all around
Orkun ÇOLAKOĞLU
Oraya dört şampiyonluk adayı daha sıkışır

Sitenin geri döndüğü şu günlerde ben de bir play-off konusuna katılmak isterdim; malum, şu anki en önemli basketbol olayı. Ancak maalesef bu yıl play-off'tan hiç keyif almadığımı görüyorum. Özellikle geçen yılki ayarlanmış kadar güzel play-off sonrasında, bu hiç kesmiyor.

Ne değişti?

Bence en büyük problem, ciddi şampiyonluk adayı sayısındaki azalma. Konferans finallerinde her iki yakada da bir takım net favori ve bu feci bir şey. Detroit-Cleveland serisinin ilk maçına bakarak bunu söylemek doğru değil aslında, o seriyi Cavaliers alırsa çok da şaşırmayacağım ama seri öncesi bir tarafın çoğu kişinin gözünde favori olması, tarafsız biri için bütün büyüyü kaçırıyor. Diğer tarafta ise herhangi bir sürpriz ihtimali de gözükmüyor zaten. (Laf Utah'a gelmişken, dün gece ve Pazar gecesi aklıma takılan bir şey söylemeden geçemeyeceğim: Kesin sonuç için birkaç ölçüm daha yapmam gerekecek ama sanırım Carlos Boozer ligin en cesur oyuncusu. Adamın iki sene yatmış oluşunu, Cleveland'a attığı kazığı, Utah'ta da mızmızlık edişini falan bir kenara bırakın. Takımı dökülüyorken kaç kişi Duncan gibi bir adama karşı ayakta kalıp skoru sırtlayabilir? Ve sayabileceğiniz isimlerden kaçı muazzam atletik yeteneklere ve boy avantajına sahiptir? Neyse, dediğim gibi, birkaç ölçüm daha gerek. Bu esnada Kobe Bryant ve Steve Nash isimleri birden aklıma gelebilir. Önemi yok, amacım Boozer'ın bu yönünü gözünüze sokmaktı.)

Bir önceki turda da vaziyet farklı değildi. Konferans yarı finallerinde yer alan toplam sekiz takımdan sadece üç tanesi, play-off başlarken, play-off'u da geçtim, o tur başlarken şampiyonluğa yürüyebileceklerden biri olarak gösteriliyordu. San Antonio, Phoenix ve Detroit. Bu da demek oluyor ki dört eşleşmenin yalnızca bir tanesinde bir ay sonra kupa kaldırabilecek iki takım birbirini yiyor. Diğer serilerden sadece Jazz-Warriors fena değildi ama sonraki turun ötesine uzanamayacakları düşüncesi, dediğim gibi, büyüyü bozuyor. Nets-Cavaliers ise muhtemelen hayatımda izlediğim en berbat NBA play-off serisiydi. Nets taraftarı arkadaşlar (Carter'dan sebeple Nets saflarında olanlar değil) bozulmasın ama Carter'la kontrat uzatmayıp bir an önce yeni bir takım kurmaya bakmaları en hayırlısı. Kidd'e falan da yol versinler, yazık adama. Zaten Carter'ın kontratın üzerine yatma ihtimali de epey fazla. Diğer taraftan, onun da kalmak istediğini sanmıyorum (para mevzuu elbet); salary cap'i boşaltmış biçimde kendisini bekleyen Orlando'ya gidip Florida'ya -yani evine- döner. Nets o sırada Brooklyn'e taşınır, 2010'da boş salary cap ve konumlandıkları yeri kullanarak LeBron'un peşine düşerler.

Yine dağıttık, ne diyordum... Sekiz takımdan sadece üçü şampiyonluk adayı... Geçen yıl final oynayan takımlar ilk turda gidince böyle bir sönüklük olağan ama onlarla bile toplamda beş takım sayabiliyoruz (ki aslında Wade sakatlanmasa bile Miami'yi sadece ünvanına hürmeten sayacaktık, geçen seneye göre gerileme göstermeyen oyuncuların Wade dışındaki Heat oyuncularının Udonis Haslem, Dorell Wright, Jason Kapono, Chris Quinn gibi isimler olması tatsız bir durum). Öyleyse ligin selameti için bu sayıyı arttırmak gerek.

