı edilebilir ama işin başka bir boyutu da var. Kurallar gereği araçların ağırlığı minimum 605 kg olmak zorunda ama takımlar dayanıklılığı koruyarak tüm parçaları ellerinden geldiğince hafif üretip ağırlığı düşürüyorlar. Bu ağırlık sınırının altında kalmamak için araca 70 kg’a varan ağırlıklar yerleştiriyorlar. Takımlar bu sayede ağırlık dağılımını pilotların istedikleri gibi düzenleyip, araçları optimum şekilde ayarlayabiliyorlar. Tur başına kazanılan 0,3 sn düzgün olmayan ayarlarla çok kolay kaybedilebileceğinden takımlar ve pilotlar bunu kullanıp kullanmamak konusunda çok düşüneceklerdir.

Bu haftaki yarışta sırasıyla Renault, Ferrari ve McLaren bu sistemi kullanacaklarını açıkladılar. BMW ise Heidfeld'in KERS’e sahip araçla, daha ağır olan Kubica'nın ise KERS'siz araçla yarışacağını açıkladı.

Motor: Geçen yıl 2 yarış boyunca kullanılması gereken motorların ömrü bu yıl 3 yarışa çıkarıldı. Takımların sezon boyunca kullanabilecekleri motor sayısı ise 8 ile sınırlandırıldı. Bu sayıyı aşanlar ise yarışa 10 sıra geriden başlama cezası alacaklar. Motor devirleri ise 19.000 d/d’dan 18.000 d/d’ya düşürüldü.

Aerodinamik: Son yıllardaki en köklü aerodinamik değişiklikler bu yıl oldu. Boyutlara girip detaylandı ölçüleri yazmama gerek kalmayacak kadar gözle görülür şekilde ön kanat, arka kanat, difüzör ölçüleri tamamen değiştirildi ve gövde üzerindeki küçük kanat şeklindeki eklentilerin kullanılması yasaklandı. Yapılan bu değişiklikler sayesinde downforce %50 düşürüldü, araçların arkasındaki hava akımı düzenlenmiş oldu. Eski kurallara göre dizayn edilen araçlarda arkadaki pilot downforce kaybı yaşamamak için öndeki aracı çok yakından takip edemiyordu. Bu değişikliklerden sonra araçların takip mesafesini düşürülerek daha çok geçişe olanak sağlanması amaçlanıyor. Ayrıca pilotların yarış sırasında ön kanat açılarına müdahale etmesine izin verildi, buna göre pilotlar ön kanat ayarlarını 6 derece değiştirebilecek.

Testler: Sezon içi testler yasaklanarak 30.000 km olan test sınırı 15.000 km’ye düşürüldü. Bu olay maliyetlere olumlu olarak yansımakla birlikte sezon içi gelişimleri sınırlandıracaktır. Takımlar aerodinamik olarak sürekli geliştirilmesine rağmen artık sezon içinden pist testlerinin şart olduğu şanzıman ve süspansiyon gibi alanlarda yenilikler yapamayacaklardır.

2008 ve 2009 yıllarının farkları daha yakından incelemek isteyenlere bu linklere göz atmalarını tavsiye ederim:

http://www.youtube.com/watch?v=yu96geMY8-Y
http://www.formula1.com/news/technical/2009/0/614.html
http://www.formula1.com/news/technical/2009/0/617.html
http://www.formula1.com/news/technical/2009/0/619.html

Sezon Öncesi Hazırlıklar

Son günlerde en çok konuşulan olay Bernie Ecclestone’un önerdiği saçma puanlama sistemiydi ama FOTA’nın itirazıyla bu hatadan şimdilik dönüldü.
Kış testlerine damgasını vuran olay ise açık ara Honda takımı oldu. Önce beklenmedik bir kararla F1’den çekildiklerini açıkladılar. Neyse ki daha sonra takımın Ross Brawn’a satılmasıyla geçen yıl yapılan çalışmalar çöpte gitmekten kurtuldu. Takımın sadece 1 hafta test yapma imkanı olmasına rağmen hiç beklenmedik bir şekilde testlerde açık ara en hızlı takım oldular. Takımla ilgili düşüncelerimi sonraki bölümde yazacağım ama önce tüm takımların itirazına neden olan difüzör meselesini açayım.
Yeni araçlar tanıtılmaya başlandığından itibaren internet sitelerinde bazı takımların difüzörlerinin hileli olduğu konuşulmaya başlandı. Williams, Toyota ve Brawn GP’nin kurallardaki boşluktan faydalanarak standartlardan daha farklı boyutlarda, çift difüzör içeren bir tasarım kullandığı görülüyor. Bunun da kendilerine 0,5 sn kazandırdığı söyleniyor.


