POWERLESS RANKINGS (ARALIK)
 

Kemal BUDAK
08 Ocak 2009, Perşembe


NBA, en soğuk aylardan birini geride bırakırken, irili-ufaklı pek çok hadise aklımızda kalsa da, “koç kıyımı” (Kurban Bayramı’nı kastetmiyorum; zaten Kurban’daki koçların kesilmesini “kıyım” olarak görmüyorum) denen klişe ifade sıklıkla meşgul etti gündemi. Açıkçası NBA’in şu anki hali, Üçüncü Dünya ülkelerindeki halkın ekonomik durumu gibi oldu. Zenginler çok zengin, fakirler çok fakir.
Her ay aynı şekilde bir sıralama yapmanın başta şahsım olmak üzere herkesi sıkacağının farkındayım. O yüzden her ay bir yenilik katmayı düşünüyorum. Bu ay “Ayın Kitabı” bölümümüz olacak her takıma özel. Her ne kadar bu yazıyı okumayacak olsalar da, koçların, oyuncuların, GM’lerin ve hatta takım sahiplerinin okuması gereken kitaplar bunlar. Ayrıca takım isimlerinin yanında göreceğini iki tane parantez içi bilginin birisi şu anki derecelerini, diğeri de Aralık ayı derecelerini gösteriyor. Bu ay ayrıca yazımızın sonunda, kendi keşfim olan (mutlaka başka arkadaşlar da fark etmiştir) komik bir resim var.

1. Cleveland Cavaliers (26-5) (12-2): Cleveland’ı buraya koymamın sebebi, Aralık derecesi en iyi olan takım olmaları değil, bilakis şu an itibariyle Aşil Topuğu (heel of achilles) sayılabilecek bir ciddi zayıflıklarının olmamasıdır. İki yenilgiye de kaliteli takımlar karşısında (Atlanta-Miami) uğradılar. Lebron’dan söz etmeye pek lüzum yok. Söyledikleri de en az oynadığı oyun kadar gündemde zaten. Şu an için gözüken o ki, umutsuz takımlara (“Desperate Teams” diye bir dizi mi çeksek?) mavi boncuk dağıtıp muhtemel bir şampiyonlukta yuvasında kalma sinyali veriyor.
Ayın Kitabı: Alexander R. Margulis’ten Road to Success
MVP: Lebron şu an en kuvvetli namzet. Şöyle bir soru takılıyor aklıma: Lebron gibi göz kamaştırıcı istatistiklere sahip Wade neden bir numaralı aday değil? Tamam, takımı çok başarılı sayılmaz fakat meseleye şuradan bakalım: Lebron, Wade’in takımında olsaydı Miami aşağı-yukarı yine aynı dereceyi yapardı. Hatta birazcık daha iyi olabilirlerdi. Peki Wade, Lebron’un yerinde olsa Cavs 26-5 başlayabilir miydi? Çok zor. Zira Wade ile birlikte oynayan bir West-Varejao-Mo Williams-Ilgauskas dörtlüsünün bu kadar iyi oynaması kolay gözükmüyor. Burada Wade’e duyduğum saygıdan bir ‘gıdım’ bile eksilme olmadan, Lebron’un etrafındakileri daha iyi yapabilme becerisine vurguda bulunmak istiyorum kısaca.

2. Boston Celtics (28-5) (12-3): Lakers’a yenilmeleri, bir sıra aşağı düşmeleri için bir sebep değil. Neticede birkaç aydır alnında utanç verici bir yenilgi taşıyan bir takımın o hırsla kendi sahasında kazanması normal, ki son üç küsur dakikaya girilirken hala Keltler öndeydi. Bu sene NBA’in zirvesindeki güç dengesinin iki-üç takım lehine bu kadar açılması hem hayra alamet sayılmaz, hem de nadirattan bir hadise. Birçok takımın “underachiever” olduğu bir ortamda Boston, yine iki periyotta maçı koparıp, ikinci yarıları biletli seyircilere zehir ediyor.
Defensive Player of the Year: Garnett’ın yine alacağından dem vuruluyor. Görünmez katkısı var ya, o yeter.
 Jon Coffey’den Triple Threat.

