ARŞİV
26 Ekim 2008

Önceki Yazılar

TREN KAÇTI MI?

 

oben47@hotmail.com
16 Kasım 2008, Pazar

Jordan bırakalı on yıl oldu (Washington günlerini saymıyorum). Bu on senelik süre zarfında lige Lakers ve San Antonio’nun damga vurduğunu söyleyebiliriz. Biri beş final oynadı, üç kez şampiyon oldu. Diğeri dört kez final oynadı, hiç kaybetmedi. Bu dönemde Detroit, Miami gibi takımların da yakaladıkları fırsatları, tecrübeli ve geniş kadroları ile kullandıklarını ve araya şampiyonluklar sıkıştırdıklarını görüyoruz.

Bir de treni kaçıranlar var. Sacramento ve Indiana bunların baş örnekleri. 2002’de Sacramento, 2004’de de Indiana treni saliselerle kaçırdı. Tren kaçıran takımların örneklerini çoğaltabiliriz. Ve sanırım bunlara bu sene iki takım daha eklenecek: Phoenix ve biz. Phoenix konumuz olmadığına göre biz Dallas’a bakalım.

Bu sezon bu yapıyla son şansımız olduğunu, eğer olmazsa her NBA takımı gibi ısrar etmeyip (pardon Chicago hariç her NBA takımı demem gerekir, adamlar olmadığını göre göre dört yıldır aynı takımla zirveye oynayamıyorlar) kadroyu bozacağımız ve yeni bir yapılanmaya gideceğimiz aşikar. Malum, kadro da yaşlı zaten.

Peki bu son şansımızı değerlendirebilecek miyiz? Bu yazı yazıldığı tarihte 2 galibiyet ve 7 mağlubiyet ile Batı’da play-off dışıyız. Ve daha da kötüsü, kazandığımız maçların da Minnesota ve sakatlıklar devam ederse bu sezon ikinci bir Duncan için 2009 draft’ına oynayacak San Antonio olduğunu unutmayalım. Cleveland, Houston, Lakers gibi takımları yenemiyorsak ve en önemlisi başka bir gün başka bir yerde yeneceğimiz şeklinde bir izlenim veremiyorsak nasıl şampiyon olacağız?  

Carlisle kafasında rotasyonu tam belirleyememiş durumda, denemelerini sürdürüyor. Sezon başında enteresan bir Antoine Wright denemesi yapmıştı, şimdiyse Gerald Green ilk beş çıkıyor. Wright’a göre daha iyi aslında performansı. şu anda ilk beşi oturtmuş durumda. Kidd, Nowitzki, Howard zaten ilk beşte olacaktı da diğer iki isim muallaktaydı. Sık değişen 2 numara pozisyonunun yanında pivot için de Carlisle’ın seçimi Dampier. Pivotu Dampier olan herhangi bir takımın taraftarının mutlu olması mümkün değil. İlk beş çıkıyor, maç başına 23 dakika süre alıyor ve 6.2 sayı, 8.2 ribaund ile oynuyor.

Takımda herkes ağız birliği etmişçesine kötü gidişin nedeninin uyum problemi olduğunu, son çeyreklerdeki kötü performansların aşılacağını, önümüzdeki maçlara bakılacağını vs. söylüyor. Benim ilgimi çeken Nowitzki’nin takımın her şeyinin değiştiğini söylemesi. Hem hücum anlamında hem defans anlamında yeni bir Dallas oturtmaya çalışıyormuş Carlisle, onun sıkıntısını çekiyormuşuz. Carlisle’ın Kidd ile yeni bir takım oluşturmaya çalıştığını zaten biliyoruz. Bu nedenle hayırlısı diyoruz. Biraz daha bekleyelim. Uyum sürecini bir atlatsınlar, şova başlayacak bizim koçlar… (her ne kadar dalga geçiyor da olsam, bu takımın ve koçun kariyerlerini düşündüğümde “Olmaz” demiyorum)

Hazır söz Carlisle’dan açılmışken… Zaten iyi bir savunma takımıydık. Carlisle’ın bu takıma aman bir etki yapmasını beklemiyor ve istemiyorduk da. Biraz daha kemerleri rahatlatmak gerektiğini düşünüyorduk. 99.4 sayı yiyoruz bu sezon şu ana kadar. Geçtiğimiz yıl bu miktar 95.9’muş. Bu tarz değerlendirmeleri yapmak için henüz erken. Zaten baksanıza, takım daha alışma sürecindeymiş.

Neyse… Bu kadar karamsar tablodan sonra bir de güzel haber verelim. 2010 All-Star organizasyonunu aldık. Enteresan olan organizasyonun Dallas şehrinin NFL takımı Dallas Cowboys’un yeni yapılmakta olan (Aslantepe tarzı bir şey, tipi de benziyor) stadyumunda düzenlenecek olması. Stadyum hakkında daha fazla bilgi toplamak isteyen için: http://stadium.dallascowboys.com

Stadın kapasitesi 100.000’e kadar çıkıyormuş. Cuban da konuyla ilgili olarak “If we can get people to sit on each other's laps, it could be 200,000,"  demiş. Bu adamın espri anlayışına hayranım. Ona merdivenlere seyirci oturtma fikrini öneriyorum. Espri yapamasa da All-Star maçlarına farklı bir hava katacak olan organizasyonu üstlenen Cuban ve Dallas Cowboys’un sahibi Jerry Jones’u takdir etmek gerekli. David Stern de Mark Cuban ve Jerry Jones’un ortak çalışmasını takdir etmiş ve  “We appreciate the collaborative efforts of Mark Cuban and Jerry Jones on what will surely be one of the most memorable basketball events of all time” demiş. Aynı fikirdeyim kendisiyle.

Son olarak, NTV, NBATV VE NTVSPOR ortaklığı şu ana kadar San Antonio, Denver, Clippers, Chicago ve Orlando maçlarımızı gösterdi bile. Topu topu dokuz maç yapmış bir takımın beş maçının Türk televizyonlarında gösterilmesi şans tabii ki. Kasım sonuna kadar bi de Indiana maçımız NBATV’de olacak. İlgilenenlere duyurulur.