all around
Orkun ÇOLAKOĞLU
Batı Playoffları - İlk Tur Analizi

San Antonio - Sacramento

Sacramento, Artest takası sonrasında kısmen toparlanıp playoff trenine yetişirken, bunu savunmasındaki gelişme sayesinde başardı. Ancak gözüken o ki, Spurs'e bir sürpriz yapmayı düşünüyorlarsa, bu ancak eski günlerdeki gibi çok etkili hücum etmeleri halinde olabilecek.

Sacramento'nun savunması Artest sayesinde belli bir aşama gösterdi, bu kesin. Ama savunma yapısı bakımından dengeli, ideal bir kadro olduklarını söyleyemeyiz. Oyun kurucuları Bibby hiç bir şekilde defans yapmıyor ve bu da özellikle playoff takımlarına karşı ölümcül bir zaaf. Nash, Parker, Miller gibi rakipler Kigs için bela. Bu zaafı örtmek için iki seçeneğiniz var: Ya pota altınızda caydırıcı bir blokçunuz olacak ve sizin matador oyun kurucunuzu bastığı gibi geçen zıpırlar oraya girerken bir daha düşünmek durumunda kalacak, ya da rakip 2-3 numaralardan birine yoğun savunma yapmanız gerekmiyorsa ve elinizde iyi bir dış savunmacı varsa, onu bu belayı etkisizleştirmek için kullanacaksınız.

İlk seçeneğin Sacramento Kings için söz konusu olmadığını biliyoruz; Brad Miller ve Kenny Thomas ikiye tek oyunda turnike atan tek kısayı bloklayamazlar, kezâ Shareef'in öyle bir tehdidi yok. O zaman iş Artest'e kalıyor. Bibby'yi Bruce Bowen'la eşleştirmekten zarar görmeyecekleri için, buna imkanları var. Diğer taraftan -gerçi izleyemedik ama okuduğum kadarıyla- Parker'ın ayak çabukluğu Artest'e de fazla gelmiş. Yine de bu bir seri, ikinci maçta bambaşka bir Artest görebiliriz. Zaten Kings'in bu konuda başka bir çözüm şansı da yok.

Kings savunmasına girmişken, pota altının hali ile devam edebiliriz. Miller'ın kötü bir savunmacı olduğunu biliyorduk ama Mohammed-Nesterovic ikilisinin 10/12 isabetle 28 sayı ve 15 ribaunt üretebileceklerini Tuncaboylu bile hayal edemezdi sanırım. Duncan'ın ciddi bir sorunu olmadığı takdirde Kenny Thomas'ı da Shareef'i dağıtacağını biliyoruz ama ilk maçta buna gerek bile kalmadı. Serinin devamında, Kings dünkünden daha ciddi bir sorun olduğunda, Duncan devreye girecektir. Ve işte Sacramento savumasının buna da bir cevabı yok. Hal böyleyken eski dosta sığınmaları gerekiyor.

San Antonio'nun savunmadaki belki de tek zayıf noktası olan Parker, Kings için bir dengeleme fırsatı. Spurs, Webber ve Peja'nın gidişiyle Kings'in en önemli bireysel skor gücü haline gelen Bibby'yi, en zayıf savunmacısı Parker'la savunmak zorunda. Çünkü rakipte, Kings'in Bibby'yi gönderebileceği gibi, Bowen kadar hücumdaki etkisi az bir oyuncu yok. Bonzi Wells de, Artest de Parker'a karşı yüksek fiziksel avantaja sahipler. Fakat ilk maça bakarsak; Bibby yalnızca 12 şut kullanıp üç de asist yapmış. Ayrıca savunma yönlerini ne kadar eleştirsek de, gayet efektif skorerler olduklarını bildiğimiz Miller-Thomas-Shareef üçlüsü toplam 20 şut atmış. Ve bu arada takımda 21 şut kullanan biri var... Hayır, Kobe değil, Ron Artest!

Kings'in seriye ortak olabilmesi için, Adelman'ın önce bu saçmalığı düzeltmesi gerekiyor. Ama Sacramento taraftarları pek de ümitli olmamalı, çünkü bu durum yeni değil. Artest takıma geleli 40 maç oluyor ve bu 40 maçta %38 isabetle maç başına 16 şut kullandı. Böyle hücum potansiyeli olan bir takımda bir ilk beş oyuncusunun, %38'le atarken her maçta 16 şut kullanabilmesi, koçun takıma ne kadar hakim olabildiğini yeterince ortaya koyuyor. Dolayısıyla Kings'in San Antonio'yu alt edebilecek kadar etkili bir hücum performansına kalan maçlarda da ulaşabileceğini düşünmüyorum. Taraftar gazıyla içerideki maçlardan ilkini alırlar ama diğerinde Spurs yumruğunu vurur ve iş beşinci maçta biter gibi geliyor.

