İstikrar Göklerdedir

Can TUTUĞ
10 ARALIK 2007

Uzun bir aradan sonra tekrar selamlar. Uzun demişken, bir yıldan fazla olmuş Hawks hakkında yazı yazmayalı. Şu satırlara "Hawks" yazmayı özlemişim. Her neyse, artık konuya giriş zamanı.

Takımın hali geçen sezona göre çok da farklı değil. "Ama abi Josh Childress delicesine oynuyor bu sezon, hem Josh Smith de yıldız seviyesinde olduğunu kanıtladı, Joe Johnson hâlâ lider; daha da iyisi Al Horford gibi pota altında son iki yılda Shelden'ın yapamdıklarını yapan bir çaylağımız var!" diyebilirsiniz, ben de size takım içindeki uyumsuzluktan bahseder (Röportajlara bakılırsa Mike Woodson "Ben farklı bir sisten önersem de bu adamlar lise basketbolundan vazgeçmeyecekler." cümlesini etti edecek.); Dallas'la Phoenix'i yenip Seattle'la Milwaukee'ye nasıl yenildiğimizi sorarım.

Şu an takım için en tehlikeli dönemdeyiz. Neden? Çünkü geçen seneye göre daha mücadeleciyiz, daha fazla savaşıyoruz. Bu da ister istemez "Bu takım ilerliyor abi, bak daha güçlüyüz!" düşüncesini takiben, esas hedefin play-off olduğundan emin olmayan oyuncuların sayısını arttırıyor.

Öte yandan, iç savunmamız Horford ve Smith sayesinde düzene girmiş görünüyor. Shelden ve ZaZa da iç tarafı yedekliyorlar. Dışa gelince burada bir sorun daha kendini gösteriyor: Lue hariç dış savunma sıfır. Joe Johnson geçen seneki dış savunmasını yapamıyor. (Kaybettiğimiz Seattle ve Washington maçları bunun iki acı örneği.) Özellikle geri koşmada sorun yaşayan JJ'in diğer bir problemi de savunma bilincinin aniden gelmesi sonrası faul alması. Hani Murat Abi (Murathanoğlu) Shaq'e arada bir "O elini oraya çok gereksiz soktun, faul aldın" der ya, işte aynı durum JJ için geçerli.

Çaylaklar açısından umut -şu kelimeyi yazarken utanıyorum- veren bir dönemdeyiz. Al Horford yüzde 51 şut isabetiyle 9 sayı ve 10.4 ribaunt ortalamalarla oynayarak özellikle savunmada gereken katkıyı yapıyor. Elbette henüz çok ham. Faul çizgisinde oldukça başarısız, ki orta mesafe şutu atabilen bir uzun forvet/pivota yüzde 57.4'lük isabet oranı yakışmıyor. Acie Law asistleriyle göz dolduruyor, özellikle içeriye penetre ederken Chill ve JJ'e attığı paslar çok şık. Ancak onun da sayı problemi var. Kazandığımız Philadelphia maçında 8'de 0 şut isabetiyle dikkatleri çekti. Son maçlarda da az süre alarak istikrarsız performansı sürdürdü. Speedy gibi şut açısından zavallı, sadece paslarla oyuna tutunmaya çalışan bir gard olmaması gerekiyor. Ve daha zamana ihtiyacı olduğu da aşikâr.

Yıldızlara yakından bakmak gerekirse, Josh Smith artık smaçları dışında da hatırlanan bir oyuncu olduğunu kanıtladı, yerini perçinledi. Bana kalırsa yine de yıldız değil. Yüzde 40'ın altında şut isabetiyle oynuyor, mükemmel savunma istatistiklerine sahip olsa da Woodson bir yerden sonra sayıya savunmadan daha fazla ihtiyaç olduğunu düşünüdüğü için Josh'i oyundan çıkarıp skorer yönü savumasına göre daha gelişmiş olan Marvin Williams'ı oyuna alıyor. Bu da her opsiyonda dengelerin bozulması anlamına geliyor.