Bugün Avustralya’da, Ferrari, Red Bull ve Renault bu konuda resmi itirazlarını sundular(BMW’de aynı şeyi yapacakmış ama belgeleri yetiştirememiş). Hakemlerin araçların yasal olduğuna dair rapor vermeleri üzerine FIA, difüzörleri onaylayıp bu takımların hafta sonu yarışmasına izin verdi. Buna itiraz eden takımlar kararı temyize götürecekleri açıkladılar. Yapılan itiraz en erken önümüzdeki hafta yapılacak olan Malezya GP’sinden sonra görüşüleceğinden, takımların bu yarışta yer almasında şimdilik bir engel yok.
Hakemlerin ve FIA’nın bu saatten sonra bu yarış için bir yasak getireceğini zaten düşünmüyordum. Bu araçlarla yarışanlar, yarıştan sonra bir nevi hileli araçla puan almış olacaklar ama bence böyle bir sorunun olacağını bilen FIA, yarıştan önce önlemini alıp takımları uyarmalıydı. Bu sorunlar bilinmesine rağmen yarış öncesi gerekli izin verildiği için bu saatten sonra yarışmalarına izin vermeselerdi bence o zaman skandal olurdu. McLaren’in pedal sistemi, Ferrari’nin hareketli tabanı, Renault’un kütle amortisörleri, esnek kanatlar… gibi sistemler de kurallardaki açıklardan yararlanılarak kullanılmıştı. Yapılan itirazlardan sonra yasaklanmıştı. Bence FIA benzer şekilde yapılan itirazları Malezya’dan sonra görüşüp bu tasarımı yasaklacaktır, tabi o zamana kadar bu difözürü kullananlar damalı bayrağı geçmiş olacaklar.

Takımlar Ne Alemde?

Son bölümde takımlar hakkında bazı bilgiler verip, sezon sonuna dair Nostradamus’luk yapayım.

McLaren: 2 yıl önceden kalan bir alışkanlıktan olsa gerek McLaren’de Ferrari’yi taklit etme özelliği halen devam ediyor. Önce Stephangate skandalıyla çalınmış bilgileri kullandılarr, sonra Hamilton gibi bir pilot yakaladıkları için Ferrari’deki gibi tek pilotlu takım oldular, şimdi ise Ron Dennis yerini Martin Whitmarsh’a bıraktı. Sezon öncesi testlerde herkesin aksine genelde yeni ön kanat, eski arka kanat karışımı bir araçla test yaptılar. Test zamanları sürekli kötüydü ama ben bunu pek inandırıcı bulmuyordum, farklı bir şey denediklerini düşünüyordum ama daha sonra açık bir şekilde araçlarının performanslarının yarış kazanmak için çok yetersiz olduğunu açıkladılar. Difüzörler iptal olmazsa, Avrupa’daki yarışlara kadar çok şey kaybedebilirler. Kovalainen zaten iyi araçta bile yetersiz kalıyordu, Hamilton‘ı ise çok beğenmeme rağmen kötü bir araçta şampiyonluk kovalayacak kadar tecrübeli görmüyorum. Şimdilik çok erken, her zaman benim bu tahmini çürütebilecek bir potansiyelleri var ama bence ilk yarışları farklı pilotlar-takımlar kazanmazsa, puanlar bölünmezse Avrupa’daki yarışlarda fazla zaman kaybetmeden önümüzdeki yılın aracına odaklanabilirler.