Tahmin: 4-1 Spurs

LA Clippers - Denver

Denver'ın zayıf noktası, belki de ligdeki bütün takımların zaafları arasında en bilineni: Şut atamıyorlar. Daha kötüsü, istikrarlı bir pota altı skorerleri de yok. Kenyon Martin hem sakat, sağlam olsa bile yanında Kidd'i yokken o kontratın adamı değil, hem de sorunlu bir oyuncu, 0-2 geri düştükleri ikinci maçtan anlaşılabileceği gibi... Camby, topu eline atıp post-up yapmasını bekleyebileceğiniz bir adam değil... Reggie Evans da hücum ribaundu aldığı anların dışında rakip sahada topa dokunan bir adam değil... Francisco Elson zaten adam değil! Özetle Denver, sette acı çekmek ve çektirmek için buraya gönderilmiş bir takım. Hayatta kalmak için yüksek tempoda oynamaları şart.

Neyse ki Denver o tempoyu yakalayabilecek bir takım. Açık sahada iyi bir oyun kurucuya sahipler ve daha da önemlisi, tempoyu hızlandırmak için başlıca ihtiyaçlarından olan ribaundları almak konusunda çok iyiler. Camby sakatlık geçirmese muhtemelen ribaunt kralı olacaktı, Evans zaten ligde bu sayede barınıyor, K-Mart da, son iki sezonki istatistikleri öyle demiyor ama, kafasını verdiği müddetçe aslında iyi bir ribauntçu... Ve playoff'lardayız ve Najera'nın da öne çıkan sınırlı özelliğinden biri bu... Hatta Carmelo'yu da saymak gerekir, şu an çok yüksek gözükmüyor ama çaylak sezonundaki ribaunt ortalaması 6.1. Bu oyuncularla ligdeki birçok takıma ribaunt üstünlüğü kurabilirler ve kuruyorlar, bu sayede de istedikleri tempoyu yakalayabiliyorlar.

Fakat sorun şu ki, Clippers ribaundlar bakımdan kolay lokma değil. Elton Brand ve Chris Kaman müthiş ribaundçular, normal sezon istatistiklerinin toplamı 20'nin 0.4 altında. Yedekten geliyor olsa da Maggette'nin de pozisyonuna göre çok iyi bir ribaundçu (ilk iki maçta; 14 dakikada yedi, 18 dakikada da altı ribaunt alabilecek kadar) olduğunu unutmamak gerekir. Nitekim ilk maçta Clippers, Denver'a bu alanda üstünlük kurma fırsatı vermedi, hatta 43-42'yle önde bitirdi. Bu da skora, Denver'ın %38'le 87 sayı atabilmesi olarak yansıdı. Buna rağmen, yine bu ribaunt etkinlikleriyle hücum ribaundlarında sıkça buldukları ikinci şanslar ve rakibin yarısı kadar top kaybı yapmaları sayesinde, maçı sadece tek basket farkla yitirdiler. Hem de Carmelo feci oynarken.

Clippers biraz tecrübeli bir takım olsa belki daha net bir farkla kazanacaktı ama hücum açısından Andre Miller dışında berbat bir gününde olan Denver'ı zorla yenmek, pek de nefes aldırıcı bir galibiyet değil. Quinton Ross, Melo'nun savunmasında çok başarılı olsa da, Clippers'ın Maggette'ye, hem başka bir skor opsiyonu, hem de başka bir ribaunt kozu elde etmek için daha fazla ihtiyacı var. Kezâ Radmanovic'e, bank desteği açısından...

Denver ise Patterson'a daha fazla süre vererek savunmaya daha fazla ağırlık verebilir. İlk ve ikinci maçlarda Mobley ve Cassell gayet iyi katkı yaptılar ve onlara Maggette'nin de eklenme ihtimali var, bu ihtimal giderek artıyor üstelik. Patterson'a 12 dakikadan daha uzun süre ihtiyaçları olacağı açık, zaten ikinci maçta bu 20 dakikaya çıktı... Bir de Elson'la mümkün olduğunca az vakit kaybetmeliler. Zaten öyle sanıyorum ki bir dahaki maç K-Mart ilk beşe yerleşecektir, eğer ikinci maçın ikinci yarısında oynamaması üzerine Patterson'ın yaptığı "sakatlığı fiziksel değil, mental" mealindeki açıklama takım içi huzursuzluk ve sorun yaratmaz ise.