'Diğerleri'ne gelince: Bunca zaman yetenekli olduğuna inanıp herkese karşı savunduğum Salim Stoudamire antrenmanlarda ve saha içinde hıyarlıklarına devam ediyor. Derrick Coleman virüsü bulaşmış kendisine, huzursuz mu huzursuz. Gönderilmesi planlanıyor. (Gönderildiği takımda 20 sayı - 9 asist ortalamalarla oynayıp bizi kudutacak kadar yetenekli olduğunu biliyorum yine de.) Chill gerek şut, gerek üç sayı, gerekse serbest atış yüzdesi ve skora yaptığı katkı gözönüne alındığında En İyi Altıncı Adam ödülüne talip olduğunu bize gösteriyor. 1999-2000 sezonundaki Rodney Rogers geliyor aklıma, seviniyorum. Shelden Williams arada sırada birkaç Hakeem numarası sergilemek dışında kendisinden bekleneni (hâlâ!) verebilmiş değil. Geçen sene Uruguaylı Esteban Batista'nın analogu Mario West de garbage time'ın geldiğinin haberini veriyor.

Bu Sezon Nereye Kadar?

En belirsiz soru da bu. "Henüz bir şeyler söylemek için erken" filan da değil, takım yıllardır veremli, ancak INH almak yerine ıhlamur içmeye çalışıyorlar. Ne oluyor? Sorunları halının altına süpürüyoruz. Bu da istikrarsızlığı doğuruyor. Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, 'kötü' ya da 'iyi'den öte, 'istikrar' kavramı çok daha önemli. Şu an buna sahip değiliz, ancak bunu pozitife çevirme amaçlı savaştığımızı da belirteyim. Artık her topa atlayan bir Horford'umuz var en azından.

Bu sene de şezlonga erkenden uzanacağımızı biliyorum. Ancak Miami gibi depresyonda, Minnesota gibi dipte, Philadelphia gibi güneşsiz değiliz. Ah, bir de şu gençlere ağabeylik edecek (Cassell gibi, Payton gibi) bir oyun kurucumuz olsa, belki play-off (hadi ordan) hayalleri kurabilirdim.

Özet ve Son Sözler

• Yeni formalar hakkındaki görüşümüz özeti iki kelime: Bok gibi. Josh Smith'in sempatikliğini kullanarak isterlerse ikiyüz poz fotoğraf çeksinler, buraya tüm takım imzalı formasını göndersin, yine de rezalet. Ne zorunuz vardı Human Highlight Film'li dönemden kalma kırmızı-beyaz-siyahlı formayı değiştirecek? Kendimi bildim bileli taraftarı olduğum takımdan soğuyacağım.

• Hawks'u destekleyen az sayıda kişiden biri misiniz? Buyrun Facebook grubumuza: Atlanta Hawks - Türkiye

• Elimden geldiğince düzenli yazı yazmaya çalışacağım. Her türlü sorunuz/öneriniz için elektronik posta gönderebilirsiniz.

Güzel günler!


Tuttuğunu koparmaya çalışan atmaca

Can TUTUĞ
27 KASIM 2006

Uzun zamandır -sekiz sene diyelim- Hawks için televizyon başında sabahlayan Can geri döndü ve yeniden savaştığımız bir sezona adım atıyoruz. (Attık bile!)

1. Giriş

Evet, sezon başından beri göründüğü kadarıyla, takımın hali bu. Sürekli bir savaş, bir mücadele. Hakkımızı her zaman aldığımızı söyleyemem. Ancak geçen sezona göz atıyorum da; gerçekten 'aşmış' bir sistemimiz yok. Çok büyük bir değişim yok. Üstelik geçen sezondan kaybımız Al Harrington hayvanlar gibi iyi oynuyor Indiana'da. Peki neden bu 'başarı'?

(Başlamadan önce not: Elbette süper-hiper başarılı değiliz, Jazz gibi 12-2 de değiliz. Ancak savaşımıza ve istatistiklere bakılırsa olay şu: Geçen seneden kat kat iyi durumdayız ve Speedy'nin eli de kıvama gelince daha iyi olacağız.)

Çünkü 'yerine oturma' olarak tabir edilen, takım kimyasının gittikçe düzelmesiyle karakterize olan bir durum var ortada. Al Harrington'ın ardından zehir zemberek açıklamalarda bulunan Smith ve Williams, idmanlarda sürekli kasti faul yaparak şevklerini kırdığını belirttiler. (Kaynak olarak ESPN der, daha fazlası için araştırmanın gerekli olduğunu belirtirim.) Kanımca Al takım için gerçekten gerekli bir oyuncuydu. Tamam, -eski yazılarımda da belirttiğim gibi- ciddi bir mevki problemi var. 3-4-5 arasında gidip geliyor. Ancak yine de etkiliydi, iç-dış savaşçıydı, ribaunt alırdı vs... Onu arayacağız. En azından şimdilik öyle görünüyor.

