ORNETTE COLEMAN DOUBLE QUARTET?

 

nedensiz@gmail.com
27 Ocak 2010,
Çarşamba

Uzun zaman sonra merhaba. Atlanta Hawks yazısı beklediğinizi biliyorum, ancak Ornette Coleman Double Quartet modunda olduğumuzdan free jazz esintili bir NBA yazısı olacak, bilginize.

İstikrarsızlığın istikrar olarak kabul edilmesini de Cecil Taylor’ın sıklıkla bahsettiği atonal müziğe benzeterek Hawks’un son dönem gerçekten hard bop - cool jazz savaşlarından sıyrılarak, Coleman’ın “No chords, no harmony, any player can take the lead” cümlesini gerçekleyerek, cazın özgür halini yansıttığına emin olabiliriz.

Ornette Coleman Double Quartet 1959 baharında toplanıp kendince bir şeyler denediğinde çoğu cazcı tarafından eleştirilmiş, negatif yorumların odağı haline gelmişti. Jamal Crawford’ın Hawks için çok da gerekli olmadığını söyleyen (zamanında bulundukları takımdan uzaklaştırılmış) GM’ler, Al Horford’ın hala bekleneni(?!) veremediğini iddia eden yorumcular, Joe Johnson’ın liderlik vasfını yerine getiremediğini (yuh!) vurgulayan Steve Kerr ve diğerleri. Coleman 21 Aralık 1960’da Free Jazz: A Collective Improvisation’ı sessiz sedasız piyasaya çıkardığında New York City hiçbir şeyin farkında değildi, Eric Dolphy’nin bas klarneti ve Freddie Hubbard’ın trompeti arasındaki uyumun tamamen tesadüfi olamayacağını anlayıncaya kadar.

Yılın altıncı adamı ödülünü beklemektense -kanımca- çoktan elde etmiş Jamal Crawford’ı Chicago ve New York yıllarının aksine winner ve ikinci adam olarak izlemek bana keyif veriyor. Öte yandan korkulan gerçekleşmedi ve Josh Smith/Marvin Williams’ın Crawford’a tavır koyacağı ve top paylaşımı konusunda sıkıntı olacağı fikirlerinin aksine, leziz bir uyum sağlandı. Tıpkı Scott LaFaro’nun, Charlie Haden’ın bile bile bozduğu armoniyi tamamlamak için özel bir çaba sarf etmemesi ve kendince Left Channel’da takılması gibi. Burada Ornette Coleman’ın yaptığı improvizatif uyumu, Vietnam Gazisi görünümlü Mike Woodson’ın nihayet coaching yeteneğini göstererek takımını toparlamasıyla eşleştirebiliriz. (Coach of The Year?)

Sezon sonunda gönderileceğini tahmin ettiğim Rookie-Teague’in yarattığı duygudurum pek de hayal kırıklığı değil aslında, özellikle takım doğunun üçüncü sırasındayken ve nihayet bench’ten gelen tek adamın Crawford olmamasına seviniyorken.

1960 sonunda Coleman için büyük bekleyiş sona ermiş ve müziğini isimlendirebilmiş, Miles Davis dahil “Bu kaçığın yaptığı şey de nedir böyle?” diyen cazcılara kendince yanıtını vermiş ve özgür kulvarını açmıştı. Aslında son yıllarda Hawks için yöneltilen acımasız eleştiriler, “Yine/yeniden yapılanmaya girecekler!” iddiaları ya da JJ’in şampiyonluk iddiası olan takımlara birkaç kalburüstü kısa forvet karşılığında gönderileceği söylentileri (Sanki şampiyonluk iddiası olan takımlardan biri değiliz?), yerini home/road fark etmeksizin -arada tökezlese de- maç kazanan ve güven veren atmacaların kabul görülmesine bıraktı.

Doğunun ikincisi Celtics üç yenilgisini bizden alırken (Bulut Bey’e selam ederim), üst üste kazandığımız maç sayısı son on yılın en yüksek rakamını bulmuşken, Raptors potasını 146 sayıyla aşındırmışken acı gerçeklerden de kaçmamak gerekiyor. Cavs ve Magic yenilgileri can sıkıyor, üstelik kıl payı yenilgiler de değil bunlar. Hadi, diyelim ki güçlü takımlar. Knicks, Heat ve Bulls yenilgileri hazmedilir değil. (Özellikle Bulls yenilgisinin bizim açımızdan çok Chicago’nun gaza gelişi yönünden değerlendirirsek vahametin gözler önüne serileceğini düşünmekteyim.)

