Acur, be clever!..

 

tayshaun@gmail.com
09 Aralık 2008, Salı

 

 

Selamlar batug.com eşrafı, sevgili Michigan’lılar.

 

Kaan abiden bugüne kadar Pistons ile ilgili üç kere telefon aldım yanlış hatırlamıyorsam. İlki, şampiyon olduğumuz sabahın sonrasındaki insancıl bir saatte, şampiyonluk hakkında yapılmış hoş bir muhabbetti. İkincisi ise iki yıl sonra, ben kursta, dersteyken “Oğlum sizde Tayshaun gelmeden önce şaka gibi bir adam oynuyordu neydi onun ismi” sorusuydu. Acurun ismini benim unutmamın mümkünü yoktur elbette. Sonuncusunu ise dün, maçın devre arasında aldım, içeriğini de dünkü maçı (Knicks) izlemiş olanlar tahmin edebiliyordur. Geldiğimiz nokta budur sevgili cemaat; şampiyonluktan, Acur’un felakete dört nala bir kısrak gibi koşturduğu aciz takım.

 

Yanlış ellerin eline geçen silah

 

Bundan altı ay önce konferans finali oynayan bir takımın bugün Wolves gibi, 76’ers gibi genel amaçlarının ne olduğunu kendilerinin bile bilmediği takımlara farklı kaybetmesini ya da önde olduğu zamanlarda güvenlerini yitirip yenilmesini yapılan takasa bağlayabiliriz ama bu kolaya kaçmak olur. Kaldı ki takasla gelen adam da Şemsettin Baş değil, tek başına takımı köreltsin. Kötü oynadığını kendisi de kabul ediyor ancak kötü oynamasının sebebini, alışmış olduğu gibi çok süre alıp topla çok oynamasına izin verilmemesine bağlıyor.

 

Iverson bu konuda haklı mı?

 

Haklı çünkü takımdaki görevi tam olarak belirlenmemiş, alelade bir adam muamelesi görüyor. Iverson gibi yüksek egolu bir oyuncuyu takıma katıyorsanız onu mutsuz edecek faktörleri de ortadan kaldırmanız lazım. Yapamıyorsanız da böyle bir riske girmeyeceksiniz. Ivy, çaylak sezonu da dahil olmak üzere maç başına en az süreyi Pistons’ta alıyor. Maç başına 14.6 şut kullanıyor, bu sayı geçtiğimiz sezon 18.9.

 

Haksız çünkü ne kadar süre alıyorsa alsın, hücumda mutlaka top eline geçiyor. Setlerden çok fazla anlamam ancak Iverson’ın topu eline geçirdiği her hücumda takımın aynı oyunu oynadığını anlayabiliyorum. Bu hücum düzeni diğer oyuncuları da olumsuz yönde etkiliyor. Örneğin maraz çıkarmaya yer arayan Rasheed’in eline lütfen top geçiyor, çoğu zaman da uygunsuz bir pozisyonda geçiyor. Aynı şekilde Billups’la beraber bal-kaymak ikilisini oluşturan Rip şut için 15 saniye deliler gibi koşsa bile pas alamıyor.

 

Bunların üstüne Şükran Günü’nde yaşanan antrenmana katılmama hareketi de Iverson’ı haksız duruma düşürdü. Knicks’i The Palace’da yendiğimiz günün ertesine sabah 10’da kondüsyon antrenmanına katılmayan Iverson hem ceza aldı hem de bir sonraki Bucks maçında da yedekten oyuna girdi. Bu konuyu daha önce de belirttim ama takımın bu olaydan sonra Iverson’a biraz dargın olduğunu da eklemek gerek.

 

Ivy dertli, Ivy üzüntülü, Ivy mutsuz da diğerleri ne âlemde?

 

Profesyonellik konusunda örnek bir adam olan Tayshaun da mutsuz. The Palace’da kaybettiğimiz Portland maçının dördüncü periyodunun tamamında kenarda oturmak bir basketbolcuyu pek sevindirecek bir durum değil. Maç sonrası Acur’un “Tay iyi oynamıyordu, ilk beşin tamamı kötü oynuyordu ben de maçı kazandırabilecek bir şey deniyordum” mealinde gevelemesi tuz biber oldu.

 

(Yazarınız burada kopuyor...)

 

(Ziya Şengül mode on) Lan arkadaş; Prince’i çıkardığın zaman skor 67-56 Portland lehine. Peki maç bittiğinde skor ne? 96-85, yani fark hâlâ 11. E neyi deniyordun be eşşoğlueşşek? Anlayacağın gibi anlatayım; roket bilimi mi anasını satayım bu, kapattığın fark tekrar açılıyorsa başka şeyler denersin. Mesela takımın bireysel savunmadaki en iyisini oyuna geri sokmak gibi şeyler.

 

Yapılan mallıkları saymakla bitiremiyorum; takımın ilk beşinin maçı tamamlaması, yani oyunun son dakikalarında ilk beşin sahada kalması alışkanlığı da yerle yeksan oldu. Farkın açılıp alkışlatılmak üzere kenara alınanlar dışında, genelde maça kim başladıysa o bitirirdi. Şimdi ise kim Curry’e hoş gelen oyun oynuyorsa o sahada kalıyor. Bunun Will Bynum olması, Allen Iverson olması önemli değil. Acur beğensin yeter. Böyle yaparak gençlere fırsat sunduğunu zannediyor olabilir ama Iverson gibi, Rasheed gibi, Rip gibi arıza çıkarmaya meyilli adamlara önayak olduğunu farkedemiyor.

