NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ


COURTSIDE
Bedensel Engelliler - Tekerlekli Sandalye Basketbolu
Yerine Sevemem!

Bundan on ay kadar önce, buralarda görmeye pek alışkın olmadığınız ve eminim okuduğunuzda her birininizde değişik duygular yaratan bir yazı yayınlandı sitede. Şimdi, o duyguları yeniden uyandırmak, hazır uyandırmışken de onlarla güzel şeyler medyana getirilmesi için tekrar karşınızdayız. Evet, hatırladınız değil mi? Konumuz Sakatlar Basketbolu... Daha doğrusu, Sakatlar Basketbolu ile ilgili burada anlattıklarımızın üzerine neler olduğu ve bundan sonra neler olacağı, hatta daha ileri gidersek, neler olması gerektiği? Fakat daha önce, "Onlar da Bu Oyunu Seviyor" başlıklı ilk yazı hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum.

Bu işe girişirken, nasıl tepki göreceğimi pek kestiremiyordum açıkçası. Çünkü bilindiği üzere farklı ve hassas bir konu. Ama yazı yayına girdikten sonra anladım doğru bir iş yaptığımızı. Bana teşekkür ve deskeklerini ileten tüm okurlara minnetimi sunmam gerekiyor. Bu konu hakkında daha fazla şeyler yapma isteğimi ateşlediler. Konuya fazlasıyla itina gösteren Diyarbakır ve Balıkesir Bedensel Engelliler Dernekleri'ne de teşekkür ediyorum.

Önceki yazının formatına uyalım ve ilk olarak nelerden bahsedeceğimize değinelim: Ligin ve milli takımın durumuna bakacağız, lige yeni katılan Galatasaray'a, bununla beraber değer kazanan oyuncu piyasasına değineceğiz, alt yapı sorunundan ve sosyal yaralardan konuşmaya çalışacağız.

Ligde neler oluyor?

Öncelikle, geçen sezon sonunda Birinci Lig Şampiyonluğu'nu, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni finalde yenen BJK'nin kazandığını belirtelim. Daha önce bahsettiğimiz gibi, bu iki takım zirvede yalnız ve bu sezon da aynı senaryoyu izlemeye devam ediyoruz. İki takım da ligde başa oynuyor. İstanbul Engelli Yıldızlar, yaptığı antrenör değişikliğinden ve kadrosundaki önemli bir-iki ismi kaybettikten sonra, zirvedekileri aşağı almaya çalışan takım görüntüsünden, orta sıralara oynayan bir takım haline dönüştü ve İzmir Büyükşehir ile BJK'yi baş başa bıraktı.

Size istatisiklerden pek bahsedemiyorum çünkü bunları elde edemiyoruz, onun yerine ligde oynanan 11 hafta sonucunda puan durumunu veriyorum.

TAKIM
M
G
M
AS
YS
P

1

BEŞİKTAŞ J.K.

11

11

0

877

436

22

2

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BLD. S.K.

11

10

1

851

408

21

3

ORDU BED. ENG. S.K.

11

7

4

726

721

18

4

ADANA ENG .SPOR K.

11

6

5

590

673

17

5

İSTANBUL ENG. YILDIZLAR

11

5

6

630

599

16

6

KARDEMİR KARABÜK S.K.

11

5

6

642

676

16

7

KKTC LEFKOŞA T. BLD. S.K.

11

5

6

625

714

16

8

KARAGÜCÜ

11

5

6

636

662

16

9

ADANA MARTI ENG. S.K.

11

1

10

580

721

12

10

SAMSUN BED. ENG. S.K.

11

0

11

418

965

11

Milli takıma ne oldu?

Önceki yazıda, milli takım hakkında, kısa bir süre sonra ülkemizde bir hazırlık turnuvası oynanacağından, ardından Paris'te düzenlenecek Avrupa Şampiyonası'na katılacağımızdan, orada derece hedeflediğimizden, bunu yaparken de yeni çıktığımız A kategorisinden B kategorisine düşmemeye özen göstermemiz gerektiğinden bahsetmiştik.

