mr. highriser
Kemal BUDAK

NBA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ


COURTSIDE
Bizi seyredenler, alkışlayanlar, yuh çekenler vs.


"Bizim çocuk", ligin geleceği

Herkese merhaba. Uzun zamandır yaz(a)mamanın neden olduğu paslanmanın da verdiği tedirginlikle yeniden klavye başındayım. Sadece giriş mahiyetinde bile söylemem gereken birçok şey var ve belirli bir sıraya tâbi tutmaksızın yazıya başlıyorum.

Belki pek çoğunuz beni unutmuştur bile. Radyosunu yeni açanlar için hatırlatayım (çok önemli ya!); geçen sene, en çok altıncı adamı bulunan Sacramento'nun üçüncü yazarıydım. Düşünün, geçen seneki Sacto yazarı sayısı, bu sene Kings bench'inde oynayabilecek adam sayısından fazlaydı. Bunun üzerine, çoğu takım bir yazar bile zor bulurken benim kalabalık yapmamın gereksiz olduğunu düşündüm ve Batuğ Bey'in de müsaadesiyle, basketbolla alâkalı havadan-sudan-ottan vs. meseleler hakkında konuşmaya karar verdim. Zaten Sacto'yu son bıraktığımda takım tahmin ettiğim üzere 4-3'lük bir seri sonunda KG'nin tokatını yemiş, birkaç ay sonra da Peja'nın huzursuzluk çıkarmasıyla iyice karışmaya başlamıştı bile. Gereksiz yazarlığı da bahane ederek Sacto camiasından tüymeye karar verdim.

Şaka bir yana, o günden sonra kaleme - pardon klavyeye aldığım bir-iki Sacto yazısında orijinallik adına bir şey göremediğim için, yazıların başına virüs musallat ettim. Bir-iki ay önce Orkun Çolakoğlu site preview'da benim ismimi yazınca yazarlığım yeniden aklıma geldi. Yeni düşüncemin istikametinde aklımdan pek çok konu başlığı ve bununla alâkalı yazı geçti; ama hepsinden de yarı yolda geri döndüm. Merak edeceğinizi pek sanmam ama bunlar arasında Primoz Brezec ve Loren Woods'un sezon başında yakaladıkları iyi performanslar, zavallı Kidd'in istikbali (şimdi biraz düzeldi VC gelince), Orlando Magic'in hücum seçeneklerinin çokluğu, Shaq'ın Doğu uzunlarıyla alay edip edemeyeceği, Kobe'nin Shaq olmadan takımı nerelere taşıyacağı (veya taşıyamayacağı) gibi bir sürü ipe sapa gelmez konu vardı. Ama korkmayın, bunların hepsi geride kaldı. Gündemimizde başka bir şey var (ve bu gidişle hep de olacak gibi). Karşınızda LeBron James…

Hakkını vermiyoruz

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum fakat kimse bu sitede LeBron'dan ayrıntılı bahsetmiyor. Cleveland yazarı Murat Can Ege bile, takımın derdiyle ilgilenmekten, bu çocuğa dair (ki hakikaten çocuk denecek yaşta bir süperstar için) bir şeyler kaleme almamış. Arada bir power ranking'lerde birkaç gaz mahiyetinden övgü ve nadiren de olsa "Rimark of the Day" köşesine kısa süreli ziyaret, hepsi o kadar. Demek ki iyi-kötü birilerinin bir şeyler yazması gerekiyor bu boşluğu kapatmak için.

Sonda söylenmesi gereken bir şeyi başta söylemek istiyorum: Bazı kişiler için istatistik, kuyruklu yalanın ta kendisidir; ama mesele basketbol olunca, tamamıyla olmasa da, istatistiklere büyük ölçüde güvenmemiz gerekiyor. Hatırlıyorum da, Murat Murathanoğlu'nun, bu çocuk lige yeni adım attığında "LeBron mu, LeBalon mu?" adında bir yazısı vardı. Daha lige girmeden fenomen olmuş çocuğun halini gayet iyi sorguluyordu ve "Elbette kendisine bu kadar ümit bağlanan bu çocuk bir fiyasko olmayacaktır. Kaliteli bir oyuncu olacaktır; ama mesele ne kadar kaliteli olacağında…" mealinde bir şeyler söylemişti. O an için yazılabilecek en iyi yazı belki de oydu. Ya şimdi?..

