mr. highriser
Kemal BUDAK
NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

COURTSIDE
Elde Var İnkisar-ı Hayal

kemalbudak@hotmail.com
26 MART 2006, PAZAR

Belki gelişimi itibariyle değil; ama sonuçları itibariyle kötü bir All-Star hafta sonu yaşandı. (Bu tür yazıları aradan uzun zaman geçtikten sonra yazmamın sebebi, geçen vakitle birlikte organizasyona karşı hissettiklerimi de soğumaya bırakmaya çalışmaktan başka değil.) Temel organizasyonların hemen hepsinde itiraz ettiğim, bir takım haksızlıkların olduğunu düşündüğüm anlar oldu. Nereden başlasam, bilmem ki…

Yetenek yarışmasında ilk turda dört, ikinci turda iki olmak üzere altı performans gördük ve sadece Wade'in final performansı iyiydi. O da zaten yarışmayı kazanmasına yetti. Nash, geçen seneki talihinin bu sene de devam edeceğini düşünmekle yanıldı. Paul'un çaylaklığı tuttu. LeBron ise durumu idare etti, o kadar.

Üçlük düşüş

Üçlük (kaçırma) yarışmasında ise altı arkadaştan birisi Abdurrahman Çelebi olacaktı; ama hangisi? Geçen sene Richardson'ın yavuklusunun gazıyla şampiyon olduğuna dair iddiamız geçerliliğini korudu. Nowitzki ise haksız bir biçimde finale yükseldi; zira son şutunda top elden çıkmadan süre bitti. Belki bu yarışmanın ciddi bir iddiası olmadığı için bu hata geçiştirildi. Fakat yanlış yapıldı. Nowitzki şampiyon olma potansiyeline sahip olduğu için belki de, bu bir kaç saliselik gecikme görmezden gelindi.

Üçlük yarışmalarının tarihine bakıldığında, 2000 yılından beri en kötü yarışmaya şahit olduğumuzu göreceğiz. Nerede Peja'nın 22 puanla şampiyon olduğu sene, nerdee Bird'ün son atışını yaparken daha top havadayken elini kaldırarak zafer işareti yaptığı 1988 senesi… Neyse, bu yarışma bize en azından, Nowitzki ile Bird'ün şutörlüklerini kıyaslayanların bu işe kalkışmaması gerektiğini hatırlatır. Tabii ki Nowitzki'nin bazı özellikleri bundan 20 sene önce -bırakın Bird'de- hiç bir basketbolcuda yoktu; ancak meselemiz saf şutörlük.

Şaibeli smaç!

Gelelim bir başka inkisar-ı hayale... Ama öncelikle, geçen seneye göre daha iyi sayılabilecek bir gelişmeden bahsedecek olursak, o da bu sene katılanların geçen seneye göre daha kaliteli ve yetenekli olmasaydı. Geçen yılki yazımızı okuyanlar hatırlayacaktır, JR Smith dışında katılanların hiç birini beğenmemiştik. Sebebi ise boylarının çok uzun olmasaydı. Amare havada kalamıyordu, Chris Andersen'in neler yaptığını gördük. Sadece kendisini değil, JR Smith'in de başını yaktı. Josh Smith ise sadece havada kalan biriydi. Jordan, Carter veya Richardson'da bulunan elastikiyet özelliğinden mahrumdu. Nitekim bu yıl ilk turu bile geçememiş olması iddiamızı destekleyen türden bir gelişme oldu. Bu sene katılanlardansa Hakim Warrick belli ki sırf dördüncüyü tamamlaması için düşünülmüştü.

Bu arada gelecek sene smaç yarışmasına katılmayı düşünenlere veya davet edilmeyi bekleyenlere bir tavsiyemiz var: Gidin eski bir smaç şampiyonunun ya formasını, ya da kendisini bulup yanınızda getirin. En az bir adet 50 puan ve jürilerin sempatisi garanti cebinizde! Geçen sene Josh Smith'in başlattığı modayı bu sene Nate Robinson devam ettirdi. Evet kabul, Nate'in Spud Webb üzerinden yaptığı smaç harika birşeydi. Arkadaş güçlü, atletik ve sempatik biri... Ama Iguodala'nın da onun sempatikliğine kurban gittiğini kabullenmemiz gerekiyor.

