ARŞİV
19 Ocak 2009
16 Kasım 2008

26 Ekim 2008

Önceki Yazılar

YENİ SEZON, YENİ KADRO, AYNI BEKLENTİLER

 

bsarioglu89@hotmail.com
10 Kasım 2009, Salı

NBA'de beklenen offseason’a doğru yavaş yavaş yaklaşıyoruz. Birçok önemli yıldızın eyalet değiştirmesi beklenirken, takımların da bu offseason için planlarını birkaç yıl önceden yapmaya başladıklarını düşününce; çok kritik bir döneme gireceğimizi söyleyebiliriz. Mark Cuban belki de son kurşunuyla, 2010 öncesi şampiyonluğa oynayabilecek bir takım daha kurdu; ancak Mavericks'in o noktaya ulaşıp ulaşamayacağını bize zaman gösterecek.

Şu an için Batı'daki en büyük favori olarak Lakers gözükmekte. Plase olarak nitelendirebileceğimiz takımlar ise Mavericks, Spurs ve Nuggets gibi. Öncelikle geçen sezonun en büyük eksiklikleri, Kidd'in Dallas'ın sistemine doğru düzgün oturamaması, hücumdaki dağınıklık, saçma sapan şut seçimleri ve Josh'ın bir türlü verimli olamaması olarak sıralanabilir. Bu sezon her şeye tekrardan başlanıyor ve tertemiz bir sayfa açıldı.

Yapılan en büyük hamle Shawn Marion'ı Texas'a getirmek oldu. Eğer NBA Top10'i düzenli olarak izliyorsanız, herhangi bir Dallas Mavericks oyuncusunun geçtiğimiz birkaç senede bu listeye çok ama çok nadir girebildiğini farketmişsinizdir. İşte bu sezon Jason Kidd ve Shawn Marion’ın üst sıraları zorladıkları yıl olabilir. İşin görsel yanını bir kenara bırakıp, Shawn Marion'ın takıma katacaklarını konuşursak da, söyleyeceğimiz şeyler çok fazla değişmeyecektir. İşin hem savunma hem hücum tarafında yararlı olması Dallas için çok önemli bir artı. Aynı zamanda tempolu basketbolu da iyi oynayabilmesi sayesinde, Jason Kidd'in asist sayılarını daha da yükseğe taşıyacağını düşünüyorum.

Yeni gelen isimlerle başladım yazıya, yenilerle devam edeyim. Geçtiğimiz sezon takımın –tartışmasız- en önemli çıkışını yapan Brandon Bass'in kontratının bitmesinden sonra, yükseliş dönemindeki bir diğer oyuncu Marcin Gortat'a mid-level önerdi Cuban; ancak Polonyalı sınırlı FA olduğu için, verilen kontrat Orlando yönetimi tarafından karşılandı ve Gortat, Florida'da kaldı. Daha sonrasında piyasada kalan en iyi isimlerle anlaşma yoluna gidildi, uzun yedekleri olarak Drew Gooden ve Marion takası ile gelen Kris Humphries kadroya eklendi. İyi gününde, kafası yerinde olan bir Gooden, boyalı alanda sayı bulabilir, bunun yanında şu ana kadar izlediğimiz maçlarda da Humphries'in de Bass'i pek aratmadığını söylemek yanlış olmaz.