Ayar kaçtı

Sorun şu ki, ligdeki diğer takımların şu anki seviyeleri birbirine çok yakın. Gereğinden çok... Örneğin Carter ve Kidd Nets'te kaldı ve Carter bir sürpriz yaparak kontratın üzerine yatmadı, yeni sezonda da bu yılki gibi oynuyor diyelim. Krstic'i de ekleyin. Konferans yarı finalinde elenen, Krstic sakat olmasa belki konferans finaline çıkacak Nets'in, play-off'a giremeyen Indiana, Philadelphia, Milwaukee veya -bu yıl bariz yatan ve her ne kadar bugün taraftarlarının çoğu boş gözlerle camdan dışarıyı seyrediyor olsalar da hala çok zengin bir draft'ta beşinci sıra hakkına sahip olduklarını unutmamamız gereken- Boston tarafından 2008'de geçilmesine şaşırır mısınız? Ben şaşırmam açıkçası, çoğu kişinin de aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Az daha konferans finali oynayacak takımla play-off yapamayan birkaç takım arasında çok ufak farklar söz konusu.

Doğu Konferansı'ndan örnek verdik ama Batı'da da çok farklı bir görüntü yok. Normal sezonu dördüncü bitiren Houston Rockets veya şu an konferans finali oynayan Utah Jazz'in sadece muhtemel mid-level exception takviyeleriyle seneye, Durant'lı ve motive olmuş bir Seattle'ı veya gelişen çekirdeğinin üzerine Oden'ı koyacak Portland'ı geride bırakacaklarını garanti edebilir misiniz? Ve esas soru: Bu aşağıdan gelen takımların herhangi birinin seneye şampiyonluğa yaklaşmasını umuyor musunuz?

Böyle bir tablo ortaya çıkmasında ligin kabahati yok, düzeltmek için David Stern devreye girsin de demiyorum. Daha fazla şampiyonluk adayının ortaya çıkması, elinde takas malzemesi olarak kıymet arzeden oyuncular bulunan orta seviye takımların bu isimleri daha fazla katkı sağlayacak yenileriyle değiştirmelerine bağlı. Bankaya gidip bilmemne almaya benzemez tabii bu işler ama en azından birkaç takım için muhtemel sıçrama senaryolarına bakalım. Belki okuyan çıkar da çorbada bizim de tuzumuz olur.

Utah Jazz

“Ulan yuh, daha bir paragraf üstte ‘Seattle'a geçilebilirler' dedin. Omurganı mı aldırdın?” diyenler sakin olsun lütfen, açıklayabilirim. Hakemler kendilerine çeki düzen verir. Şaka yaptım, ciddileşiyorum. En net eksikleri şutör/skorer guard. Free agent listesine göz attım ve en çok gözüme çarpan isim Morris Peterson. Parlak bir yıl geçirmediğinin farkındayım ama bunda Raptors'ın Anthony Parker ve Andrea Bargnani'yi alıp onun süresini azaltmasının da payı büyüktü. Bir önceki yıl maç başına 38 dakika alırken 16.8 sayı ortalamayla oynadı (Tamam, o takımda Mike James de 20 ortalama yapmıştı, biliyorum). O günden bu yana ağır bir sakatlık geçirmedi (daha önce de geçirmemişti) ve daha 30 yaşında. Fiziksel olarak ciddi süreler alabilecek düzeyde, tam Jazz'in ihtiyacı olan türden iyi bir şutör, öyle Kapono tarzı sadece şutu bekleyen bir adam da değil. Ne yapacağının garantisi yok ama bir önceki sezon gibi oynarsa, bu arada Kirilenko'nun play-off'ta başarılı sonuç veren rehabilistasyonu da sürerse Jazz, Spurs ayarında takımların karşısına çok daha iddialı çıkabilir. Golden State'in tutmayacağı söylenen Mickael Pietrus de gelişime açık ve Jazz'in ihtiyaçlarına karşılık verebilecek bir oyuncu. Peterson kadar iyi şutör değil ama bu kazanabileceği bir özellik. Jazz'in en büyük problemi olan 2 numara savunmasına epey katkı yapar. Bu arada Houston'dan ayrılabilecek Bonzi Wells de bir seçenek ama Sloan birkaç antrenman sonra kendisini yanına çağırıp, 20 saniye hiçbir şey söylemeden gözlerinin içine baktıktan sonra aniden tekme tokat girişmesi Wells'in Utah'ta başarılı olmasından çok daha yüksek bir ihtimal gibi gözüküyor. Bir de, Wells'in Adelman'ın gelişine memnun olma durumu var tabii...

