kayıp ruh

Kurabiye gitti
Yaşadığım evin sâkinlerinden Kedi Kurabiye, bu sabaha karşı son nefesini verdi. Yazı yazmaktan başka yapacak şeyim yok. Boğazımdaki düğümün sebebi hastalık olabilir ama midemdeki düğümün sebebini biliyorum. Velhâsıl, konuşamıyorum.
Başlarına gelenler bilir... Öyle günler olur ki, en çok önemsediğiniz mevzu, bir anda, dünyada aklınıza gelecek son şey haline dönüşüverir. Bugün benim için o günlerden biri. Bugün benim için bütün mevzular öyle... Biliyorum ki dünya hâlâ dönüyor, herşey kaldığı yerden devam edecek. Ama bugün değil... Belki yarın.

***

Kurabiye'ye aylar önce Elçin sokakta rastladı. Çok kötü yaralanmıştı. Ölmek üzereydi. Elçin onu yaşatmak için herşeyi yaptı ve muvaffak oldu. Kurabiye'ye ikinci hayâtını verdi. Onu evlât aldı, annelik etti.
Kurabiye asla talepkâr, arsız, açgözlü bir kedi olmadı. En baştan beri ketum ve minnettardı zaten... Ne mamayla derdi vardı, ne hınzırlıkla... Evin kıdemli iki kedisinden Kelebek'ten ara sıra dayak yemenin dışında, ya kendisi gibi aileye sonradan katılan küçük Ayvırsın'la oynar, ya da eğer biz evdeysek Elçin'in yanından ayrılmazdı.
Elçin'e çok düşkündü Kurabiye. Hayata mucizevî dönüşünü sağlayan bu ikinci annesinden başkasını gözü görmezdi. Yanında oturur, yanında uyur, ayağının dibinden ayrılmazdı.

***

Üç gün önce balkondan düştü. Elçin onu bulup eve getirdiğinde, eskisi gibi değildi artık. Doktor, "Herhalde iç kanaması var. 72 saati atlatırsa iyileşir" dedi. Elçin, o üç günlük mühletin iki buçuk gününde Kurabiye'nin yanından ayrılmadı. Onu sıcak ve güvende tutmaya çalışırken, günde üç defa doktora götürürken, bir yandan yaşama, iyileşme gücü vermeye uğraştı, bir yandan onunla birlikte acı çekti.
Yemeden içmeden kesilen Kurabiye, 72 saati çıkaramadı. Üçüncü gün dolmadan, bu sabaha karşı tâkati tükendi. Elçin'in ona verdiği ikinci hayatını, yine onun yanında, kollarında kaybetti.

***

Sıkıntı ve acı çekti fakat şüphem yok ki huzur içinde gitti. Son anlarında nefes almakta zorlanıyordu ama şuursuz değildi... Ve ruhunu da, dünyada sevip güvendiği tek varlık olan Elçin annesinin o sevgi dolu yüzüne bakarak, onun içini rahatlatan sesini dinleyerek teslim etti.
Kısa ve çileli bir hayatı oldu Kurabiye'nin... Topu topu bir yıl sürdü. Neyse ki Elçin, onun hayatının son altı ayını sevgisi ve şefkatiyle yumuşattı, güzelleştirdi. En azından bunu bilmek, beni buruk buruk gülümsetiyor.

***

Bu sabaha karşı Kurabiye'nin ömrü bitti. İlk geldiğinde ve bizimle kaldığı zaman boyunca olduğu gibi, yine sessiz sedâsız gitti.
Ümit ederim yattığı yerde huzur bulur.

11 Ekim 2001, Perşembe

"Küçük Lucia, bir gün ölüm seni şaşırtır... Ve bunu değiştiremezsin."
(The Fortunate Pilgrim - Mario Puzo)