Ferrari: Artık F1 bölümüyle bir ilgisi kalmasa da geçen gün Jean Todt görevi bıraktığını açıkladı. Bir görüşe göre 2010’da Alonso geleceği için böyle bir karar almış ama zaten Ferrari’den ayrılması aşama aşama gerçekleştiğinden bana mantıklı gelmiyor bu haber. Gerçi bu dedikodular için ortada çok fazla malzeme var. Alonso, McLaren’e geldiğinde McLaren ile anlaşan Santander firması Ferrari ile 2010’da başlayacak bir sponsorluk anlaşması imzaladı. Bu haberlerin doğru olup olmayacağı aslında biraz da Raikkonen’e bağlı. Geçen yıl sıralamalarda ve puanlamada bariz şekilde Massa’ya karşı ezilen Raikkonen bu yıl bekleneni veremezse sözleşmesine rağmen Ferrari’den ayrılabilir. Önümüzdeki yıllardaki pilot ikilisi ne olursa olsun takım bu yıla da iddialı giriyor. Test zamanları gayet iyiydi. Takım son 10 yılda 8 Takımlar Şampiyonluğu kazandı. Pilotlar şampiyonluğundan bu yıl bence Kimi, Massa’yı geçer, Ferrari ise bir kez daha şampiyon olur.

BMW: Sauber’i satın aldıktan sonra istikrarlı bir şekilde ilerleyen, geçen yıl ilk pole’ünü ve yarış zaferinin kazanıp sezon boyunca atılması gereken turların %98,3’ünü tamamlayarak dayanıklılık olarak kendini kanıtlayan takımın bu yılki hedefi ise doğal olarak büyüdü. Artık şampiyon olamasalar bile Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı hedefliyorlar. Kubica gibi çok beğendiğim bir pilota sahipler ama henüz istikrarlı bir biçimde yarış kazanabilecek bir seviyeye geldiler mi orasından emin değilim. İlk yarış itibariyle McLaren’in fazla iddialı olmadığı bir sezonda bu hedeflerine ulaşamazlarsa bence bu sezon başarısız sayılırlar. Kubica gibi iyi bir pilotun KERS’i zaman zaman kullanamayacak olması Heidfeld’e artık bir bahane bırakmıyor. Bu yıl da geride kalırsa daha düşük bütçeli takımlarda kendine yer arayabilir.

Renault: Motor teknolojisinin dondurulmasından sonra beklenmedik şekilde geriye düşen Renault’a bu yıl özel bir izinle motorları üzerinde değişiklik yapılmasına izin verildi (bu ayrıcalık sadece bir kereliğine tanındı, 2012’ye kadar kimseye izin verilmeyecek artık). Renault, kendilerini teğet geçen ekonomik kriz nedeniyle pilot maaşlarından indirime gittiklerini açıklandı (Alonso artık 6 milyon £ daha az kazanacak, alın size Ferrari’ye gitmesi için bir dedikodu malzemesi daha). Geçen yılın 2.yarışında performansını bariz şekilde arttıran takım bu şekilde 2 yarış kazanmıştı. Alonso’nun gittiği her takımı geliştirdiği biliniyor. Buna rağmen şampiyon olmaları bence çok zor, kendileriyle aynı seviyede çok takım var. Alonso çok iyi bir pilot ama geçen yılki sıralamalarda elde ettiği 18-0’lık derece bence Piquet’in yakasına ömür boyu yapışacak rezalet bir derece. Renault’un bu yılki pit stop’larını dikkatle izleyin, pilotları fırçalamasıyla ünlü Flavio Briatore, bu yıl da da aynı performansını devam ettirmesi halinde Jason Tahincioğlu’nun Brezilya şubesi olan Nelson Piquet Jr ‘a pit stop’ta tekme tokat dalabilir.

Toyota: Bu takımda Honda’nın benzeri şekilde yıllardır büyük bütçelerle F1’e yatırım yapıyor ama kayda değer bir başarı elde edemiyor. Toyota’nın F1’e yatırım yapmasına devam etmesini istiyorlarsa bu bütçeyle artık bir yarış kazanmaları gerekiyor. Pilotları fena değil, takımda yeterli bütçe var, testlerde de çok iyi zamanlar çıkarıp göz doldurdular ama sezon ortasına kadar KERS’i kullanmayacaklarını açıklamaları bence bu bütçedeki bir takım için büyük bir hata. Şampiyon olamazlar ama geçen yılın sonlarında Renault’un yaptığına benzer şekilde üst sıralarda sürekli yer bulabilirler.