İlk turda 50'si yoktu Nate'in, ikinci turda ve uzatmada birer tane 10-15 denemelik smaç yaptı ve o kadar denemeyi başka bir oyuncu yapsa 40'ı zor bulurdu; ama Nate çok rahat 44 aldı. Magic Johnson yarışma başlamadan önce “Bu küçük çocuğa dikkat edin” demişti; ama onu farklı kılan şey biraz da kısa olması ve sempatik hareketleri değil miydi?

Yine herkes biliyordu ki oradaki en atletik adam Iguodala'ydı ve fakat Nate'in havada daha çok mesafe kat etmesi göze daha hoş geliyor ve onun daha çok havada kalmasını sağlıyordu. Gerçi bana da çok sevimli geldi Nate; ancak Iguodala'nın hakkı yendi gitti. Özellikle panyanın arkasından yaptığı o smaç, orijinallik açısından bütün zamanların ilk beşine girecek cinstendi. O smaç sonrasındaydı ki Magic Johnson “This is hang time!” diye bağırıyordu. Jüride yer alan yılların duayeni Kenny Smith de Nate'in ilk ve tek 50'lik smacından sonra bütün takdir haklarını Nate'ten yana kullandı ve diğer jürileri de etkiledi. Kenny'yi severim. Tek kusuru, kendisi de eski bir şampiyon olduğu için ara sıra duygusallaşabilmesi. Yine de dobra ifadeleriyle bunu telafi ediyor. Mesela Josh Smith o bandı yapıştırdığı an “Bunu yaparsa (yani oradan zıplarsa) bu binadan çıkıp giderim” diyecek kadar imkânsızı gözleriyle görüp hemen dışa vuruyordu.

Neyse, başa dönecek olursak, Igoudala geçen sene JR Smith'in olduğu yerde yaptığı orijinal smacı hareketli bir şekilde yaparak, yapacaklarını dışa vurmaya başlamıştı. NBA'in resmi sitesinde yapılan ankete katılan yaklaşık 200 bin kişinin %62'si, Iguodala'nın panyanın arkasından gelerek yaptığı smacı, Nate'in Spud'un üzerinden yaptığı smaca tercih ediyordu. Zaten Andre'nin uzatmadaki smacının ardından jürinin ona daha az puan vermesi ve Nate'in şampiyon olması, seyircilerden hemen hemen kimseyi memnun etmedi. Kenarda yan yana konuşlanmış Wade - Kobe - Iverson - LeBron ekibi Igoudala'yı destekliyordu ve netice açıklandığında hepsinin simasında bir şaşkınlık beliriverdi.

Yine de çok üzülmedim, ne de olsa Nate de sevimli biri, baksanıza Reggie Miller'ın kızkardeşi sunucu Miller bile elini Nate'in omzuna koyuyordu röportaj yaparken. Belki de kardeşi gibi gördü o anda çocuğu… Netice itibariyle Nate'in kazanmasına değil, Andre'ye biraz haksızlık yapılmasına üzüldüm. Seneye Andre'nin mutlaka bir daha çağrılıp bu ikilinin rövanş düellosuna çıkması lazım. Hey Andre, seneye gelirken yanında eski Phildelphialı Dr. J'in formasını getirmeyi unutma!

Tuhaf MVP

İlk iki yarışmada umduğumu bulamadıktan sonra teselliyi All-Star maçında aradım ama pişman oldum. Doğru düzgün hiçbir güzel hareketin olmadığı, belirli bölümlerde ciddi ciddi müdafaa yapıldığı, smaç şampiyonu ve ikincisinin toplam 10'da 0 üçlükle oynadığı, Vince Carter'ın bile iki boş smacı kaçırdığı, Batı'nın yedi forvetli - tek pivotlu bir kadroyla oynadığı tuhaf bir maç izledik.