Big L

Çocuğun ikinci yıl istatistikleri 10 Ocak itibariyle yaklaşık olarak 24 sayı, 7 ribaunt, 7 asist civarında. Bu şu anlama geliyor: Çocuğun potansiyelini düşündüğümüzde tam anlamıyla "sky is the limit" hadisesiyle karşı karşıya bulunuyoruz, ki eleman bir-iki maçtır maskeli süvari vaziyetinde oynuyor. Bu istatistikler bana Big O'yu hatırlatıyor. Oscar Robertson denen şahsiyet ligde henüz ikinci senesinde 30.8 sayı, 12.5 ribaunt ve 11.4 asist ortalamalarına ulaşmış biri. Gulp!. Yani adam maçı değil, ligi triple-double ortalamalarıyla bitirmiş. Ayrıca bu ortalamaları dört-beş sezon üst üste hemen hemen aynı şekilde yakalıyor. Acaba şimdiki oyuncular tembel mi, yeteneksiz mi? Kısmen her iki soruya da "evet" denir ama bu çok kolaycılık olur. Bir kere, evet tembeller var. Çoğu "fundamental" denen temel yetenekleri geliştirmeden lige dalıyor. Bazıları sonradan geliştirse de, çoğu yan gelip yatıyor. Tembellik otomatikman yeteneksizlik sonucunu doğuruyor. Esas nokta ise şu: Big O zamanında ligde bu kadar takım ve dolayısıyla oyuncu yoktu. Herkes birbirinin her türlü artısı ve eksisini iyi biliyordu. Oyuncular bugünkü kadar takım değiştirmiyordu. Rekabet hep belli bir minvalde gerçekleşiyordu. Bahsettiğimiz şey 60'lı yılların başı. Yani Chamberlain, Russell, West (NBA'in logosundaki amca), Elgin Baylor, Havlicek gibi süperstarların hepsinin aynı döneme denk geldiği bir zaman dilimi.

23 vs. 23

LeBron'a bakınca, kendisi gelecekte ligi triple-double ortalamalarıyla bitirmeye aday biri. Potansiyel açıdan konuştuğumuzda, bu çocuğun potansiyeliyle sadece Jordan boy ölçüşebilir, ki o bile bazen yetersiz kalıyor. Durun, hemen kızmayın Jordan'ı biraz küçülttük diye. Ben belki sizden daha fazla severim Air'ı ama ortada gerçekler var. Jordan'ın en all-around sezonu, 1988-89'daki 32 sayı, 8 ribaunt, 8 asistlik ortalamalarla gelmiş. Buna yaklaşık 3 top çalmayı da ekleyebiliriz (2,89). Hatta ben bu seneyi, 37 sayı ortalamayla oynadığı seneden daha fazla severim. Ama fakat lakin Jordan bu ortalamaları tutturduğunda 26 yaşında falandı. Bizim LeBron ise daha 20'sine yeni girdi ve daha önünde tamamlaması gereken eksiklikler, geliştirmesi gereken yetenekler ve kazanması lüzumlu olan tecrübe var. 'Bron'un skorer yönünü iyice geliştirdiğini bir düşünsenize. Adam çok rahat 30-35 arasında dolaşacaktır. Öte yandan, şimdiden görülen 7-7'lik ribaunt ve asist ortalamaları da böyle kalmayacak. Bir sakatlık çıkmazsa iki-üç seneye 9-9, 10-8 gibisinden bir ribaunt-asist ortalamasını görür gibiyim.

Kriterlere dikkat!

LeBron bütün bu istatistikleri maç başına 40 dakika süre alarak yapıyor. Eskiden ise büyük oyuncuların bench'te oturma lüksü falan yoktu. Mesela Chamberlain'in bir sezon 49 dakikalık bir ortalama elde ettiğini hatırlıyorum. Adam hiç oturmadığı gibi, uzatmalarda oynadığı süre de buna dahil olmuş. Hal böyleyken tabii ki 50 dakikada 50 sayı ortalaması elde edersin be adam! Zaten senin ayarında uzun yok. Big O'nun istatistiklerinin böyle olmasının bir nedeni de işte bu çok oynama. 1988-89 sezonunda Jordan da maç başına 40 dakika oynuyordu. Yani LeBron'la aynı. 43.3 dakika oynayıp takımın tek lideriyken, istediği kadar şut kullanabilen ve kendisine sorgu sualde bulunulmayan; ama garip bir şekilde %40 FG isabetiyle oynayan ve kariyerinin en olgun dönemini yaşamasına rağmen Jordan'ın istatistiksel olarak yanına bile yaklaşamayan Kobe'nin kulakları çınlasın. Zaten dikkat ederseniz bizim çocuğu Kobe'yle kıyaslayamıyorum bile. İşte ortalamalar:

 
LeBron
Kobe
PPG
RPG
APG
SPG
BPG
FG%
FT%
3P%
MPG
24.3
6.8
7.1
2.34
0.88
0.495
0.757
0.349
40.8
28.5
6.7
6.8
1.39
1.03
0.405
0.797
0.324
43.3