Miami Heat

Draft'ın derin olduğüu söylendiğine göre, 20. sıraya yıldız olmasa da iş yapabilecek birinin kalması pek de az bir ihtimal değil. Bir de mid-level hakları mevcut ama seçenekler kısıtlı. Bence esas iştah kabartıcı olan, Jason Williams'ın son senesine gireceği 9 milyon dolarlık kontratı. O kontratı daha yazın birinin tek başına alması sıfıra yakın ihtimal ama sezon ortasında çok cazip bir takas malzemesine dönüşebilir. Akla hemen, daha da güçlenecek Batı'da problemli ve temizlemeye çalıştığı kadrosuyla muhtemelen seneye de nal toplayacak olan Sacramento ve Bibby geliyor. Bibby'yi zaten şutlamak istiyorlar ama Cleveland'a Gooden karşılığında vermek gibi manasız bir hareket yapmazlarsa (Shareef Abdur-Rahim'in hala ribaund dışında her konuda Gooden'dan iyi bir oyuncu olduğunun farkında mı acaba Maloof sülalesi?) bir yere ittirmeleri zor. Miami Wade ve Shaq'ı rahatlatacak bir oyun kurucu bulup tekrar çok ciddi şampiyonluk adayı olur, Sacramento kontrattan kurtulur.

Cleveland Cavaliers

Cleveland demişken... Evet, Drew Gooden'ın Kings'in ilgisini çektiği konuşuluyor. Anlam vermek güç ama doğruysa Bibby Cleveland'ı Eric Snow ve Pavlovic'ten kurtarır, Larry Hughes'un da hücumda daha az şut kaçırmasını sağlar. Bu arada Eric Snow'u Beşiktaşlı Ricardinho'ya benzetiyorum (“Beşiktaşlı” sıfatını futbolla ilgisiz hanım okuyucularım için koydum, kelime sayısını arttırmak için küçük bir çakallık değil), daha doğrusu Ricardinho'yu Snow'a benzetiyorum. Hareketliyken şut atamaz (Snow da serbest atış haricinde atamaz), hızlı değil, adam geçemez (Snow da penetre edemez), sadece iyi pasördür. Böyle bir sürü basketbolcu bulunur da, en ünlüsü Snow olduğu için onu seçtim. Tabii Snow Cleveland'da “Paşa” diye anılmayı aklının ucundan bile geçiremez.

Golden State Warriors

Takımın “Baron Davis birebir oynayacak, bitirebilirse bitirecek, yardım gelirse dışarı çıkaracak” dışında ikinci bir planı da olsa keşke. Pota altından sayı üretebilmek gibi... Gasol uyar mı? O zaman Adonal Foyle'ın iki yılı kalan ve NBA tarihinin en büyük cap filler'ları arasında yerini alacak kontratıyla birlikte genç yetenekler Monta Ellis ve Andris Biedrins'i Memphis'e yolluyoruz. Gençler gitti diye ağlamıyoruz; Baron, J-Rich, S-Jax, Mal Harrington ve P-Gas'i bir araya getirdiğimizin farkına varıyoruz. Gelecek yıl şampiyonluğa oynuyoruz. Tabii bu arada Övünç Özbilgiç'i bir kez daha askere ya da başka bir yere gönderiyoruz. Kendisinin yokluğunda Warriors yıllar sonra play-off gördü, daha dehşet verici olanı ise kendi ağzından dinliyoruz: “Sivas-Beşiktaş maçını 5 dakika kala bıraktım, kazanmışız; Fener-Beşiktaş kupa maçını seyrettim 1-0 yeniktik, uzatmalarda bıraktım, kazanmışız; Sakarya maçının bitimine 10 dakika kala izlemeye başladım, golü yedik; ligdeki Fener maçını izledim, yenildik.”

Houston Rockets

Bu yaz transferlerle güçlenmeleri için bir ihtimal gözükmüyor. Tek çare Yao'nun daha da iyiye gitmesi (Hakeem'le çalışmaya başlamış), Rafer Alston'ın “Ulan hadi bu sene de istikrarlı olayım” diyerek sezona girmesi ve draft'ta bir steal gerçekleştirmeleri. Sezon ortasında biten kontratların bir kısmıyla Kings'in kapısını çalıp Shareef Abdur-Rahim'i istemeleri mümkün. Çok da işlerine yarar. Umarım düşünemezler. Evet, maskem düştü! Lakers'ın rakiplerinin güçlenmemesi benim için daha önemli.