Her iki takım da ilk maçta kesinlikle en iyi oyunlarını oynamadılar. Önümüzde sonunu kestirmesi kola yolmayan bir seri var. Yine de ben saha avantajı ve Brand'e olan inancım nedeniyle, zaten 2-0 önde olan Clippers'ı Batı yarı finallerine daha yakın görüyorum.

Tahmin: 4-2 Clippers

Dallas - Memphis

Dördüncü-beşinci eşleşmesinin ilk turdaki en çekişmeli seri olması beklenir ama ilginç bir biçimde bu seri -bence- Batı'daki eşleşmeler arasında taraflardan birinin en ağır bastığı seri. Her ne kadar San Antonio bir daha düşünmem gerektiğini söylese de, en azından ilk maçlar öncesinde fikrim buydu. Hem Dallas'ın statünün azizliğiyle bu sıraya düşmesinden, hem de Memphis'in kendisini beşinci sıradan playoffa sokan niteliklerinin bu seride pek para etmeyeceğini düşündüğümden.

Grizzlies'in sezondaki en büyük özelliği savunmasıydı ve hatta istatistiki olarak normal sezonun en başarılı savunma takımı oldular. Fakat şanssızlıkları şu ki, Dallas'ın en önemli iki hücum silahı, onların savunmadaki zayıf noktalarına vuruyor: Birincisi tabii ki Nowitzki... Memphis'in potaaltı oyuncuları zaten bire bir savunmalarıyla tanınan oyuncular değiller; Gasol'un tehdidi blok, Tsakalidis ise Abdurrahman Çelebi. Ve Nowitzki de zaten en iyi savunmacılar için dahi eşleşmesi kolay bir oyuncu değil. Aslında Gasol'un çabukluğunu ve boyunu Nowitzki'ye karşı kullanmak sanıyorum ki Fratello'nun aklındadır ama başarı sağlayacağı şüpheli bir seçenek... Daha önemlisi, pota altındaki en önemli blok kozunu ordan alarak Dallas kısalarına rahatlık sağlıyor. Özellikle de, ikinci zayıf noktaları olan oyun kurucu savunmasından yararlanacaklara... Chucky Atkins hakkında ne düşündüğümü sanırım herkes biliyor ama tekrarlamak gerekirse, kötü savunmacılar için (Türkçe'de rastlamasam da yabancılarca) kullanılan 'matador' benzetmesi, hiç bir oyuncuya bu kadar yakışmamıştı. Bobby Jackson ise bu konuda iyi ama hücumda deli dolu tarzı Memphis'in yapısına pek de oturmuyor. Ama Atkins'in aldığı süreler Dallas'ın en skorer ikinci ismi olan Jason Terry ve ondan daha iyi skorer olmasa da daha iyi bir delici olan Devin Harris için büyük nimet olacak. Bu yüzden B-Jax'in oyun kurucu oynadığı sürelerin artmasını bekleyebiliriz.

Memphis'in savunmadaki esas gücü olan Jones-Battier ikilisi ise Dallas'ın önemli ama hayati olmayan silahlarını tutuyor. Fratello'nun bu oyunculardan birini riske ederek Battier'yi geçen yıl Jeff Van Gundy'nin denediği ve başarılı olduğu gibi Nowitzki'yle eşleştirmesi beklenebilir. Fakat seri boyunca bu yamalarla Dallas'ın üstünlüğünün üstesinden gelebileceklerini düşünmüyorum. Seri beşinci maçın arkasında kalmaz gibi.

Tahmin: 4-1 Mavericks

Phoenix - LA Lakers

Kobe'nin %33'le 22 sayıda kaldığı deplasmandaki bir Phoenix maçını, Lakers'ın son dakikadaki çalınmayan bir faule kadar kazanabilme noktasında tutacağını, herhalde kimse düşünemezdi. Bunu başarmalarında iki ana etken vardı: Birincisi, ribaundlardaki, özellikle hücum ribaundlarındaki başarılarıyla Suns'ın hızlı hücum etme şansını kısıtlamaları; ikincisi de, Kobe dışındaki tek üstünlükleri olan fizik avantajlarını inatla kullanmaları.