O günden bu yana belki de engelliler basketbolundaki en büyük hayal kırıklığım, milli takım konusunda oldu. Dr. Trawinski Turnuvası'nda beklenenden uzak bir görüntü çizen milliler, Almanya ve İsrail'e yenilip üçlü grupta sonuncu oldular, beşincilik maçında ise diğer grubun sonuncusu İsveç'i yenerek, ev sahibi olarak katıldıkları turnuvadan beşinci çıktılar. Turnuvayı ise sürpriz bir şekilde finalde Fransa'yı yenen İsrail kazandı. Bu turnuva için seyirci desteği istemiştik yazımızda ama maalesef koltuklar yine boştu.

Ardından 24 Haziran - 1 Temmuz arasında Paris'te düzenlenen Avrupa Şampiyonası'na katıldık. Bizim için tam bir hayal kırıklığı olan şampiyonaya B grubunda başladık ve sırasıyla İspanya, İsrail, İngiltere ve Hollanda'ya yenilip Çek Cumhuriyeti'ni yenerek, altılı grubu beşinci bitirmek suretiyle çeyrek final şansını kaybettik.

Sırada, gruplarında son iki sırayı alan takımların B kategorisine düşmememe mücadelesi vardı. İki takım düşerken, iki takım A kategorisinde mücadele etmeyi sürdürecekti. Bunun ilk ayağı olan ve kaybedenin düşeceği maçta milliler, Bosna-Hersek'e 74-72 kaybederek B kategorisine düştüler. BJK'li Mehmet Akın'ın 33 sayısına destek veren olmayınca, bu maçı kaybettik.

Ardından Çekleri bir kez daha yenerek turnuvayı 11'inci tamamladık.

Bu arada, ağustos ayında İngiltere'de düzenlenen 22 Yaş Altı Dünya Şampiyonası'nda da gençlerimiz, 12 takım arasında 10'uncu olarak, iyi bir netice almayı başarmadılar.

Bu sonuçlarından ardından fazla yoruma gerek var mı, bilmiyorum. Zaten yenisi olduğumuz bu spor dalındaki ufak tefek çıkışlarımızı kaybettik ve eksi yönde gelişmelere tanık olduk. Yeni oyuncular yetiştirme çabasına girmezsek, kötü gidişin önüne geçmemiz zorlaşacak. Neyse, bu konuya daha sonra değinelim.

Aslan pençesi

Türk sporunun temel taşlarından biri olan Galatasaray Spor Kulübü, 2005-6 sezonunun başında takım kurma ve Bedensel Engelliler Basketbol Ligi'ne katılma kararı aldı. Takımın başına milli takım antrenörü Sedat İncesu'yu getiren Aslanlar, hatrı sayılır bir yatırım ile bu lig için iddialı konuma geldiler. Yeni katıldıkları için kurallar gereği bu sezon İkinci Lig'de mücadele ediyorlar. Gelecek sezon Birinci Lig'e çıkacaklar ve kadrolarını korurlarsa şampiyonluk iddiası taşıyacaklar.