3. Los Angeles Lakers (25-5) (11-4): Geçen ay yenilmez olmadıklarını ve bu derecelerinin biraz da rakiplerinin sorunlarla boğuşmasından kaynaklandığını ifade etmiştik. Şimdi en azından 72 galibiyet rekorunu kırma stresleri olmayacak. Batı’da şu anki görünüm Lakers ve diğerleri şeklinde. “Birinci belli, ikinci kim olacak?” sorusu yankılanıyor kubbede. Bu Lakers için hem psikolojik bir avantaj, hem de tehlikeli bir vaziyet. Playofflarda gevşedikleri anda, geçen sene Boston’a kan kusturan Atlanta-misal bir takım çıkabilir karşılarına.
Ayın Kitabı: Derek Benz ve J. S. Lewis’ten The Revenge of the Shadow King.
MVP: Kobe güçlü adaylardan birisi. Baktı ki, “nispeten” düşük istatistik – iyi takım başarısı formülü tutmayacak gibi duruyor, bu ay gaza dokundu. Ne var ki, yenilmez olmadıkları anlaşılmış, büyü bozulmuştu.

4. Orlando Magic (25-7) (12-3): Aralık geldi geçti Orlando hala zirvenin eteğine tutunmuş halde. Nazar değmesin. Jameer Nelson inanılmaz oynuyor (nazar değmesin). Hidayet’in bu seneki halini (şutu hariç) daha çok beğeniyorum zira takımdaki ‘gizli lider’ konumu iyice pekişti. Kötü gününde bile olsa 30 dakikanın üstünde süre alıyor (nazar değmesin). Eh, mesele nazar olunca, kitap da ona göre gelsin bakalım:
 Frederick Thomas Elworthy’den The Evil Eye.
Defensive Player of the Year: Dwight Howard da bu ödüle göz kırpanlardan.

5. Atlanta Hawks (21-10) (11-4): Biliyorum burası Doğu takımlarının çay partisine dönüştü ama elden bir şey gelmiyor. Hawks takımı geçen ayki iyi dereceden de iyi bir galibiyet yüzdesi elde etti Aralık’ta. Josh Smith geri döndü, Marvin Williams istikrar sorunları yaşasa da biraz daha iyi geçen seneden ve nihayet Bibby, Bibby gibi oynuyor. Joe Johnson da şu an tam manasıyla “Poor Man’s Kobe” tanımına uygun oynuyor.
Ayın Kitabı: Matthew Reilly ve Pablo Raimondi’den Full Throttle.

6. San Antonio Spurs (20-11) (11-4): Burada yer almaları bir başarı. Biliyorum, Spurs gibi başarıyı kanıksamış bir organizasyona böyle bir yorum yapmak tuhaf kaçabilir ama sene başında kendilerine bırakın şmpiyonluğu, playoff’u bile layık görmeyenlere güzel bir cevap veriyor mevcut şehrimin takımı. Roger Mason sakatların dönüşüne rağmen rotasyona, hatta ilk beşe girdi (bkz. Suns’a karşı son saniye kahramanlığı) ama Popovich’in bu ay sahneye sürdüğü oyuncu Matt Bonner oldu. Popovich’in Ajax futbol takımının altyapısıyla bir alakası olabilir mi acep?
Ayın Kitabı: Gregory R. Copley’den The Art of Victory.

7. New Orleans Hornets (19-9) (10-3): Çoğumuzun tahmin ettiği üzere toparlanmaya başladılar. Belki şu an için Batı liderliği ümitleri yok ama ikinciden dokuzuncuya kadar herkesin birbirini “neck-to-neck” vaziyette takip ettiği bir sıralamada bir an için bile gevşememeleri lazım. Tyson Chandler takas edilecekmiş gibi bir görüntü içerisinde. O değil de, kulağıma çalınan Rasheed Wallace-Chandler takası olursa New Orleans yaşadı demektir. Bu arada CP3 top çalma rekorunu kırdı ve muradına erdi. Tebrikler...
Ayın Kitabı: Christopher Brookmyre’dan The Sacred Art of Stealing.
MVP: Chris Paul bu istatistikleriyle “perennial” bir MVP adayı olup çıktı. Bir gün quadruple-double yaparsa hiç şaşırmayacağım.