Başka ne görünüyor? Al'in yerini doldurmaya çalışıp başarısız olan bir Shelden görüyoruz. Shelden için burada iki kelime etmek gerekirse, NCAA ve NBA gerçekten farklıdır diyorum - sanki apaçık ortada değil de... Normalde Shelden bir kamyondu, Duke Blue Devils'ın traktörüydü. İçeride kasıp kavururdu. Ancak burası NBA, genç adam. Zaza'yı bile zorlaman zor. Ayrıca Shelden'ın boyu da undersized denecek seviyede. Bu yüzden Alonzo, Barkley vb. gibi oynaması gerekiyor, bunun için de çok çalışmalı.

Değinilmesi gereken bir durum da şudur: “Atlanta Bucks” adında bir takım oluşmamalı. (Alim Abi'ye selam olsun.) Yani bizde sadece gardlar oynamamalı, her ne kadar sezon başından beri uzunların eline top nadiren değse de. Gerçekten büyük bir problem. Çünkü JJ'e iyi savunma yapan takımın kazanmasına yönelik acı bir durum bu. Hem yerine göre PF oynayan Josh Smith kimi zaman Villanuevavari oynayan bir adam. (Şunu da belirtmeliyim ki, son yıllardan NBA'e gelen oyunculardan en beğendiğim ve desteklediğim kişidir Charlie Villanueva. İç ve dış tehdit, yüreğiyle oynayan bir savaşçı. Ve bunu yeni takımı Bucks'ta da gösteriyor.)

2. Durumlar nasıl? Ne olacak?

Bir kez, şu çok açık: Olayı bitiren adam Joe Johnson. İstatistikleri, MVP olmasa da, sezonun en iyi ikinci beşine girecek gibi (ki bu da, takımın süper bir dereceye sahip olmamasından ötürü). Kaybettiğimiz maçlarla kazandığımız maçları oranlıyorum ve şunu söylüyorum; esas sorun 3-sayı isabet yüzdesi gibi duruyor ve bu da pek iç açıcı değil.

Joe Johnson ile başlayalım; Eğer JJ yüzde 40'ın üzerinde isabetle 3-sayılık şut sokuyorsa o maçı büyük ihtimalle kazanıyoruz, bu gerçekten mutluluk verici bir olay. Çünkü JJ'in sezon yüzdesi 38.4 ve bir takımın 'tek tabanca'sı için iyi bir yüzde denebilir. (Hayır efendim, JJ iyi bir oyuncudur ancak Redd değildir, Allen değildir. Onların kıvamına geleceğine inanıyorum. Allen demişken, kaybettiğimiz Seattle maçına da göz atıyorum ve 1/6 3-sayı isabetiyle oynayan Ray'e rağmen, bizimki de pek iyi yüzdeyle atamayınca yenildiğimizi anlıyorum.)

Diğer konu da ribaunt. Derin problemlerimiz var. Çünkü Zaza ribaunt kaçırıp rakibe bırakıverme hadisesini sıklıkla ve başarılı(!) olarak yerine getiriyor. Shelden kıpırdanışa geçti ve iyi savaşıyor, her ne kadar hücumda Adonal Foyle hissi verse de, blok/ribaunt etkisi tartışılmaz. Peki bu kademede konuya kim girmeli?

J-Smoove

Josh Smith bu sene daha farklı bir oyun türüyle karşımızda. Kısa forvet görevini iyiden iyiye sindirmiş. Öyle ki, içeriye girişlerini özlediğimi anımsıyorum. Çokça dış şut kullanıyor ve kanımca başarılı. Ancak bir özelliği kazanmak, diğerlerini yitirmek olmamalı. Çünkü Josh'ın içeriyi deli gibi zorlamaması ya da savunmada hemen içeriye kat edememesi, ribaundu feci azaltıyor. Halbuki kendisi Rodney Rogers tipi bir oyuncu olabilir, bence bunu gayet yerine getirebilir, evet.

3'lük probleminin biraz olsun azalmasına da katkısı var Smith'in. Çünkü rezil bir bileği yok aslında. İdmanlara düzenli katılmadığı raporu da kulağıma gelen haberlerden biri. Hayta olup kaytarmamalı, ancak yapısında var bu olay; ne diyeyim.

Speedy demişken...