Lige yeni takımların, özellikle de büyük camiaların katılması elbette güzel bir hamle. Medyanın ve seyircinin ilgisini çekmek için iyi bir yol. Daha da çok faydası görülecektir elbet. Bununla beraber, planlanmayan etkileri de oldu, Galatasaray'ın bu hamlesinin. Ligdeki önemli oyuncuları (bunu derken, yedi milli oyuncudan bahsediyorum) ve özellikle de iki-üç genç milli takım oyuncusunu aldılar. Bununla beraber de, ligde bulunan iyi oyuncu sayısı sınırlı olduğu için ve yetiştirilen (veya yetiştirilmeye çalışılan) oyuncu sayısının azlığı nedeniyle, bu oyuncuların piyasası arttı. Böyle bir durum, bazı kulüpleri mali açıdan zor durumda bırakmakta. Zaten sponsor desteğinin, finansal sorunların hat safhada yaşandığı, takım sayısının fazla olduğu ligde bu gelişme, kimi takımlara darbe vurdu. Maddi sorunlar o kadar büyük ki, federasyon bu sezon ligi önceden ilan ettiği tarihte başlatamazken, sonraki bir dönemde maçlara ara vermek zorunda kaldı. Bu normal ligde olsa yer yerinden oynar herhalde! Ama Bedensel Engelliler Ligi'nde böyle şeyler olduğundan kimsenin haberi yoktur sanırım. (FOTOĞRAF: GALATASARAY.ORG)

Yeni kurallar

Bu arada 1 Ekim 2005 tarihinden itibaren Tekerlekli Sandalye Basketbolu'nda yedi maddelik kural değişiklikleri oldu. Şöyle ki;

1- Son serbest atış başarılı olmuşsa ve atışı kullanacak oyuncuya top verilmeden önce istek yapılmışsa, her iki takım da mola alabilecek veya oyuncu değiştirilebilecek.

2- Son serbest atıştan sonra faullerin uygulanması sonucunda top hakem masasının karşı tarafından oyuna sokularak devam edecekse (örneğin teknik faul, sportmenlik dışı faul, diskalifiye edici faul uygulamaları), son serbest atış başarılı olsun veya olmasın, her iki takım da, top oyuncuya verilmeden önce isteğin yapılmış olması koşuluyla oyuncu değiştirilebilecek veya mola alabilecek.

3- Dördüncü periyodun veya uzatma periyodlarının son iki dakikası içinde sayı yiyen veya topu kendi geri sahasından oyuna sokması gereken takım mola almışsa, top hakem masasının karşı tarafındaki kenar çizgisinin orta noktasından oyuna sokulacak ve geri sahaya da pas olabilecek.

4- Takımların kadrolarında bulundurdukları ve oyuna dahil ettikleri her kadın oyuncu için yaşına bakılmaksızın 1,5 puan tenzilat uygulanacaktır (14 puanı geçmeyecektir).

5- 2005-2006 sezonunda 1987 ve daha küçük doğumlu her erkek (genç) oyuncu için toplam takım puanından iki puan tenzilat uygulanacaktır. Ancak her takım ikiden fazla genç oyuncuyu kadrolarında bulundursalar bile, en fazla iki genç oyuncu statüsünde puan hesaplanır. Diğer genç oyuncular normal puan ile aynı anda oynayabilir. Bir genç oyuncu çıkıp diğer genç oyuncu oyuna girerse, 'genç oyuncu' statüsü uygulanır. Sahada oynayan beş kişi içinde en fazla iki kişi bu statüde oynar. Takımlar 1987 ve daha küçük doğumlu oyuncuları, yetkili imzayı taşıyan takım listelerinde, oyuncunun isminin karşısında parantez içinde belirtmek suretiyle müsabakaya çıkarabilecektir.

6- Teknik komiserler 'genç oyuncu' statüsünde oynayan her oyuncuyu kenarda oturtmayıp oyuna girdiklerini raporlarında belirteceklerdir (maç çizelgesine işaratelenmiş olsa da). Şayet genç oyuncu maça girmemiş fakat yanlışlıkla sayı hakemi tarafından işaret konmuşsa (sayı yazılmış, faul işaeretlenmişse), bu durumda maçın baş hakemi tarafından çizelge arkasında ayrıca belirtilecektir

7- Takımlar sahada bulunacak 12 sporcunun dışında listelerine en fazla yedi kişi 'görevli' yazabilir. (Antrenör, yardımcı antrenör, masör, refakatçi, fizyoterapist, idareci, doktor...)