8. Houston Rockets (21-12) (10-5): Daha iyi bir ay geçirmelerine rağmen sanki kötü bir ay geçirmiş izlenimi veriyorlar. Bunun da en büyük sebebi bir türlü tam güven verememeleri. Artest kenardan katkı yapmaya başlasa da, T-Mac’in bir kaybolup bir ortaya çıkması, Battier’in sakatlıktan başını kurtaramaması sebebiyle, Clutch City’de kimse çok fazla ümit taşımıyor. En azından şimdilik...
Ayın Kitabı: Harriet Evans’tan A Hopeless Romantic.

9. Denver Nuggets (21-12) (9-6): Batı takımlarının bazılarının toparlanmasıyla geçenkine göre daha sakin bir bir ay geçirdiler. Ama yine de başarıları hala beklentilerin üzerinde olduğu ve Camby’siz de yapabildiklerini gösterdikleri için ilk 10’u hak ediyorlar. Nene birkaç senenin acısını çıkarırken, Kenyon Martin’in Nets yıllarından sonraki en iyi senesinde bile Kidd’li senelerdeki performansının altında kaldığını görüyoruz. Ama zaten şu anda ondan takımı kurtarması istenmiyor nasıl olsa.
Ayın Kitabı: Anne Marie Rodgers’tan Steady and Slow.

10. Dallas Mavericks (19-12) (11-4): Aralık ayı dereceleri Lakers ve San Antonio ile aynı. Kasım’da da böyle olsalardı şu an ilk beşin içindeydiler. Devin Harris için ağlayıp sızlayacaklarına bu kadroyla playoff yarışının içinde kalmaya bakmaları gerekiyor.
Sixth Man of the Year: Terry (John olmayanı) şu an için sağlam bir aday her ne kadar aslında ilk beş oyuncuları kadar süre alsa da.
Ayın Kitabı: Harriet McBryde Johnson’dan Too Late to Die Young.

11. Phoenix Suns (18-12) (7-5): Eften püften bir meseleden ötürü yıllarca konuşmayan iki yakın akrabanın birbirine küslüğünün havası var takımın üzerinde. J-Rich’le makyaj yapmaya çalışılsa da bu kapak bu tencereye olmuyor, bu sistem bu takıma gitmiyor. Zorla zorla nereye kadar? Bir yere kadar...
Ayın Kitabı: Joe Beverley’den An Unwilling Bride.

12. Portland Trailblazers (20-12) (8-6): Dallas’ın tecrübesine, Utah’ın kurtluğuna, Phoenix’in yaşına, Denver’ın iştahına ve Houston’ın geniş kadrosuna yenik düşüp veya bu faktörlerden korkup playoff dışı kalacak olurlarsa çok yazık olacak derim. Böyle bir durumda kabak, Oden’den başkasına patlayacak gibi gözükmüyor.
Ayın Kitabı: Jane Middelton-Moz’dan Shame and Guilt.

13. Detroit Pistons (19-11) (9-6): Rodney Stuckey’nin birkaç maçtaki ekstra gayreti de olmasa bu ayki hesabı iyi tarafından kapatamayacaklardı. Kötü sayılmayacak bir galibiyet yüzdesine sahip olunmasına ve üstüne üstlük galibiyet serisi yakalanmasına rağmen bu kadar umutsuz olunmasının sebebi galiba soyadı Curry olan zat.
Ayın Kitabı: Banri Hidaka’dan I Hate You More than Anyone serisi.

14. Miami Heat (17-13) (9-4): Bu gayret iyi, hoş ama playoff ilk turunda Boston-Cleveland-Orlando takımlarından biriyle eşleşmeleri iyi olmaz. O yüzden beşinci sıraya kapağı atmak için çalışıp Detroit veya Atlanta’yla (kötünün iyisi) eşleşmeye baksalar iyi olur.
Ayın Kitabı: Mark Patinkin’den Up and Running.
MVP: İnsanüstü bir çaba gösteren Wade’in MVP olması bu şartlarda zor. Bence Wade’in bu sene insanlara vermesi gereken mesaj, “Sağlıklıyım, bütün sezonu kaldırıyorum ve milletin canına okuyorum,” olmalı.