Claxton gerçekten iyi bir point guard. Atmaktansa, öncelikle takımının yararı için en doğru olanı düşünen-yapan bir adam. Geçtiğimiz yıllarda En İyi Altıncı Adam ödülünün kıyısından dönmüş, bir çok süper yıldızı yedeklemiş ve Hawks'a “Artık daha çok süre almalıyım” -haklı- mantığıyla gelmiş bir oyuncu.

Dürüst olacağım. Speedy harika bir pasör. Hızı için ne desek boş. Adının Craig olduğunu bile unutturacak bir hıza sahip bu ilginç adam. Ayrıca takım içi oyununun nasıl oynanacağını bilecek, gençlere biraz olsun ağabeylik yapacak kadar deneyimi de var. Ne yazık ki son derece başarısız olduğu bir olay var; şut atmak... Claxton'ın kötü yanı bu. Kariyeri boyunca üçlük denemeye tenezzül bile etmediği maçlar çok olmuş. Ayrıca orta mesafede de pek iyi bir şutör olmadığı ortada. Hawks yönetimi draft öncesinde Marcus Williams için “İyi bir şutör değil” açıklamasını yapmıştı. Kimse kusura bakmasın ancak Speedy iyi bir şutör mü? Hayır. Genelde drive-jam olayını iyi yapan bir arkadaşımız kendisi. Şutör ise yedeği:

Salim Stoudemire

Geçen seneye göre daha efendi. En azından kuzeni gibi serserilik yapmayı bırakmışa benziyor. Kanımca bu takımın yararına olacak. Yine iyi faul ve şut atıyor ancak istediği süreyi alamıyor çünkü önünde Speedy ve Lue var. Salim'in bu durumda yapması gereken, aldığı süreyi en iyi şekilde değerlendirmek. Çünkü maçta beş dakika bile kalsa iyi işler başarabiliyor. Ayrıca bu sene geçtiğimiz senelere göre daha iyi pas verebildiğini, top kayıplarını azalttığını da belirtmeliyim.

Tyronn Lue

Bay “Görevini-yerine-getirir”. İşte Lue'yu tanımlamak için en iyi cümle bu. JJ'den sonra takımın en istikrarlı ve iyi skoreri. (Evet, kanımca Smith'ten daha iyi sayı atıyor, en azından şutu son derece güven veriyor.) Ancak yaş problemleri kanımca hafiften kendini belli ediyor. Lakers ve Wizards'daki Lue'ya bakıyorum da, gerçekten çok daha kolay yoruluyor ve eskisi gibi her topa canla başla atlamıyor (tabii maçın en kritik anlarında Lue yerine bir kaplan geliyor, o ayrı). Bana kalırsa 'görev adamı' statüsüne erişti ve bu statüde kariyerinin sonuna gelecek.

Marvin Williams & Josh Childress

Bu iki genç adamı birbirinden ayırmak kanımca doğru değil. Her ikisi de görevini yerine getiriyor, üstelik oyun stilleri de birbirine benziyor. Chill daha çok Smith'in, Marvin ise Shelden'ın yerine oyuna dahil oluyor. Nadiren ilk beşte başladıkları da görülüyor.

Bana kalırsa Josh artık o lanet şut stilini değiştirmeli. Evet, gayet iyi bir isabet yüzdesi olabilir, boşları kaçırmayabilir, ancak önüne Boykins'i bile koysak etkileniyor... Bu yüzden, topu elinden çıkarmadan önce ileriye kendini iter gibi eğmemeli. (Çok süper tanımlarım!)

Marvin ise NBA'de uzun forvet oynayan bir oyuncunun ribaunt almaya çabalaması gerektiğini öğrenmeli (tamam her zaman PF oynamıyor ancak bazen görevi gereği karşısına Rasheed Wallace gelebiliyor).

Diğer veletler

Esteban Batista, Royal Ivey, Anthony Grundy vs... Bu adamlar artık garbage time adamı olmadıklarını göstermeliler. Zaten diğer adamların canı çıkıyor, en azından bu sözümü Mike Woodson duysun. Olmazsa Childress'ı yedeklerim ben, harbiden.

3. Aslında günler güzel

Vaziyet 5-6, Doğu'da altıncı, Güneybatı'da Magic'in ardından ikinciyiz. Şampiyon altımızda kaldı, Atmacalar serin havayı ve sert rüzgarlı Doğu'da playoff ihtimalini sevdi.