Sahi, bir Celal Hoca vardı, ona n'oldu?

Önceki yazıda bahsettiğimiz kişilerden biri de, dönemin milli takım yardımcı antrenörü ve İstanbul Engelli Yıldızlar S.K. Antrenörü Celal Demirbaş idi. Kendisinin yaptığı işlerden övgü ile bahsederken, gelecekte de önemli işlere imza atacağını belirtmiştik. Peki ne yapıyor şimdi Celal Hoca?

Bu vesileyle öncelikle yukarıda yarım bıraktığımız milli takım mevzusuna değinelim. Şahsi programının yoğunluğu nedeniyle Mayıs ortasında, yani ilk yazımızın hemen ardından ve Dr. Trawinski Turnuvası'ndan önce Celal Demirbaş, milli takımdaki görevini bıraktı. Milli takımın aldığı başarısız sonuçları buna bağlamak hata olur ama onun yokluğunun da başarısızlıktaki etkenlerden olduğu söylenebilir.

İstanbul Engelli Yıldızlar'da da yönetimle anlaşmazlık yaşayan Demirbaş Hoca, sezon sonunda takım lig üçüncüsü olduktan sonra ve kontratı bitince kulüpten ayrıldı. Bu sezonu bir öncekini arar biçimde geçiren kulüp, 19 Ocak 2006'da Celal Hoca'yı tekrar getirdi. Bu sırada yedi maçın üçünü kazanmış ve yedinci sırada bulunan takım, 29 Ocak'ta lige verilen aranın ardından, ilk maçını dört 4 galibiyeti bulunan Karagücü ile içeride oynadı ve kazandı. Ardından Adana ve Ordu deplasmanlarından eli boş dönen takım, son olarak içeride Karabük'ü yendi ve beşinciliğe çıktı.

Şüphesiz yönetimin ve izleyenlerin beklentisi, takımın geçen seneki konumuna kavuşması. Ama hem oyuncu kaybetmenin, hem de işe sezon ortasında dönmenin zorluğunu yaşayacaktır Celal Demirbaş. Buna rağmen başaracağını düşünen çoğunluktayım.

Ek olarak, Avrupa'nın üçüncü kupasının ilk tur eleme maçlarını İstanbul'da oynadılar geçen hafta sonunda. Bu kupada tüm maçlarını kaybederek grup sonuncusu olup İspanya'ya gitme şanslarını yitirdiler. 30 Haziran'a kadar anlaşması bulunan antrenörün, kişisel hedefleri doğrultusunda bu takımda kalıp kalmayacağını göreceğiz.

Öte yandan, bu sezonu hazırlık çalışmalarıyla geçiren ve gelecek sezon İkinci Lig'e katılmayı planlayan Bağcılar Belediyesi de oluşumun başına Demirbaş'ı getirmeyi istiyor. Büyük bir yatırım yapan ve bu işi Türkiye standartlarında fazlasıyla ciddi alan Bağcılar Belediyesi'nin ligin en iyi çalıştırıcılarından Demirbaş'ı alıp alamayacağına dair gelişmeleri ilerleyen yazılarda iletiriz.
(FOTOĞRAF: SERKAN ŞENTÜRK, TEMPO DERGİSİ)

Altyapı dedik ama...

Yine önceki yazımızda, ülkemizdeki hiç bir kulübün Bedensel Engelliler Basketbolu ile ilgili altyapı çalışması olmadığından bahsetmiştik. Halen bir değişiklik yok. Yapılması gerekenler iyice anlaşılmadıkça da olacağa benzemiyor maalesef. Tekrar hatırlatalım bari; kulüplerin okul, dernek vb. yerleri tarayarak, yetiştirebilecekleri gençler bulmaları, bunlarla ilgilenecek antrenör arayışına girmeleri çok önemli. Mevcut oyuncu potansiyeli ve takım çokluğunun bunların piyasası üzerindeki etkileri nedeniyle, yeni takımların liglerde yer almaları, var olmaları ve yükselmeleri mümkün görünmüyor. İş altyapıda bitiyor yani.