15. Utah Jazz (19-14) (8-7): Bu senenin Houston Rockets’ı olma yolunda ilerliyorlar. Daha tam kadro görmek nasip olmadı. Mehmet de güzel işler yapıyor ayrıca. O değil de, Boozer’a bir “sign and trade” yaptırıp iyi bir iki numara alabilirlerse gelecek sene “dadından yinmez” kıvamına gelirler. Şu an playoff yarışının dışında duruyorlar ama pes etmeyecekler.
Ayın Kitabı: Fyodor Dostoyevski’den The Insulted and Injured.

16. Milwaukee Bucks (15-18) (8-6): Geçen ay düzeleceklerini varsaydığım takımlardan biriydi Bucks ve yüzümü kara çıkarmadılar. Ancak hala çalışmaları lazım. Ramon Sessions’ın oynama süresinin yeniden azalması ise bence kimseye faydalı bir eylem değil. Bu arada son 10 senede 12-8 gibi bir üstünlük kurdukları Spurs takımını bir kez daha yendiler. Bazı takımların bazılarına ters gelmesi gerçekten vaki bir şeymiş demek ki.
Ayın Kitabı: Karyl McBride’dan Will I Ever Be Good Enough?

17. New Jersey Nets (15-17) (6-10): Bu yılı “Sindrella Sezonu” olarak adlandırmak istiyorlarsa Aralık ayında yaptıklarından daha iyisini yapmaları şart. Takım biraz ümit vaat edince Carter da canlandı. Benim açımdan en güzel nokta Brook Lopez’in “promising” bir çaylak olması. Bu arada Yi Jianlian’ın sırf Çin’den gelecek oylar sebebiyle (hem de yaş skandalı gündemdeyken) All-Star oylamasına konması şu an için büyük bir rezaletin kapısını aralamak üzere zira kendisinin Garnett’ı geçmesi halinde Doğu’da Lebron’la birlikte ilk beş başlayacak olması herhalde birçok kişiyi kara kara düşündürüyordur. Ben mesela muhtemel bir seçilme durumunda Yi’nin yerinde olsam Çin halkına saygımdan bir-iki dakika oynar ve sonra bu organizasyonun (tarihinin) ve All-Star seçilemeyen birçok oyuncunun hatırına kendimi kenara aldırır ve maç boyunca bir daha girmezdim.
Most Improved Player: Devin Harris, Chris Duhon ve Jameer Nelson’a göre iki adım önde şu ana kadar.
Ayın Kitabı: James Kynge’den China Shakes the World.

18. Chicago Bulls (14-18) (6-9): Burada bulunmalarının sebebi, bu sıraya layık “daha az kötü” bir takım olmamasından kaynaklanıyor. Yani ehven-i şer vaziyetleri hakim Illinois eyaletinde. İnanın kimin ne iş yaptığını anlamadığım takımların başında geliyor Chicago. Batı’daki muadillerinden tek farkları hala play-off ümidi taşımaları (Doğu’da Washington hariç bu ümidi taşımayan var mı?) ve bu ümitle birkaç ay daha oynayacak olmaları.
Ayın Kitabı: Zoe E. Whitten’dan The Lesser of Two Evils.
Rookie of the Year: Derrick Rose bence hala bir numaralı aday. Kimsenin favorisi değildi ve şimdi takımının önemli bir parçası olarak Hinrich’siz idare etmeye çalışıyor playmaker’lığı.

19. Charlotte Bobcats (11-21) (6-10): Diaw ve bilhassa Bell Brown’un hoşuna gidecek tarzda oyuncular. Gerald Wallace’ın J-Rich gittikten sonraki istatistikleri de göz kamaştırıcı. Adeta onun gitmesini bekliyormuş. Biraz silkinmeye ne dersiniz beyler?..
Ayın Kitabı: Christiane Nusslein-Volhard’dan Coming to Life.