İlk maçta Kobe çok sıradışı bir günündeydi. Düşük yüzdeyle oynadığı çok maç gördüm ama bu kadar doğru seçilmiş şutlarla bu kadar düşük isabet tutturduğu bir maçı, izlediklerim arasında hatırlamıyorum. Bunu bir kenara bırakırsak, bence Kobe iyi bir oyun çıkardı. Özellikle ikinci yarıda kaçan tonla boş şutu biraz daha iyi oyuncular atsa, bugün Kobe'nin maçı kazandıran sekiz-dokuz asistinden de bahsediliyor olabilirdi. Kobe, takımının Suns'ın hücum gücünü tek başına karşılamak için tek şansının pota altı üstünlüğünü öne çıkarmak ve kontrolsüz hücumdan kesinlikle kaçınmak olduğunun bilincindeydi. Kendi de belirttiği gibi, bir şut soksa ısınacaktı. Ama bulamadığı o şutu bulmak isterken takımı unutmaması gerektiğini de biliyordu.

Phoenix maçı kazandı ama özellikle ilk çeyrekten sonra istedikleri tempoda oynayamadıkları açık. Bunun en önemli nedeni Lakers'ın potaya yakın oyunu ve Suns'ın 2.01 ve 2.06'lık ön alanına 2.08 ve 2.13'le üstün gelerek Suns'ın ribaunt sayısını azaltmalarıydı. Marion seri boyunca bir daha bu kadar az ribauntta kalır mı, bilmiyorum. Ama Lakers bu oyun disiplinini sürdürüp potaya yakın olduğu sürece, uzunlarının bir avantajı olduğu kesin.

Diğer taraftan, ilk çeyrekte sanırım beş top kaybı yapan Lakers, maçı 10 ile bitirmeyi başardı. Kobe'yi kullanmaktan başka, Nash'in önünde sağlam durmak için bir seçenekleri ya da pota altında blokçuları yoktu, ama ilk çeyrek dışında gayet iyi yardımlaşarak zaaflarını mümkün olduğunca örttüler. Tabii bazı dış şutları riske etmek durumundaydılar ve Tim Thomas da, Parker ya da Cook'tan daha kaliteli bir şutördü. Sonucu belirleyen en önemli şey de bu oldu.

Bu arada pota altını ısrarla kullanan Lakers'ta Mihm'in yokluğunun çok önemli bir eksik olduğunu söylemek gerekiyor. Kwame sezonu çok iyi performansla bitirdi ve sezon boyunca da göğüs göğüse savunmasıyla önemli katkılar sağladı ama bu seride rakipte o kuvvetini kullanması gereken bir iç tehdit yok. Diğer taraftan, Mihm'in sırtı dönük oyunu, Brown'a göre kesinlikle daha iyi ve şu Suns'a karşı da muhtemelen çok daha etkili bir silah olurdu. Ayrıca içeriye giren Suns kısalarına karşı da az da olsa bir blok tehdidi oluşturacaktı. Lakers doktorları onu oynatabilirlerse önemli iş yapacaklar. Tabii Suns'ın sakatı Kurt Thomas'ın dönüşü daha da büyük bir etki olur ama sanırım az bir ihtimal var.

İç tehdit demişken, bu konuda Lakers'ın, ilk maçta felaket bir ilk yarı oynarken, ondan beklenmeyen bir şekilde maç içinde dönüş yapması ve ilk çeyrekte Barbosa üzerinden turnike atarken elini kaldırmayacak kadar maçtan kopukken üçüncü çeyrekte ortadaki top için kendini paralayan bir ruh haline geçmesi de takdire şayandı.

Kalan maçlar için bence Lakers'ın yapabileceği daha çok şey var ama yine de favorim Phoenix. Kobe'nin bireysel olarak daha büyük bir bela olacağı açık, kritik nokta, bunu ilk maçtaki gibi, takımla birlikte yapıp yapamayacağı. Diğer taraftan, günübirlik de olsa Lakers dışarıdan daha iyi şut atabilir ve dünkü gibi bir oyunda bu Suns'a büyük problem yaratır.

Suns şutörlerinden ise ilk maçtakinin de üzerinde bir dış şut performansı görebiliriz, biliyoruz ki bu onlar için gayet olası. Ve en önemlisi, Marion eğer Odom'a karşı daha etkin bir oyun oynayabilirse, Lakers hem hücum, hem de ribaunt konusunda büyük sıkıntılar çeker.

Tahmin: 4-2 Suns

orkunco@batug.org
25 NİSAN 2006, SALI