Dampier'a da değinmeden geçmeyelim; çoğu kişinin de beklediği gibi, sezonun başından itibaren ortalamaları tavan yaptı. İşin iç yüzünü bilmeyenler, “hayırdır, basketbol oynamaya mı karar verdi?” diye sorabilirler; ancak durum biraz farklı. Her ne kadar kontratı devam ediyor gibi gözükse de, son seneye konulan takım opsiyonu sebebiyle bu sezon Dallas’taki son senesi olabilir (o kadar da delirmedi Cuban!). Bir yıl 13 milyonluk alacağı daha var şu an, bunun işlemesi için Mavericks yönetimi iki şart koşmuş 2004 yılında: en az 3 yıl All-Star seçilmek veya içinde bulunduğumuz sezonda en az 70 maç ve 2100 dakika oynaması. İlki kaçtı, diğer madde için kasıyor. Ha bu ne kadar spor etiğine uyuyor tartışılır ama en azından Dallas'ın etkili ve kalıplı bir pivota sahip olmasını sağlıyor, şanslarının daha da arttığını söyleyebiliriz. Bu sezonki ortalamaları 9.6 sayı, 10.4 ribaunt, 2.8 blok; gayet tatmin edici.

Unutmadan, Dallas'tan kontrat kaptığında da Golden State'de maç başına 12.3 sayı, 12 ribaund ile oynuyordu.

Kadro ve Takım Kimyası

Koç Rick Carlisle'ın elindeki malzemenin başarı için yeterli, aynı zamanda gereken tecrübeye de fazlasıyla sahip olduğunu düşünüyorum. Dallas, şu ana kadarki beş normal sezon maçına da Kidd-Ross-Marion-Dirk-Dampier beşiyle çıktı. Quinton Ross iyi bir dış savunmacı olarak bilinse de, şu an kendine ilk beşte yer bulmasının esas nedeni Josh Howard'ın bilek sakatlığının devam etmesi. Geçen sezon çok çekmişti Josh, yaz başında da ameliyat olmuştu. Sağlıklı şekilde döndüğünde, takımın esas beşine, yani Kidd-Howard-Marion-Dirk-Dampier dizilişine döneceğini düşünüyorum. Bu beşin bir iyi, bir kötü yanı olacaktır: Josh iki numarada yavaş kalabilir, bu kötü yanı; iyi yanı ise Dallas'ın bu dizilişle kolay kolay ribaund vermeyecek olması. Belki de sezon sonunda takım ribaund istatistiğinde üst sıralarda olabilirler. Ayrıca maç içinde zaman zaman Kidd-Terry-Josh-Marion-Dirk kısa beşine geçilip Kidd'in ve Marion'ın çok sevdiği hızlı hücum basketbolu da repertuarlar arasına alınabilir.

Amerika’lıların deyimiyle ‘2nd unit’ de hiç fena değil. Geçen sezonun en iyi 6. adamı Terry aynı göreve devam edecek, verimli bir sezon oynayan Porto Riko'lu Barea'nın da bu sezon yine hatırı sayılır dakikalar alması muhtemel, uzun rotasyonuna yukarıda da söylediğim gibi Gooden ve Humphries derinlik katacak. Dizinden sakatlığı bulunan ve sezon öncesi hazırlık dönemine katılamayan Tim Thomas, şu an olmasa bile play-offlara doğru iyi bir dış atıcı alternatifi olabilir.

Şu ana kadar izlediklerimden memnun olduğumu söyleyebilirim. Yapılan ikili sıkıştırmaların sonucunda Kidd boş kalıp ceza üçlüğü kesiyor, takım olarak güzel savunma yapılıyor, Dirk ve Dampier çok formda, sakatların da takıma katılımıyla daha iyi bir Mavericks izleyeceğiz gibi.

Bana en iyi koçların listesini yap deseler, Rick Carlisle kesinlikle üst sıralarda yer bulur kendisine, takımın yönetiliş açısından sıkıntı çekeceğini sanmıyorum. Şu anda yapması gereken en önemli şey, rotasyonu çok geç kalmadan oturtması ve takım kimyasını da belli bir düzeyin altına indirmemesi. Kimya sorunu olmazsa, Mavericks bir sürpriz bile yapabilir; ancak hedef en az Batı Finali olmalı ve bunu yapacak gücü de var bu takımın diyerek yazıyı burada sonlandırayım.

Umarım keyifli bir sezon olur tüm basketbolseverler için, başka bir yazıda görüşmek üzere...