Olabilir, Coleman 2006’da Pulitzer Ödülü aldığında yadırganmaya devam ediyordu; son elli yılda yaşadığı üzere. Wynton Marsalis bile bu duruma şaşırdığını dile getirirken, Coleman’ın umrunda bile değildi bu ödül, o Sound Grammar’ıyla yine sahnedeydi ve özgür cazın ruhuyla odamıza girme nezaketinde bulunuyordu.

The Art of The Improvisers

Hawks’un oyun tarzı için ‘sanatsal’ yorumunda bulunacağımı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Horford’un ribaund alırken nadiren Mourningleşmesi, Joe Johnson’ın sıkıntılı zamanlarda yüreklere su serpen kahramanca davranışları, Crawford’ın geçtiğimiz hafta Suns’ı deviren enfes buzzer-beater’ı göz önüne geldiğinde, takımın aslında bu “sanatın” bir parçası olduğunu kanıtlanıyor; ancak şampiyonluk yüzüklerini taktığı 1959’dan bu yana istikrarsızlığın istikrar olduğu Atlanta’da (seksenler de buna dahil pek tabii) sanat kavramından öte süreklilik aranıyor, isteniyor. Bu bağlamda Collins ve Pachulia’nın ipinin çekilmesi ihtimalinin olduğunu, hatta Al Jefferson için teklif götürüleceği kulislerde konuşuluyor. (Tam da takım kimyası yerine oturduğunda yapılacak işler bunlar, tebrikler!)

Önümüzdeki günlerde deplasmanda oynanacak olan Houston ve San Antonio maçları gerçek anlamda riskli. Üstüne, 3-0 geride olan Boston’ın gurur meselesi yaptığı bir home game ve deplasmanda intikam alma amacı güttüğümüz Orlando maçları ocak sonunda Hawks için zor günler olacağını göstermekte. Uyumsuzluk eskisi gibi değil, yenik durumdan geri gelme çabalamaları esnasında daha az hata yapan bir takımız artık ve bana kalırsa Woodson’dan da öte Joe Johnson’ın kişisel payı var bu başarıda. Ornette Coleman 1958 ortalarında Charlie Haden, Don Cherry ve Billy Higgins’le birlikte çalmayı denediğinde gerçek uyumun birbirlerini armoni bazında takip etmektense sıklıkla armoniyi bozarak kendi istedikleri çalmaları yönünde band arkadaşlarını uyarıyordu. Üç kişinin üzerine 1960 kışında yedi kişiyi idare ederken de zorlandığını söylüyor hatta, 2001’deki Münih Konseri çıkışında verdiği röportajında. Düşünün, iki adet dörtlü ve biri sol, diğeri sağ kanalda yer alırken, aynı zamanda kendi uyumlarını yer yer baltalayarak kutsal müziğe; cazın özgür ruhuna ulaşmaya çalışıyorlar. Heyecan verici, öyle değil mi?

Özet, Haberler, vs.

Kendimi bildim bileli Hawks taraftarıyım, son iki yılda yaşadığım heyecanı önceki senelerde bulamadığım için şanslı mıyım, değil miyim bilmiyorum. Ne Shareef’li, Big-Dog’lı yıllarda ne de Mutombo’lu, Blaylock’lı geçmişte hiçbirini bulamamışım, bunu tekrar fark ediyorum. En azından NBA’de bir takımı gönülden destekleyen biri olarak bugünleri görmek bir parça mutluluk veriyor.

• Her türlü soru, görüş ve eleştiri için mailim: nedensiz@gmail.com
• Mezuniyet, nöbetler, TUS derdinden yazı gönderme aralığım iyice uzamış, eylülden sonra telafi edeceğimi umuyorum.
• Beauty Is A Rare Thing mükemmel bir compilation, tavsiye ederim.
• Joshua Redman İş Sanat’a geliyor!

Daha çok savunma ve daha isabetli dış şut yüzdesine ihtiyacımız olduğunu belirtir, Albert Ayler’dan Ghosts ile siz saygıdeğer batug.com okurlarını selamlarım.

Sevgiyle kalınız.