En fazla beş sayı fark yedik şu ana dek, ilk ve son maçlarımız hariç (Phi, Orl). Evimizde 3-3'üz. Yenilsek de rakip takımı epey kırbaçladık, yendiğimiz maçlarda biraz olsun fark açıldığında geçen seneki gibi garbage moduna geçmedik. Sahada bu sene agresif tavırlarımız (şimdilik tabii) olmadı. 'Tek tabancamız' sakat değil. Takım içi uyum son derece iyi. Speedy düzeliyor.

Bu yüzden, ilerideki günler güzel geliyor, belki şimdi çok erken (bu yorumun fikir babası, Wizards yazarı Selçuk Abi) ancak yine de playoff imkansız değil gibi.

İşin iyi yanlarından biri de, taraftarın Hawks'a desteğinin epey artmış olması. Philips Arena'nın hiç olmadığı kadar sesli olduğunu fark ediyorum son bir ayda.

Gençler, daha fazla gayret edin...

4. Eklentiler & son sözler

-- Vize-final vs.'den kurtuldukça yine Hawks'ı yazmaya devam edeceğim.

-- http://www.nba.com/hawks‘ta, Wilkins'in kariyeri boyunca gerçekleştirdiği en iyi 21 hareket var. Mutlaka göz atın.

-- Elektronik postamı değiştirdim. Artık iletişim/soru/katkılarınız için nedensiz@gmail.com'u kullanabilirsiniz.

-- Free agent piyasasına göz atıyormuş son günlerde Billy Knight. Uyarayım siz okuyucuları, bu dangalak, takıma beşinci point guard(Speedy, Ivey, Lue, Salim) almak isteyebilir, doğaldır.

-- Pivot hakında sıkça sorulan soruya da bir yanıt olsun: Bariz bir şekilde dergiden ayrılmışlığım yok gençler. Ancak üzerimdeki sorumluluklar ve tıp fakültesi, her ay aklıma gelen soruların zamanla her an aklıma gelen Kardiovaskuler Sendromlar'a dönüşmesine yol açıyor. Af buyurun.

Güzel günler, aydınlık yarınlar. En kısa zamanda görüşmek üzere.


Fazla oyun kurucunuz var mı?

Can TUTUĞ
3 TEMMUZ 2006

Güzel günler... İnsanı hasta eden bir draftın ardından tekrar karşınızdayım. Draft öncesinde Hawks konusunda nice umutlar beyan edildi, “Artık sağlam bir gard alırlar” cümlesi günde onlarca kez kuruldu. Peki bakalım neler oldu?

1. Draft öncesi

Geçen sene JJ'i oyun kurucu oynatmanın ne kadar zor ve acı olduğunu görmüştük. Top çalma/top kaybı oranında lig sonlarına indi JJ. Bunun üzerine düşündük ve Tony Delk'in de sakatlığından ötürü oynayamadığını söylemesinin ardından (oysa Piston gibi oynadı adam sonra ama neyse), Lue'ya verdiğimiz süreyi arttırdık. O da sakatlanıncaya kadar yüzümüzü kara çıkarmadı. Yüzdeli şut kullandı, tam bir oyun kurucu gibi oynadı, feci zevkli asistler yaptı vs. Ama sakatlandı.

Elde kKala kala Salim Stoudamire kaldı... Çok beğendiğim bir çaylak olan Salim, ne yazık ki Derrick Coleman Sendromu'na yakalanmış gibi disiplinsiz ve agresif hareketleriyle dikkatleri üzerine çekti ve son olarak fırlattığı havlu, havlu atmasına neden oldu; anlayacağınız kadro dışı kaldı. Neredeyse waive ediliyordu.

Maziye bakınca, quick eleman Mookie Blaylock, iyi şutör Matt Maloney, arada sırada işini iyi yapan Jacque Vaughn, kaliteli adam Anthony Webb gibi işini yapan oyun kuruculara sahip Hawks, seziliyordu ki 2006 Drafti'nde iyi bir point guard alacaktı.

2. Saatler kala...

Yahoo Mail'ı açmayı hedeflerken sitedeki Mock Draft gözüme takıldı ve farklı kişilerden gelen farklı düşünceleri sentezleyerek, seçeceğimiz adamın kim olacağını düşünmeye başladım. Mock Draft deneyicileri nereden bilsin Billy Knight'ın süzme salak olduğunu? (Şanslıyız ki Patrick O'Bryant gibi bir oyuncu gözünden kaçtı, yoksa onu seçecekti!)