Toro Rosso: Vettel’in yerine Sebastien Buemi geldi. Geçen yıl Ferrari motoruyla yarış kazanıp kardeş takım olarak ve Vettel’le yarış kazanıp görevini fazlasıyla yapan takım bu yıl aynı başarıyı tekrarlamayacaktır. Dietrich Mateschitz’in elden çıkarmaya çalıştığı takım bence bu yıl iyi kardeş rolüne bürünüp Red Bull’un gerisinde, sonlarda yer alır.

Red Bull: Adrian Newey, Webber ve Vettel gibi iyi pilotlara takımın geçen yıl en büyük dezavantajı Renault motoruydu. Bu yıl verilen özel izinle bu dezavantajı ortadan kaldırmış olabilirler ama hala şampiyonluk için adı geçenler arasında yer almıyorlar. Takım 1-2 yıl içinde iddialı duruma gelmeyecekse Bernie Ecclestone saçma puanlama önerileri yerine bu işe bir el atıp Vettel’i gençliğinin baharındayken büyük takımlardan birine kazandırmalı (ben bu satırları yazarken Vettel hidrolik basıncındaki bir sorun nedeniyle antremanlarda yolda kaldı, bu gidişle Vettel’in bu takımda geçirdiği zamana yazık olacak).

Williams: En çok saygı duyduğum takımların başında gelen Williams son yıllarda eski günlerini mumla arıyor. Sezon başındaki iddialı takımlardan biri de Williams. Geçen yıla çok iyi başlayıp, daha sonra yerinde sayan takım bolca itiraza neden olan difüzörünün de etkisiyle bu yıl testlerde iyi bir görüntü çizdi. Bu performansları geçici değilse Rosberg geçen yıl Vettel’in yaptığına benzer şekilde güzel işler çıkarabilir.

Force India: Geçen yıl hiç puan alamayan bir takıma göre iyi sürücülere sahipler. Bu yıl Ferrari yerine Mercedes ile anlaştılar (anlaşma motor, şanzıman ve KERS desteğini içeriyor). Sutil çok kötü bir arabayla yarışmasına rağmen geçen yıl başarılı bir sezon geçirmişti. Alonso’nun Minardi’de yaptıkları da bundan çok farklı değildi. Orta seviyelerde mücadele edebilen bir araçları olursa Fisi ile zaman zaman Q2’ye kalabilirler ama bu takım için bu aşamada bundan fazlasının gerçekleşmesi için Slumdog Millionaire’deki tesadüflerin bir araya gelmesi lazım.

Brawn GP: Yukarıda da yazdığım gibi sezonun şu ana kadarki sürprizi Ross Brawn’ın takımı gerçekleştirdi. Çok kısıtlı sürede F1’deki herkesten gerekli desteği görerek Mercedes motorunu buldular. Kısıtlı sürede son düzenlemeleri yapıp son testlere yetiştiler. Test zamanları herkesi fazlasıyla şaşırttı ama aslında yüksek bütçeyle, arkasında Honda’nın teknik desteği olan takım; 2008’de çok erken havlu atarak 2009 yılındaki araç için yeterli zamanı ve bütçeyi ayırmıştı. Yani Brawn BGP 001’in hazırlanması, Honda’nın F1’den ayrılmasından önce tamamlanmıştı. Yine de tüm ekibi kutlamak gerekiyor. Takımda bir gelecekleri olmadığını bilmelerine rağmen herkes elinden geleni fazlasıyla yapmış gözüküyor. İlk yarışların mutlak favorisi durumdalar. Jenson Button yıllardır beklediği iddialı aracı bu yıl bulmuş gözüküyor. Rubens Barrichello en çok GP’ye katılma rekorunu rahatça geliştirecektir ama artık takım doğal olarak küçülmeye başlayacak. İlk etapta 300 kişinin işten çıkartılması bekleniyor ama yeni sponsorlar bulmalarıyla difüzör kuralı değişmezse, yılın en başarılı takımı olmaları şimdiden garanti.

Avustralya GP’si bu hafta sonu TRT1’den yayınlayanacak. Kurduğu ekip için TRT’yi kutlayıp herkese çekişmeli, bol bol geçişin olduğu zevkli bir sezon diliyorum.

Bundan sonraki haftalarda burada veya Ediz’le birlikte yazacağımız yazılarda arayı fazla uzatmamaya çalışacağız. Yazılar hakkındaki her türlü olumlu-olumsuz eleştiriyi maille bildirebilirsiniz.

fotolar: Formula1.com, GPUpdate.net