ARŞİV
10 Kasım 2009
19 Ocak 2009
16 Kasım 2008

26 Ekim 2008

Önceki Yazılar

CUBAN BİZE TAKAS YAPSANA

 

bsarioglu89@hotmail.com
27 Ocak 2010, Çarşamba

Sezonu ortaladığımız şu günlerde, son yazımın üstünden neredeyse 2.5 ay geçmiş. Okul, sınavlar, finaller derken maçlara bile güç bela zaman ayırabildim, hazır biraz rahat bir nefes almışken takımdaki son duruma bakalım.

Sezonu ortaladık, hatta 43 maç oynayarak artık ikinci devreye geçtik; ancak durum pek de parlak gözükmüyor. Bu durumun altında birçok neden var. Bunların başında, bazı oyuncuların istenilen seviyeye bir türlü gelememesi ve takımın hücum performansının olması gerekenin çok altında seyretmesi var. Hâl böyle olunca, takımda belli bir istikrar sağlanamadı ve gereğinden fazla bocalama başladı.

Geriye dönüp –çok değil, şöyle birkaç sene- önceki sezonlara baktığımızda, Mavericks’in mükemmel bir hücum takımı olduğunu görürüz. İlk yarı sonlarında 60’lı, 70’li sayıları az görmedik. O zamandan bu zamana oyuncular, koç, mentalite değişti tabii ki; ancak özellikle son bir aylık dönemde çok kötü hücum ettik ve hâlâ bu kötü performansımız sürmekte. Maç başına 99.6 sayı atıyoruz -ki bu alanda ligde 16. sırada Dallas. Hücumdaki bu kötü performansın bana göre iki nedeni var; fiziksel yorgunluk ve yerinde olmayan şut seçimleri. İlk 5’inin yaş ortalaması 32 olan bir takımın, NBA gibi uzun ve maç trafiği yoğun olan bir organizasyonda, bir noktadan sonra alarm vereceğini tahmin etmek pek zor olmaz. Bu yorgunluğu, Dallas’ın Doğu turnesinde olduğu şu günlerde çok daha net görüyoruz. Özellikle sert oynayan takımlara karşı çok ama çok zorlanıyoruz, maçlarda bir yerden sonra devamı gelmiyor ve takım tıkanıp kalıyor.

Diğer bir mevzuu, bazı oyuncuların rezalet performansları. Bunların başını da Josh Howard çekiyor kuşkusuz. Artık o her şeyi yapan, bütün eksik noktaları yamayan, her takıma lazım adam yok ortada. Tamam, geçen seneden beri bilek sakatlıkları ile boğuşuyor, sezon başından beri “Tobias Linderoth” misali bir oynadı, bir oynamadı; ancak bir insanın basketbol anlayışı bu kadar değişemez. Eline gelen her top, potayla kucaklaşıyor, bu da maalesef takımın hücum ritmini sekteye uğratıyor. Onun kafası yerindeyken, kendisini basketbola verdiği zaman iki gömlek üstün oynuyoruz, umarım toparlar diyeceğim ancak pek de sanmıyorum, bu saatten sonra.

Ayrı bir paragraf da Dampier’a açmak lazım. Sezona tam anlamıyla fırtına gibi başladı. Mâlum, kontrat sezonu olması nedeniyle yine istatistikler tavan yaptı. Ancak teşhisi konulamayan bir hastalık yüzünden birkaç maç kaçırdı ve döndükten sonra istatistikler tekrardan düşmeye başladı. Zaman zaman kontratını hatırlıyor, bazı maçlarda tek çeyreklik güzel performanslar (Boston deplasmanında, 3. periyotta 11 sayı atması gibi) ortaya koyuyor. Onun, sezon başındaki gibi pota altında daha etkili oynadığı zamanlar, takım olarak çok daha iyi oynuyoruz.

Olası Takaslar

Bu konu hakkında bir alt başlık açmak istedim. Şu anki durumuyla Mavericks’in çok fazla ileri gideceğini söylemek biraz hayalcilik olur. Düzgün bir takas yapmadan bu sezonun da iyi şekilde biteceğini düşünmüyorum. Aslında elimizdekilere bakınca çok da fazla takas malzemesi yok gibi duruyor; fakat 2010 yazı için birçok takımın salary cap’ini boşaltmak istediğini düşününce, trade deadline’a kadar kontratlarının son yıllarında olan (her ne kadar takım opsiyonları bulunsa da) Dampier veya Josh’ı ya da ikisini birden elden çıkartabiliriz, eğer Mark Cuban hâlâ bolca lüks vergisi ödemeye niyetliyse. Yapılacak düzgün bir hamleyle, iyiden iyiye iddialı bir takım haline dönüşebiliriz; ancak bunlar sadece senaryodan ibaret, şubat ortasına kadar bekleyip, göreceğiz.

Hazır takas demişken, ufak bir takas yaptık. Anlaşılan o ki, sezon başında fena katkı vermeyen Kris Humphries, Tim Thomas’ın da sakatlığından kurtulmasıyla Rick Carlisle’ın gözünden iyice düştü ve fazla süre bulamayan Shawne Williams ile New Jersey’e takas edildi. Karşılığında da 33’lük, eski oyuncumuz Eduardo Najera’yı aldık. Bu saatten sonra Najera’dan fazla bir şey beklememek lazım; ancak takasın altında yatan en önemli faktör bu sezon için yaklaşık olarak 4.7 milyon $ lüks vergisi ödemekten kurtulacak olmamız.

Farkındayım çok karamsar bir yazı oldu şu ana kadar ama bunların yanında güzel gelişmeler de yaşandı. Nowitzki, 20.000 sayı barajını geçen 34. ve genelde bu başarıya ulaşan ilk Avrupalı oyuncu oldu. Unutmadan, Jason Kidd de Mark Jackson’ı geçerek John Stockton’ın ardından NBA tarihinde en fazla asist yapan oyuncular sıralamasında 2. sıraya yükseldi.

Dallas’ta Kasım ayından beri yaşanan gelişmeler böyleydi. Öyle ya da böyle, Batı’da ilk 4 sıra içinden playoff yaparız gibi duruyor. Ancak; yapılacak bir takasla tüm hava değişebilir. Umarım sezonun geri kalanında üstüne koyarak ilerleriz; çünkü iş artık daha da ciddileşmeye başlayacak playofflara yaklaşırken diyelim ve yazıyı sonlandıralım. Başka bir yazıda görüşmek üzere, hoşçakalın.