“KOLAYI YEMEKTEN SONRA ALACAM USTA”
 

henry_turner9@yahoo.com
23 Kasım 2008,
Pazar

Eveet, nerede kalmıştık?

Geçen yazı yemiş gazı çalmıştık sazı. Fakat şu ana kadar görünen o ki, Haziran’dan beri kapak açık kalınca Keltlerin geçen seneden gazı biraz kaçmış. Dibi şekerli ama hala idare eder.

Geçen sezon 82+26 maçın nerden baksanız en az 70-75 tanesini ertesi gün işyerinde sızma riskine rağmen gece kalkıp canlı izlemiş birisi olarak bu sene şu ana kadarki 14 maçın sadece üçü için uyandım ve muhtemelen normal sezon boyunca bu sayı 20’yi bulmayacak.Taraftar böyleyken takımın da gazının kaçması normal şampiyonluktan sonra.

Gazı kaçmış biraz ve şekerli, tamam, ama hala idare eder dediğimiz gibi. 12-2’lik galibiyet-mağlubiyet oranının pek şikayet edilecek yanı yok, kaldı ki 12 günde sekiz maç yapıp bunların yedisini kazanmış olmak fena bir sonuç değil. Arada Pistons, Rockets gibi zor sayılacak deplasmanlar da vardı.

Ama görünen köy kılavuz istemez, geçen seneki o ateş ne taraftarda (şahsım adına konuşuyorum) ne de takımda var. Geçen seneki, rakipleri parkeye gömen, maçı başlamadan domine etmeye başlayan takım yok artık sahada. Bunun yerine sürekli geriden gelip maçı çeviren, bir şekilde kazanmanın yolunu bulmuş bir takım var. Sebebini tahmin etmek pek zor değil: Şampiyonluk hedefine ulaşılmış olması.

Bunun yanında Posey’nin o ateşleyiciliği, kenetleyici özelliği normal sezonda bile aranıyor tahmin ettiğimin aksine. Tony Allen ve Leon Powe kendilerine yüklenen yeni görevlerine daha tam anlamıyla adapte olabilmiş değiller ve henüz bench’ten bir istikrar oluşturamadılar ama yine de birçok kötü başlanan maçın dönmesine yardımcı oldular.

Sezon başında bir yıllık yeni kontrat yapılan Cassell hala oynamış değil ve vekil asistan koç görevi üstleniyor şimdilik. Sakatlığı yok bildiğim kadarıyla ama hala maç kadrosuna alınmış değil. Sanırım sezon sonu yaklaştıkça oynayıp süreleri artacaktır. Bir de Sam Efendi sözde Robert Horry’yi arayıp formda kalmasını, zira sezonun ilerleyen dönemlerinde Rivers’ın onu çağırabileceğini söylemiş. Tabii Horry bunu çok da kâle almamış çünkü bu takımın GM’inin Rivers değil, yıllar önce Phoenix forması giyerken kafasına havlu fırlattığı o zamanki koçu Danny Ainge olduğunu biliyor. Ben Horry’nin aksine ihtiyaç duyarsa Ainge’in bu olayı dikkate almayıp Horry’yi çağırabileceğini düşünüyorum. Daha önce gönderdiği Antoine Walker’ı takasla geri almasını da bu konuda referans olarak gösterebilirim. Horry için şimdilik daha fazla kafa patlatmaya gerek yok; gerekli mi, değil mi, falan filan... Olursa konuşuruz. Bu arada sahi, eski dost Toine nerelerde? “Neden bu kadar çok üçlük kullanıyorsun?” sorusuna “Çünkü dört sayılık atış yok” yanıtını vermişti. Hey gidi günler hey.

Yeniler

Bu sene takıma katılanlardan alınan verim sıfır diyebiliriz. O’Bryant henüz rotasyona giremedi ve sadece birkaç maçta birkaç dakika oynadı. Giddens D-League’e gönderilen ilk oyuncu olurken, benim ileride iyi iş çıkaracağına inandığım diğer çaylak Bill Walker da Giddens’ın yanına refakate gönderildi bu hafta. Şu durumda geçen senenin bu zamanlarından bir Posey kadar eksik durumdayız.

İlk beşe de kısaca değinirse, Ray Ray biraz daha halliceneyken, KG bildiğiniz manyak KG. Pierce da geçen seneye göre 7-8 kilo vermiş ve tığ gibi, ki zaten şu ana kadar takımı sırtlayan oyuncu oldu. Perkins de aynen devam diyenlerden ama gelelim asıl meseleye: Rondo maalesef beni hayal kırıklığına uğratıyor. Geçen seneye göre potaya daha çok saldırıyor ve geçen seneye göre kullandığı faul sayısında artış var yüzdeli sokamasa da. Fakat gel gelelim hala birçok pozisyonda çembere bakmıyor bomboş kaldığı halde. Ben şampiyon takımın oyun kurucusu olmasının şut konusundaki özgüvenini arttıracağını düşünüyordum ama şimdilik değişen bir şey yok. Daha sezon başı ve biraz daha bekleyelim yine de.

Biraz da Lakers...

Celtics yazılarının değişilmez köşesi Lakers taşlama kısmı ile yazıyı bitirelim. Lakers bu ligin meyve ağacı, taşlayacağız tabii...

Biliyorum ki sevgili dostum Orkun Çolakoğlu Facebook’ta başlattığım Lakers-Celtics düğün davetiyesinden tutun, bu köşede geçen her Lakers kelimesinin hesabını bir yerlerde bir gün suratıma çarpmak için tutuyor. Ben de Sayın Çolakoğlu için sezon sonuna kadar yeterli arşivi sağlama konusunda elimden geleni yapacağım.

Bu hafta sırada ne mi var? Orkun’un bana söylediği bir cümleye yanıt var.

Orkun: “Bu sene göreceksiniz sweep nasıl oluyor.”

Cevabımı yine bir eski dost, “şampiyonluk yüzüğü sahibi Scot Pollard” aracılığıyla veriyorum: Sweep mi?
 

Sevgiler…