20. Memphis Grizzlies (10-22) (6-9): Washington’un vermesi gereken onur mücadelesinin Memphis’ten gelmesi hem şaşırttı, hem de mutlu etti. Birkaç fazla galibiyete asla bir diyeceğim olmaz, yeter ki başrolde çaylaklar ve sophomore’lar olsun. Geçen ay bazı oyuncuların sürelerinin kısılması gerektiğini söylerken de, birkaç ekstra galibiyetin genç oyuncular olmadan bir mana ifade etmeyeceğini belirtmiştim.
Ayın Kitabı: Tucker Malarkey’den Resurrection.
Rookie of the Year: OJ Mayo da yarışı sonuna kadar sürdürecek.

21. Philadelphia 76ers (13-18) (6-8): Brand vardı başarısızdılar. O yok, yine başarısızlar. Demek ki problemin çözümünün başka mahfillerde aranması lazım. Acaba Korver gibi sıradan ama “sharpshooter” bir oyuncuyu bile ne kadar çok aradıklarının farkında mıdırlar? Ne Iguodala ne de Andre Miller kendisi gibi oynuyor. Dalembert mevzuu ise üzerinde konuşulsa da şu an çözümden uzak görünüyor. Gel-git ruhlu oyunculara bel bağlamanın neticesi desem...
Ayın Kitabı: Abrahamsen David’den Who are the Guilty?

22. Indiana Pacers (10-21) (4-11): Doğu’daki kötü takımların Batı’dakilerden farkı, hala playoff ümidi taşımaları ne kadar kötü olurlarsa olsunlar. Bir de kimi ne zaman yeneceklerinin de hiç belli olmaması. Bir de playoff’a kalsalar da büyük ihtimalle (asla “asla” dememek lazım) Boston-Cleveland-Orlando takımlarından tokat yiyecek olmaları. Mike Dunleavy ne zaman döner bilmem ama ona bel bağlamak akıllıca değil şu aşamada. Jarrett Jack, TJ’i bench’e gönderdi bile bu aralar.
Ayın Kitabı: Jerome Groopmn’dan The Anatomy of Hope.

23. Golden State Warriors (10-24) (5-12): Son yıllarda bünyesinde bu kadar yetenekli oyuncu barındırıp (Arenas, J-Rich, Baron Davis vs.), sonraları hiçbirini elde tutamayıp, şimdilerde yeni gelenlerden medet umuyorlar ama bunları da ilk fırsatta yollamaktan çekinmeyeceklerdir. Bu sene iddialı takımları yenmekten geri durmayacaklardır her ne kadar bir sonraki maçta sıradan bir takımdan fark yiyecek olsalar da. Sacto benzeri bir takım işte...
Ayın Kitabı: Marya Hornbacher’dan Madness: A Bipolar Life.

24. New York Knicks (12-18) (4-10): 2010 saçmalığı yüzünden hem takımın (çok afedersiniz) içine ettiler, hem bütün motivasyon uçtu, hem de New York camiasına fazla sempati beslemeyen benim gibilerin bile yumuşayan kalbi yine bir zemheri ayazına teslim edildi. Bu saatten sonra playoff için kasmanın lüzumsuzluğunu bilen oyuncular bence mümkün mertebe D’Antoni’nin renkli sisteminden haz almaya baksınlar. Wilson Chandler da kendini geliştirmeye baksın.
Ayın Kitabı: Shelly Redford Young’tan Sick and Tired?

25. Toronto Raptors (12-20) (4-12): Resmen çöktüler. Bosh’un muazzam oynadığı Kasım ayında bile ancak yüzde 50 seviyesindeydiler. Bosh normale dönünce, Oklahoma’ya bile yenildiler ki, varın gerisini siz hesaplayın. Jermaine bir var bir yok, Parker yaşlılık belirtileri gösteriyor ve playoff treni kaçmak üzere. Hem de bu kadroyla...
Ayın Kitabı: Robert S. Mcelvaine’den The Great Depression.

26. Sacramento Kings (8-24) (3-10): Kadronuz aslında vasatın üstünde ama hiç iddianız yok, ne yaparsınız? Gider Lakers’ı yenip, dört gün sonra evinizde New York’tan 24 fark yersiniz. Ha bir de Brad Miller’ın JJ Hickson ve Eric Snow (oynamasa da kontratı var) karşılığında Cleveland’a gitme ihtimalinden söz ediliyor. Yoksa?.. 2010 çılgınlığı buralara da mı uğramış?
Ayın Kitabı: Katherine Ayres ve Nadine Bernard Westcott’tan Up, Down and Around.

