all around
Orkun ÇOLAKOĞLU
Cuban'ın gölgesinde

Spor dünyasının kodamanlarının sporculardan ve antrenörlerden daha fazla konuşulmaları, hatta anlaşılmaz biçimde başarıların en önemli mimarları olarak yansıtılmaları (bazen bunu bizzat yapmaları ) aşina olduğumuz bir durum. Belki de onlar üzerinden sporu yorumlamak bazılarının daha fazla işine geliyor. Öyle ya; sahada olup bitenlere anlam veremedikten sonra, saha dışında yaşananları faktör olarak öne sürmek hiç de fena bir çözüm değil. Futbol dünyasından -mesele saha içiyle ilgili olmadığına göre vermekte mahsur görmediğim- örneklere bakalım:

Haluk Ulusoy 2002 Dünya Kupası'nın ardından bir anda kahraman oluyor, hatta dört yıl sonra tekrar federasyon başkanı olmak için seçim yarışındayken, perde arkasında değil ama kamuoyu önündeki en büyük gücü-dayanağı olarak bunu kullanıyor.

Galatasaray'ın şampiyon olduğu günden beri, gazetelere, televizyonlara bakılırsa “MVP” Adnan Polat. Ve bu anlayışın bir meyvesi olarak da, Türkiye Kupası'nı kazanan Beşiktaş'ın kupayı kaldırma anını yansıtan fotoğraf karesinde futbolcudan fazla yönetici bulunuyor! Örneğin, başarıdaki en büyük pay sahiplerinden olan Jean Tigana'yı bazı resimlerde ancak çok dikkatli bakarsanız bulabiliyorsunuz, daha dar bir alanı kapsayanlarda ise göremiyorsunuz.

Çok şükür, sevgili NBA'imiz için böyle bir durum söz konusu değil şimdilik. Ama kapıyı zorlamaya başlayan biri var ve tamamı bilinçli ve planlı 'arızaları' sayesinde bugün -daha bu taşın altına elini soktuğu günden beri arzuladığı gibi- Dallas'ın başarısındaki (ve muhtemel şampiyonluğundaki) en önemli isimlerden biri diye bilinir hale gelmiş durumda.

Büyük(!) General!

Tamam, hiçbirşey yapmadığını, takım sahiplerinin NBA'de herhangi bir önemi olmadığını söyleyemeyiz. Mesela Clippers örneğindeki gibi, başka bir patron Mavericks için bu kadar para harcamayı göze alamayabilir ve takım bugün hâlâ vasat düzeyde olabilirdi. Fakat Cuban, işin bir diğer boyutunda, saha dışı trash-talk'ları, internetteki günlük yazıları ve NBA yönetimine yerli-yersiz kafa tutuşuyla, artık çizginin ötesine geçmiş durumda. O kadar ki, saha dışında Dallas adına ön planda hep o yer aldığı için, bugün çoğu kişi Mavericks takımını kuran kişinin de Cuban olduğunu zannediyor. Donnie Nelson diye birisinden çoğu kişinin haberi yok. Hatta belki bu satırları okuyanların büyük bölümü de bu gruba dahil.

Kabahatiniz yok, çünkü Cuban onu gölgeliyor. Yaptıkları ölçüsünde Joe Dumars, Geoff Petrie, Jerry West kadar saygı görmesi gerekirken Donnie Nelson, onlarınki kadar geri planda kalan takım sahipleriyle çalışmamanın ceremesini çekiyor.

Bu arada, Nelson kim mi? Dallas'ın GM'i... Yani bu kadronun oluşmasındaki esas sorumlu ve pay sahibi... Şöyle ki;

draftte ilk turun sonunda Josh Howard'ı seçen,

iki tur boyunca kimsenin seçmediği Marquis Daniels'ı keşfeden,

Antoine Walker'ı takasta kullanarak günün kahramanlarından Jason Terry'yi alan,

Jamison'ı yollayıp yine günün önemli faktörleri Stack ve Harris'i takıma kazandıran,

hatta Diop'u kadroya ekleyen adam.

Kalan beş maçın ikisini daha kazanması halinde şampiyonluğa uzanacak Dallas'ın geldiği noktada, hangisinin payı daha fazla dersiniz? Bu zengin kadronun birarada olmasında Cuban'ın cömertliğinin elbette katkısı var, ama aynı paraları -hatta fazlasını- harcayan veya harcamış olan Knicks, Blazers gibi takımlarla Mavericks arasındaki temel fark, GM Nelson'dır. Bugün Cuban'ın onda biri kadar sözü edilmeyen Nelson...

Unutmadan, Cuban'ın takım sahibi olarak kadrodaki değişikliklere yön verdiği de oluyor elbette. Michael Finley'in ve Steve Nash'in gönderilmelerinin ardındaki isim Cuban'dan başkası değildi.

Finley epey yüklü bir lüks vergisi külfetinden kaçmak için gönderildi kadroya bakıldığında da gayet normal bir karardı, bunun için Cuban'ı eleştiremeyiz.

Nash'e dair kararının yorumunu ise sizlere bırakıyorum.

13 HAZİRAN 2006, SALI
orkunco@batug.org