Bu işe o kadar kolay değil tabii. Aileler, bedensel engelli çocuklarını toplum arasına çıkarmaktan çekiniyorlar. Oysa bu hayatın bir gerçeği, bunu kabullenmeli ve buna göre hareket etmeliler. Çocuklarının yaşamlarından zevk almalarını sağlamak için çaba göstermeliler. Emin olun spor bunu gerçekleştirmek için önemli bir araç. Zaten bu yazıları yazmamızın, bu konuyu irdelememizin temelinde bu yatıyor; bedensel engellilere destek olmak, onların daha kolay, eğlenceli, huzurlu bir sosyal hayat yaşamalarını sağlamak adına adım atmak... Amacımız dikkatleri bu insanların üzerine çekmek ve hak ettikleri ilgiyi onlara göstermek. Unutmayın, bu ülkede 10 milyon bedensel engelli var. "Maçları da takip edin" çağrısında da bulunmuştuk ama buna tekrar değinmeyeceğim çünkü normal basketbol maçlarına dahi -bazı zamanlar bedava olmasına rağmen- ilgi göstermeyen bir toplumun, basketbolun ve sporun bu dalına yoğun ilgi göstermesini beklemek, şu an için yanlış olacak sanırım. Toplumsal bilincimizin bu eksikliklerimizi giderecek seviyeye ulaşması için daha zamana ihtiyaç var anlaşılan.

Görüneni değil, gerçeği bilin!

Toplumda oluşan ortak fikir ve insanların bakış açısı, sadece sandalyeye bağımlı insanların bedensel engelli olduğu yönünde. Halbuki bu tamamen bir ön yargı. Ayak veya el parmağı bulunmayanlar, kollarında sorun olaranlar ve benzerleri, yani vücudunun tamamını sağlıklı bir şekilde kullanamayan insanların tamamı, 'bedensel engelli' olarak adlandırılıyor. Ve bu insanlarımızın sayısı tahmin edilen ya da gözle görülenden çok daha fazla. Bu insanları yok saymak, ikinci sınıf insanmış gibi davranmak, her gördüğünüzde ya da onlarla ilgili bir yazıyla, programla, durumla karşılaştığınızda otomatik olarak acıma duygusuna kapılmak, bu konuda yapılabilecek en büyük hatalardandır. Bu konuyu daha fazla gündeme getirmek ve onların sosyal gelişimini sağlamak, sorunlarına çözümler getirmek adına üzerimize düşenleri, bunun toplumsal görevimiz olduğunun bilincine vararak gerçekleştirmeliyiz. Özellikle belli misyonları olan veya edinmiş insanların bu konuya ilgisiz kalmaması da Türk sporu ve Türk milleti için çok önemli. Biz de elimizde bulunan 'söz hakkı' ile bedensel engelli insanlarımızın sorunlarını ve sporun buradaki yerini ve de önemini anlatamaya çalıştık, çalışıyoruz, çalışacağız.

Dediğim gibi, bu tarz yazılarımız devam edecek. İlk yazımdan sonra, bu önemli konuyu ele almamın iyi olduğuna fakat bunun yeterli olmadığına dair eleştiriler de aldım. Bunu söyleyen insanlar, bu konunun iyice içinde olan insanlardı. Biz öncelikle bedensel engellilerin sporunu ve basketbolunu sporseverlere aşina bir konu, bir dal haline getirelim, daha sonra ele alış biçimimizi de geliştirebiliriz. İlgi gösteren ve özverisini ortaya koyan herkese çok teşekkür ediyorum.


Tolga DURMUŞ
17 MART 2006, CUMA
alesta22@hotmail.com


ÖNCEKİLER:
Onlar da Bu Oyunu Seviyor