27. Los Angeles Clippers (8-23) (5-10): 8 galibiyetlerinin 5’ini deplasmanda almaları tuhaflıklarının bir (başka) göstergesi zira kendi muadilleri arasında baktığımızda 14 galibiyetli Chicago bile bunların sadece dördünü depasmanda alabilmiş. Ya da şöyle ifadeyim: Kasım dereceleri (3-13) şu ana kadarki iç saha derecelerine, Aralık dereceleri ise (5-10) şu ana kadarki deplasman sonuçlarına tekabül ediyor. Peki bu tuhaf istatistiğin bize bir faydası olacak mı? Olmayacak tabii ama zaten Clippers söz konusu olduğunda Eric Gordon dışında bahsetmeye değer bir şey görmüyorum ben.
Ayın Kitabı: Erich Maria Remarque’den All Quiet on the Western Front.

28. Washington Wizards (6-24) (4-12): Biraz hayat belirtisi görsek de bu yeterli değil. İşin tuhafı kötü bir kadroları yok ama NŞA’da kazanmaları gereken maçları vermeleri ilginç. Kesinlikle güçsüz değilller; zira Noel’i az kalsın zehir ediyorlardı Cavs’a. Arenas bu seneyi de mi es geçecek yoksa?..
Ayın Kitabı: Susan Maupin Schmid’den Lost Time.

29. Minnesota Timbervolwes (6-25) (2-14): Bir nebze olsun iyileşme görmek herkesin hakkıydı ama bu sene de olmayacak. Kevin Love en kısa zamanda (çok) iyi oynamaya başlamazsa (kısa vadede zor) OJ Mayo pişmanlığı daha da bariz hissedilecektir.
Ayın Kitabı: Brad Windhauser’den Regret.

30. Oklahoma City Thunders (4-29) (2-13): Bir aksilik olmazsa bütün sene burada duracaklar. Rekor kırmamaya çalışacaklardır zira bu hızla giderlerse 9-73’lük en kötü sezon rekorunu kırma veya egale etmeleri söz konusu. Oklahoma’da oturan bir arkadaşım, “Burada yerel gazetelerde anketler yapılıyor, ‘En erken ne zaman maç kazanabiliriz?’ diye...” dedi. Açıkçası kaybetmenin bağımlılık yaptığını en ‘güzel’ gösteren takım Oklohoma.
Ayın Kitabı: Richard Perez’den The Losers Club.

--------------------------------------------------------------------------

http://www.batug.com/images/mrhighriser/budaklal.jpg

Yukarıdaki resimde olan biten nedir?
a-- Lakers’ı yenmekten ümidini kesmiş Batı takımları güçbirliğine gitmiş. Sacramento ve Houston birleşip Dallas’ın da logosunu alarak üçlü bir ittifak kurmuşlar.
b-- Doğan görünümlü Şahin, Marlboro görünümlü Samsun olayının bir benzerini yapmış Amerikalılar.
c—Sakatlık, bela, musibet, afet vs.den sıkılan Houston Rokets takım sahibi, Lübnanlı Maloof biraderlerin takımı ortada bırakıp kaçmasından istifade takımı California sahillerine taşımış.
d—Lakers’ı yenmek için hindi gibi düşünenlere ‘gayrıresmi’ bir ipucu vermiş NBA’in ‘resmi’ sitesi.

 


Öncekilerr

Powerless Rankings (Kasım)
Herkese Merhaba
Dolgun Maaşlı NBA
Kareem
2006 MVP'ye dair edilesi birkaç kelâm
Elde Var İnkisar-ı Hayâl
8, 1'e Bir Şey Katar mı?
Kendi Kendinin Zebanisi
Gündüz Vakti Zafer Rüyası
TRT 6'ncı Adamlar Gençlik Korosu
Sezon sonu ödülleri ve playoff çeşitlemeleri
Basketbolda "Tanrı" sorunsalı
All-Star izlenimleri
Point guard'lar
"Bizim çocuk", ligin geleceği