Kobe efendi en olgun dönemini geçirmesine ve her maç 3 dakika fazla oynamasına rağmen üç ana kategori arasında sadece sayıda LeBron'u geçiyor. O kadarlık olması normal zira Kobe skorer gard. Bizim çocuk ise daha kariyerinin başında. Peki Kobe LeBron'un yaşındayken ne yapıyordu? Yani 1998-99 sezonunda (Kobe 1978 doğumlu olduğu için o sezona bakalım) ne işler çeviriyordu? O vakitler Kobe'nin üçüncü senesiydi. Ve NBA'de lokavt mı ne vardı. 50 maçta 19 sayı, 5 ribaunt, 4 asist…

"Faydalı" çocuk

Meseleye hep istatistiki açıdan baktık. Zaten Amerikalılar da bu istitistik olayını bazen abarttıklarının farkındalar. O yüzden kendi kalplerinin daha çok tatmin olması için efficiency denen bir şey çıkardılar. Bununla oyuncunun gerçek anlamda yararı, verimliliği vb. kıstaslar ölçülüyor. İşte size 10 Ocak itibariyle sonuçlar:

1) KG: 34,59
2) Dirk: 28,26
3) LeBron (bizim çocuk): 27,19
4) TD: 26,86
5) Amare (bu elemana da hastayım): 26,53
6) …
7) …
8) …
9) Kobe 24,68

Arada da Matrix, Shaq ve Wade vardı. Alın size verimlilik ve fayda. Beyler, unutmayalım ki Nike bu çocuğa daha NBA'e adım atmadan 90 milyon dolarlık bir kontrat sunuyorsa, sebebi sırf ondaki potansiyele güvenmesidir. Neden Kobe veya bir başkası değil de LeBron? Biliyorum Kobe-severler bana çok kızdı; ama bir insanın "Jordan'ın veliahtı" olabilmesi için önce kendi ayakları üzerinde durması gerekir. Potansiyel itibariyle ne T-Mac, ne de VC, Kobe'den kat kat ileri değildiler. T-Mac biraz ileri gibiydi; ama o da hep loser'dı. Artık diyebiliriz ki, Kobe'yle hiç tereddütsüz kıyaslayabileceğimiz bir elemanımız var.

Bir de şunu unutmamak lazım. Daha iyi istatistik = daha büyük oyuncu demek değil. Türkçesi, LeBron istatistiksel olarak MJ'i geçebilir; ama hangisinin daha büyük olacağını zaman belli edecektir. Neticede Kobe çok ufak bir adım LeBron'un önünde olabilir şu an; ama çok yakın gelecekte ligin hakimi, LeBron-Amare-Wade-Carmelo-D.Howard beşlisi olacaktır.

İki efsanenin karışımı

LeBron'u çok özel kılan ve ne Jordan'da, ne de Kobe'de bulunan özelliği ise 1-2-3-4 numaraların hepsini oynayabilecek kapasitede olması ve oynayabilmesi. Hadi Kobe'yi point guard oynatın. Topu kimseye vermez. Herhalde ligin en az asist yapan point guardlarından biri olur. (Bir-iki maçlık vazifelere aldanmayalım.) Bu özellik son 25 senede bir tek Magic'te vardı. Gerçi o 5 numara bile oynamıştı ama… Bu da demek oluyor ki, LeBron potansiyel itibariyle Magic-MJ karışımı bir oyuncu. MJ-Magic karışımının muhteşemliğini bir düşünsenize…

Ya şuna ne dersiniz: NBA tarihinde, "çaylak sezonunda 20-5-5 barajını geçen" üç oyuncu var: Oscar Robertson (Big O), MJ ve "bizim çocuk". Haydi bütün istatistikler tesadüf ve yalandı, bu da mı tesadüftür ey ahali…

ABD Milli Takımı'nda şans bulamasa da LeBron'un bu yaz şutunu ve bilhassa üçlüklerini düzelttiğini görüyoruz. (Bkz. 3FG % vs. Kobe). Bu da demek oluyor ki, bundan sonra her yaz LeBron eksik bir yanı üzerinde çalışacak, çalışmalı, çalışsana oğlum.

NBA yetkilileri de bu gerçeğin fazlasıyla farkında ve resmi sitelerinde, LeBron'un başına kuş pislese haberini yapıyorlar. Şayet LeBron All-star oylamasında daha fazla oy istiyorsa, smaç yarışmasına katılmalı. Bence rahat kazanabilecek seviyede ve POTANSİYELDE.

Uzun lafın kısası, bu çocuk daha adından çok söz ettirecek. Haydi oğlum, utandırma bizi. Çalış da, insanoğlunun basketboldaki sınırlarını yavaştan tespit edelim.

Sağlıcakla kalın…

kemalbudak@hotmail.com