Sizlere seçme ihtimalimizin yüksek olduğu -ya da olması gereken- oyuncuları listeliyorum;
Brandon Roy
Randy Foyle
Marcus Williams
- aahhh, gitti!
J.J. Redick

Şimdi gelelim geceye...

3. Draft

Bir, iki, üç, dört derken sıra bize geliyor. Bulls ve Blazers'ta önemli işler yapmış, zamanının sağlam üçlükçülerinden Greg Anthony de “Hawks için şu an gereken iyi bir oyun kurucu almak ve ileriye yatırım yapmak” diyor ve ekliyor; “NBA tarihinin en genç takımı karşımızda... Yaş ortalamaları sadece 23.9!”

Derken David Stern geliyor, -bizim televizyonlarda bu tip hadiselerde rastlandığı gibi gibi reklamla şununla bununla işi saatlerce uzatmak yerine- son derece sade olan leziz draft sunumuyla, beşinci sıradan kimi seçtiğimizi açıklıyıveriyor; “With the fifth pick in the 2006 NBA Draft, the Atlanta Hawks select Shelden Williams from Duke University!”

Aynı anda da, alt kattaki Nezahat Teyze'yi uyandıracak gürültüde lanet bir çığlık kopuyor benden; “Hassiktir, yine mi?”

Yine aynı anda NBA TV'de beliren ibare; “Hawks passed playmaker again!”

Ve yine aynı anda Greg Anthony; “Ha ha ha, bu adamlar seneye draftin bir numarası Greg Oden'ı istiyorlar anlaşılan!”

Billy Knight'ın ne kadar düşünebildiği konusunda sinir bozarken, sıra ikinci tura geliyor...

Bu sefer seçilen oyuncu belki oyun kurucu olur, belki biraz şansımız olur filan derken, karşımıza Theo Ratliff'in gençlik günlerinin fotokopisi geliyor. NCAA'i biraz olsun takip eden birinin "blok manyağı" olarak tanımlayabileceği adam; Solomon Jones.

Gerek bir, gerekse ikinci turdaki seçimlerimiz gerçekten kaliteli ve iyi oyuncular, ancak bize gerekmiyorlar... Ya da, gerekiyorlarsa, takas da gerekiyor.

4. Şimdi ne olacak?

Ne mi olacak? Takas olacak elbette! Ya da sign-and-trade...

Zamanın -2002- on forvetli New York Knickerbockers'ı kadar 'sirk'e dönmesek de, şimdilik halimiz rezalet. Hadi JJ kalacak desek... Harrington gitme yanlısı, onu takasla postalayıp iyi sayılır bir oyun kurucu alsak, ilk beş için teorilerim var;

C-
Zaza Pachulia (Aslında PF ama başka C yok, Solomon Jones ilk beş için henüz ham.)
PF- Shelden Williams (Undersized bir pota altı canavarı)
SF- Josh Smith
SG- Joe Johnson
PG- Takasla gelecek oyun kurucu.

Bu takıma bir de bankı eklerseniz -nba.com/hawks'tan bakınız- ne kadar vahim durumda olduğumuzu göreceksiniz. (6'3'' boyumla, iyi sayılır orta mesafe şutum ve savunmamla, ben de Hawks'ın point guard adayları arasındayım.)

SONUÇ: Takastan -ya da takaslardan- sonra hep birlikte yeni takımı göreceğiz ve ona göre yeni bir yazımla sizleri aydınlatacağım. Marcus Williams ve J.J. Redick için gerçekten üzüldüm. Charlotte Bobcats'i fazlasıyla kıskandım. 'Chaotic neutral' bir durum içerisindeyiz.

Şimdi Absolut Kurant'ı açma zamanı...

5. Son sözler

-- Milwaukee Bucks renklerini değiştirmiş ve onlara karşı beslediğim sevginin tek nedeni olan mor renginden vazgeçerek beni feci halde üzmüştür.

-- Jerry West bir kez daha bizleri yanıltmamış ve zeki olduğunu Rudy Gay olayında göstermiştir.

-- Valentin Pastal seçilemedi... Canı sağolsun.

-- Hawks çaylakları sağda huzurlarınızda... Shelden Williams 33, Solomon Jones ise 44 numaralı formalarıyla gülümseyerek(!) poz veriyor.

-- Her türlü sorunuz ve aklınıza takılan durum için çekinmeden e-posta atın. Zaten Tıp-2 bitmiş, tatildeyim, rahat haldeyim.

-- Güzel günlere ve aydınlık yarınlara ulaşmak dileğiyle.