Chicago Bulls

John Paxson “Elimizdeki çekirdeğe güveniyoruz, dağıtmayacağız” demiş. Ben de diyorum ki, “Garnett için de mi?” PJ Brown'ın 8 milyonluk ve 1 Temmuz'da sona eren kontratını, Hinrich, Tyrus Thomas, 10. sıra hakkı ve bir-iki cap filler'la birlikte yollayarak bir teklif yapılabilir. Minnesota'nın sahibi Glen Taylor “Garnett takas talebinde bulunmadı” dedi ama son bir umutla lotaryayı beklemiştir belki. Mazoşist değilse bu aralar bavulunu toplamalı. Garnett olmazsa Jermaine O'Neal için Indiana'ya dönülebilir. Gordon-Deng-Jermaine-Wallace dörtlüsü de çok iyi. Hatta sahaya baştaki oyun kurucu boşluğunu doldurmadan çıkma lüksleri var.

Los Angeles Clippers

Zaman makinesini icat edip birkaç ay öncesine döner, Iverson için Maggette+Livingston'ı vermeyi kabul ederler. Livingston'ın kariyeri belki kurtulur, muhtemel başka sakatlıkları da Philadelphia forması altında geçirir.

Denver Nuggets

Iverson ve Carmelo gibi iki süperyıldızın yanında ligin en iyi savunmacısına (istatistikler sayesinde kazanılmış bir ödül olsa da), onun da yanında geçen yaz 60 milyon dolarlık kontratı layık gördükleri -ve bence zamanın kendilerini haklı çıkardığı- bir başka uzuna, takıma uyan, sağlam bir oyun kurucuya ve fena olmayan bir bench'e sahip olduklarını hatırlasınlar öncelikle. JR Smith'e değerli olduğunu hissettirip altıncı adam görevine ısındırsınlar, istikrarlı süre alsın. Steve Blake'in takımda kalması sağlansın. Hepsi bir kenara, George Karl'la konuşulup, “Bu kadroyla değil Spurs, her biri en iyi dönemlerindeki Payton-Jordan-Pippen-Rodman-Hakeem beşine karşı bile 88 sayı ortalamayla seri bitirmeyi kabul etmiyoruz. Sistemi mi değiştirirsin, savunmaya mı ağırlık verirsin, ne yaparsan yap” denilsin.

Los Angeles Lakers

Evet, tabii ki sona bıraktım. Kobe'nin basına da açıkça belli ettiği isyanından sonra yönetim istese de konservatif tutum gösteremeyecek. Bundan önce tüm takas ihtimallerinde ya Phil Jackson çıkıp Odom'ın verilmesine karşı çıktı, ya Jerry Buss'ın oğlu Jimmy seçilmesinde en büyük pay sahibi olduğu Bynum'a kıyamadı, sonuçta Kidd, Artest gibi isimler direkten döndü. Ne kaçırdığımız tartışılır ama kesin olan tek şey, bu yaz Kobe dışındaki herkesin masaya konduğu. Hem medyanın hem taraftarın ismini Lakers'la telaffuz etmeye bayıldığı adam tabii ki Garnett ama Kevin McHale için Garnett tekliflerindeki öncelikli şart Lakers'tan gelmemesi olabilir. Neyse, Jermaine de işimizi görür. Stan Van Gundy'nin Pacers'ın başına geçeceği konuşuluyor ve kendisiyle birlikte Miami'de kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Odom'a sıcak bakacaktır. Bynum da Donnie Walsh'un (gerçi bırakıyomuş) çok tuttuğu bir oyuncu. Walsh büyük olasılıkla Bird'ü de etkilemiştir. Bir de Jamaal Tinsley konusu var. Özellikle Larry Bird sanırım kendisinden kurtulmak için sokuşturacak birini alıyor. Onun kontratını almayı kabul edersek Bynum dahil edilmeden bir şeyler yapma şansı doğabilir. Indiana'nın Tinsley'den kurtulmayı ne kadar önemsediğini bilmediğim için çok fazla yorum yapamıyorum. Sadece bir fikir, bir seçenek, bir ihtimal...

Bir de, sezon ortasında Bynum'u vermediğimiz için yatan Jason Kidd takası vardı. Jermaine olmazsa ve Carter Nets'ten ayrılırsa tekrar o kapı çalınabilir. Kobe-Jermaine ve genç Bynum mu yoksa Kidd-Kobe ve Odom üçlüsü mü? Bu da ayrı bir yazı konusu.

Takas senaryolarınızı değerlendirmeye açığım.

23 MAYIS 2007
orkunco@batug.org