 

Bununla da bitmiyor vatandaş; McDyess geldiğinde kenardan başlatacağı muştusunu da veriyor Acur. Sebep ise Rasheed ile birlikte oynamasını istememesi. Bir “paşa gönlüm kuralı” anlayacağınız. Hadi McDyess’ı yedekten sokacaksın, o kısmı kabul ettik diyelim. Peki bu adamlar neden beraber oynayamıyorlar? Sheed’i pivot oynatmak istemiyorsan Kwame’yi 48 dakika oyunda tutacaksın çünkü başka adam yok elinde oraya koyabileceğin. Amacın Sheed’i dinlendirmekse (Eleman 34 yaşında ve Kwame öküzün teki olduğu için gereğinden fazla süre alıyor ve bacakları isyan noktasına gelmiş durumda) teorin yine götünde patlıyor çünkü McDyess da pivot oynatabileceğin bir adam değil. Ya kısa beş ile (Stuckey-Ivy-Rip-Tay-McDyess) koş-koş oynayacaksın –ki bu takımın daha önce yaptığı ve bundan sonra da yapabileceği bir şey değil- ya da Maxiell’in bacaklarından sen kollarından Rasheed tutup çocuğu 15 cm. falan sündüreceksiniz ki pivot mevkînde oynayabilsin. Yumurta kafandan ne düşünceler geçiyor bilemiyorum sevgili Acur ancak McDyess ile en fazla Sheed’i dinlendirirsin, götünü kurtaramazsın.

 

Takımda sesini çıkarmayan elemanlar da var, örneğin Maxiell. McDyess’ın olmamasına rağmen süreleri geçen sezona oranla düştü. Bunda Amir Johnson’ın süresinin artmasının rolü de var ama Kwame’nin maç başına 15 dakika süre aldığını düşünürsek bir şeyler ters gidiyor. (Kwame konusuna hiç girmek istemiyorum bile) Elindeki tek oyun kurucuna (o da pass-first değil zaten) yeterli süre veremiyorsun çünkü onu oynatabileceğin pozisyonlarda Ivy ve Rip var. Iverson’ı kestiğinde herif “az süre alıyorum, alışık değilim, ritim bulamıyorum” diye sızlanmaya başlıyor. Haklı ya da haksız, Iverson’ı sızlandırmayacaksın madem böyle bir işe el attın. Eh, Rip’i de kesemiyorsun çünkü Iverson ilk çeyreğin sonlarında tıkanıp kalınca ve Sheed’in de bacaklar hareket etmemeye başlayınca hücumda kullanabileceğin iki adamdan (diğeri Tay) biri. Kwame’ye internetten hücum gücü indirebilirsen Rip’i sahada tutmak zorunda kalmazsın tabii ki. Stuckey bilek sakatlığı, baş dönmesi vs. derken toparlandı ve oynamak istiyor. Bir süre o da sızlanmaya başlayacaktır.

 

Acur, Knicks maçı sonrası ilk beşte değişiklik yapacağı müjdesini basın yoluyla biz değersiz kullarına bildirdi. Yumurta kafasından geçen düşünce ise Tayshaun’ı PF oynatıp Amir Johnson veya Hermann’ı, Kwame yerine ilk beşte başlatmak (Be adam, Hermann’ı PF oynatsana o zaman?) ya da yine Kwamal yerine Stuckey’i PG başlatmak.

 

Bu durumda Tayshaun’un üstünde aygır gibi PF’ler olabilecekken, Stuckey’li versiyonda da ribaund alamayıp saçmasapan bir kurguyla oynayacağız. Bu süper fikirler ise Knicks’in farkı kopartıp saldığı dönemde oyuna soktuğu Hermann’ın, Amir’in ve Stuckey’in görece iyi oyunları sonrası gelmiş. Ben bu adamın aklına tuvalette neler geldiğini tahayyül bile edemiyorum.

 

Şen olasın Acur...

 

Big picture

 

Genel durumu sıralayalım;

 

- Allen Iverson – Az süre alıp az top kullandığından yakınıyor. Az süre aldığı kısmen doğru, Pistons gibi statik hücumu olan bir takımda kullandığı top sayısı bana göre yeterli ama Ivy’yi mutsuz edersen adam da Mateen Cleaves gibi oynar.

- Rip Hamilton – Takımda en az sesi çıkanlardan biri ama son Knicks maçında gördük ki stresli. Onu oynatan bir Billups olmadığı için oyuna katkısı çok azalmış. Olur da bir takas yapacak olursak gidebilecek ilk adam.

 - Tayshaun Prince – Vasat oynadığı bir maçta dördüncü çeyreğin tamamında kenarda oturtulup üstüne “Kötü oynuyordu, çıkardım” diye koçtan laf yiyince benim bu adama saygım iki kat arttı. Bana Acur böyle konuşsa ağzını yüzünü si.. Neyse...

- Rasheed Wallace – 34 yaşında bir adamı yokluktan 40 dakikaya yakın bir süre oyunda tutuyorsunuz sonra adamın her hareketi göze batmaya başlıyor.

 

- Kwame Brown – Ya ben sana bi’ şey demiyorum arkadaşım...

- Rodney Stuckey – İyi oyuncu ama yanlış takımda. Rip bir yere gitmezse duruma alışacak ya da isyan çıkaracak.

-  Jason Maxiell – Acur’un harcadığı isimlerden bir diğeri. McDyess geri dönmeseydi Sheed’i dinlendirirken takıma da çok katkı sağlayabilirdi ama durum onun için de boka sarmış halde. Sezon başında 2012’ye kadar kontrat uzatması da cabası. Mirgün Cabas’ı hem de...

- Amir Johnson & Walter Hermann ve diğerleri – Ellerinden geleni yapıyorlar, haklarında negatif bir şeyler yazsam ayıp olur.

- Michael Curry – Seninle harcanan zamana yazık.