Gerçek hayal kırıklığı ise LeBron'un ta kendisiydi. Resmen kastı da kastı, zorladı da zorladı. Her bulduğunu potaya yolladı ve resmen Iverson'laştı, Kobe'leşti . Kobe tam aksine pasa dayalı oynarken, LeBron sanki “Bugün rolleri değiştik” diyordu. Amacın En Genç All-Star MVP'si olmaksa başardın; ama ne gerek vardı? Bir aksilik olmazsa belki en az 10-15 sene daha All-Star maçlarında boy göstereceksin ve önüne birçok kez MVP olma fırsatı çıkacak.

LeBron'daki tuhaflığı istatistiklerinde görüyoruz: Sezon boyunca 30-7-6'yla oynayan James, o akşam 29-6-2'yle oynadı. Yani tek eksiği asist sayısıydı. En az 4 asist eksiğin var LeBron.

Eastern Piston

Öte yandan Batı'da herkesin T-Mac'e çalışması da iyi bir dayanışma örneğiydi. Doğu'da ise bir ara sahada dört Detroitli ve Paul Pierce, sert savunmayla farkı eritti. Bu hengamede Billups iyi iş gördü. Bu manzaraya bakan akıl sahipleri ise, “Detroit'te Prince'in yerine Pierce olsa ne harika olur” diye düşünmeden edememiştir herhalde. Forvet bölgesinde önceleri çok ezilen Doğu takımının bundan sonra elinde LeBron - Jermaine - Rasheed - Bosh gibi sağlam adamları ve tabii ki bir-iki yıl içinde Dwight Howard gibi birisi olacak. Karşı tarafta da Amare'yi unutmamak lazım. Yalnız geçen sene Point Guard'lar dosyasında ifade ettiğimiz Batı'nın gard sıkıntısı gerçeği devam ediyor gibi.

Doğu'da Kidd'in yer almaması ise tek kelimeyle talihsizlik. Boşverin canım Arenas gibi 10 dakikaya 1 sayı ile 1 ribaunt sığdırmayı başaran adamlar varken ne gerek var değil mi Kidd gibi oyun kurucu eskilerine? (Şimdi ister misiniz Arenas hayranlarının yaylım ateşinde kalalım. Arenas'ı severim ama geçen seneki kötü performansını telafi edeyim derken daha kötüleşti.)

Velhasıl-ı kelam, içim buruktu bu sene. Gönlümce geçmedi. Geçecek diye bir kanun da yok aslında. Seneye Allah kerim…

Not 1: Mehmet bence All-Star'ı hak etmişti bu sene. Milli takım performansı çok kötü olsa da, Utah'taki gelişimi göz ardı edilemezdi. Yalnız NBA yönetimini anlayamıyorum. Tutuyorlar Mehmet'i pivot olarak gösteriyorlar, sonra da Yao Ming'ten başka pivot sürmüyorlar sahaya. Halbuki Yao Ming'in yedeği olarak Mehmet çıkmalıydı. Gerçi Marcus Camby'nin sayıları daha parlaktı fakat uzun süre sakat kalmıştı kendisi. Süreklilik itibariyle Mehmet yedek pivot olarak çıkmayı hak ediyordu. Jamal Magloire'ın bile All-Star olmayı başardığı bir ortamda Mehmet de pekala olabilirdi. Hoş, Carmelo'ya da yazık oldu ya, neyse.

Not 2: Eleştiri kültüründen mahrum oluşumuzla alakalı bir yazı şart oldu. Daha doğrusu eleştirmeyi bilmeyişimizle alakalı…

Kendinize iyi davranın...


ÖNCEKİLER:
8, 1'e Bir Şey Katar mı?
Kendi Kendinin Zebanisi
Gündüz Vakti Zafer Rüyası
TRT 6'ncı Adamlar Gençlik Korosu
Sezon sonu ödülleri ve playoff çeşitlemeleri
Basketbolda "Tanrı" sorunsalı
All-Star izlenimleri
Point guard'lar
"Bizim çocuk", ligin geleceği